M01-D01
Bir terim, birçok mimarlık
«İslam mimarlığı» teriminin ortaya çıkışını ve bu terimin farklı bölgelerin yerel geleneklerini nasıl gizleyebildiğini tartışır.
İslam Dünyasında Mimarlık Akademisi — M01, İslam mimarlığına giriş · 1.993 kelime · 7 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme
Dayanak: Tartışmalı: Rabbat 2012; Blair ve Bloom 2003; Necipoğlu 2012, Journal of Art Historiography 6 (Grabar okunmadı)
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
«İslam mimarlığı» bir üslup değil, sınırı tartışmalı bir çalışma adıdır. Avrupa'da 19. yüzyılda kurulan bir alanın adı olarak yerleşmiştir. Tanımlar neyi içeri aldıklarına göre değişir. Terim ortak kurumları ve bağlantıları görünür kılar, yerel gelenekleri ve başka toplulukları saklayabilir. Başlığı bilerek kullan, önce yapıyı oku.
Açılış sahnesi
Bir kent müzesi Ilgın'ın ofisine yeni bir salon için metin ısmarlamış. Salonun adı hazır: «İslam Mimarlığı». Selim tek paragrafta bitirdiğini söylüyor. «Kubbe, minare, avlu, geometri. Fas'tan Endonezya'ya aynı ruh.» Emre ekrana iki görsel getirmek istiyor, sonra vazgeçip iki plan çiziyor: soldaki düz damlı ve yüzlerce sütunlu, sağdaki ağaçtan bir çatı altında. «İkisi de cami,» diyor. «Aynı ruhu nereden göreceğiz?» Kenan Usta başka bir soru soruyor: «Taşı kim kesti? Hepsi Müslüman mıydı?» Ahu ziyaretçi gözüyle okuyor. «Bu ad beni bir dine mi götürüyor, bir coğrafyaya mı, bin dört yüz yıla mı?» Feyza Hanım bir makale çıkarıyor. «Bu adı kim, ne zaman koymuş, ona bakalım,» diyor. «Kullanmamak için değil. Ne yaptığını bilmek için.» Selim paragrafına bakıyor. Bir cümlede bir din, bir kıta dizisi ve bir ruh var. İlk kez «aynı» sözcüğünün altını çiziyor ve yanına kaynak yazmaya çalışıyor, yazamıyor.
Bu derste ne olacak
Bu akademi on dört yüzyıla ve çok geniş bir coğrafyaya yayılıyor, bu yüzden ilk iş başlığın kendisini okumak. Terimin nereden geldiğine, onu kimlerin nasıl tanımladığına ve hangi yararı sağlayıp neyi gizleyebileceğine bakacağız. Kararımız terimi atmak değil, sınırlarını bilerek kullanmak olacak. Bunu yapmak için dört tanım deneyeceğiz ve her birini birkaç düşünce deneyiyle sınayacağız. Sonra M01-D02'de caminin öğelerine geçtiğimizde bu dersin sorusu yanımızda duracak: ortak bir ad, ortak bir biçim demek midir?
Kanıt ne diyor
Program Grabar'ın «The Formation of Islamic Art» kitabını gösteriyordu, onu okumadık, görüşünü Rabbat'tan aktarıyoruz. Bu ders için Journal of Art Historiography'nin 2012 sayısında açık erişimle yayımlanan Rabbat, Necipoğlu ve Blair ile Bloom metinlerini kullandık, Shalem'in makalesinin ise yalnız bir bölümüne baktık. Grabar, Grube ve Marçais'yi Rabbat'ın özetiyle biliyoruz. Bunlar çoğunlukla yorumcu metinlerdir, yani bir alanın kendi hakkındaki tartışmasıdır. Müze siparişi kurgudur.
Terimin bir tarihi var, bu bir eleştiri değil, bir gözlemdir. Okuduğumuz yazarlara göre bu ad yapıların kendi çevresinden gelmiyor. Rabbat'ın anlattığı erken gezginler ellerinde bir model olmadığı için önce başka adlar kullanıyor. Bu noktada bir uyarı: Aynı metinlerde bile tarih oynuyor ve «İslam sanatı» ile «İslam mimarlığı» aynı anda yerleşmemiş olabilir. Dolayısıyla okura «terim şu yılda doğdu» demek yerine, «Avrupa'da 19. yüzyılda bu alan kurulurken adlar da denendi» demek daha dürüst olur. Necipoğlu'nun andığı Fletcher ağacı da gösterir ki bir ad yalnız bir etiket değildir: «Saracenic» sözcüğü bir yapı grubunu tarihin dışına koyan bir tablo içinde çalışıyordu. Terimin kuruluş yeri bir yapıyı yanlış okumamız için yeterli sebep değildir, ama sorulması gereken bir sorudur.
Şimdi tanımları sınayalım. Bunu birkaç düşünce deneyiyle yapacağız, bunlar kurgu örneklerdir ve amacı bir yargıya varmak değil, tanımın sınırını görmektir. Birinci durum: Müslüman bir vali için Hıristiyan ustaların ördüğü bir köprü. İkinci durum: Müslüman çoğunluklu bir kentte bir sinagog. Üçüncü durum: Müslüman bir patronun yaptırdığı, ama bir saray bahçesi köşkü. Dördüncü durum: Bugün Avrupa'da, bir Müslüman cemaat için, çağdaş bir mimarın beton bir ibadet yeri. Marçais'nin göze dayalı ölçütü üçünü kaçırabilir, çünkü bu yapıların hepsi kubbe ya da kemer taşımayabilir. Grube'nin içe dönüklük ölçütü köşkle ya da köprüyle pek çalışmaz. Grabar'ın geniş tanımı çoğunu içeri alır, sinagogun yerini ise «bir İslam ülkesinde» sözüne bağlar. Rabbat'ın kendi ölçütü dördüncüyü rahatça içeri alır, ama «etki» sözünün ölçüsünü senden ister. Hiçbir tanım her şeyi çözmez. Bu dersin kullanacağı dil de bu yüzden daha sıkıcı ve daha işe yarar olacaktır: mümkün olduğunda «İslam mimarlığı» yerine yer, dönem, yaptıran ve işlev söyleyeceğiz.
Peki terim ne işe yarar? Yararını küçümsemeyelim. Bu başlık altındaki yapılar birbirine bağlanabilir: ortak bir ibadet düzeni, hukuk ve vakıf gelenekleri, kitabelerin yazı dili, gezen ustalar, kervan yolları ve hac. Bu liste bizimdir ve sonraki derslerde sınanacak. Blair ve Bloom da «uygun ama yanlış» derken önerilen başka adların tutmadığını söyler. Üstelik başlık, yoksa görünmez kalacak bir bağlantıyı görünür kılar. Kahire'deki bir ustanın Anadolu'ya gitmesi ya da Şam'ın bir cephesinin başka bir kentte izlenmesi ancak böyle bir çerçevede aranır. Ama aynı başlık bir şeyi de saklayabilir. Bir bölgenin taş, kerpiç, ağaç ya da tuğla geleneği «İslam» başlığı altında bir ayrıntıya düşebilir. Müslüman olmayan ustalar, patronlar ve kullanıcılar kolayca görünmez olur. 19. yüzyıl sonrası yapılar dışarı atılabilir. Ve belki en önemlisi, bir yapıya önce din sorulur, oysa yapı önce iklim, malzeme, para ve kullanıcı sorusuna cevap veriyor olabilir.
Kuruluşun bugünkü sonuçlarını da unutma. Rabbat'ın anlattığına göre sömürge sonrası dönemde avlu, rüzgâr kulesi ve sivri kubbe gibi öğeler kimlik göstergesi olarak yeniden kullanılmıştır. Yani bir tarih terimi, çizim masasında bir tasarım reçetesine dönüşebilir. Selim'in «kubbe, minare, avlu, geometri» listesi de bu reçetenin bir parçasıdır. Bir mimar için bu sadece kitap sorusu değildir. Bugün bir cami, bir kültür merkezi ya da bir havalimanı projesinde «İslami» bir cephe istendiğinde, müşterinin aklındaki resim bu tarihten geliyor olabilir. Bu akademinin sonraki modülleri o resmi yeniden açacak. Şimdilik yöntem şu: her dersin başında başlığı değil, yapıyı oku. Bu akademinin başlığını da buna göre kullanacağız.
Sahada
Selim müzeye gidecek metni baştan yazıyor, «aynı ruh» sözünü çıkarıyor ve salon başlığı altına bir kapsam cümlesi ekliyor. Emre her yapı fişine yer, dönem, yaptıran ve işlev satırı açıyor. Feyza Hanım başlıkların tarihini panonun yanına küçük bir not olarak öneriyor. Kenan Usta usta sorusu için ayrı bir satır istiyor, bilinmeyeni boş bırakacak. Ahu ziyaretçinin ilk cümlede neyi varsayacağını deniyor, bir de salona girip giremeyeceğini soruyor.
Gri alan
Terimin tam ne zaman yerleştiği ve «Saracenic» gibi adların nasıl geride kaldığı için bu derste okuduğumuz metinler bir aralık veriyor, kesin bir tarih değil. Alan içi tartışma sürüyor: bazı yazarlar terimi korumayı, bazıları bölgesel ve dönemsel başlıklara dönmeyi savunuyor. Hangi yapının bu başlığa gireceği tanıma göre değişir ve bu bir araştırma sorusudur, dinî bir hüküm değildir. Bu akademi dinî yorum yapmaz. Rabbat'ın sınırları ve Grabar'ın düşüncesi için de kendi kitaplarına gitmek gerekir. Bu derste okuduğumuz yazarlar Avrupa ve Kuzey Amerika kurumlarında çalışıyor. Bu kurumların dışından, özellikle Arapça, Farsça, Türkçe, Urduca ve Malayca yazan bilginlerin görüşlerini okumadık, bu önemli bir eksik.
Yaygın yanlış«İslam mimarlığı bir üsluptur.»
Blair ve Bloom alanın ne dönem ne üslup olduğunu yazar. Çok farklı planlar ve malzemeler bu başlığa girer.
Yaygın yanlış«Kubbe ve minare görürsen İslam mimarlığıdır.»
Bu biçim listesi bir tanım değildir. Başka bölgelerde de kubbe vardır ve bu başlıkta kubbesiz yapılar da bulunur.
Yaygın yanlış«Terim Batılılarca kurulduysa kullanılmamalıdır.»
Kökeni eleştirmek ile terimi bırakmak ayrı kararlardır. Rabbat da terimi bilerek kullanmaktan yanadır.
Senin işinde
Bir yapıyı anlatırken önce yer, dönem, yaptıran, işlev ve malzemeyi yaz. Başlığa ancak bu satırlardan sonra dön. Müşteri ya da jüri «İslami», «Doğulu» gibi bir söz kullandığında aklındaki resmi sor, çünkü konuşulan şey çoğu kez bir görüntü listesidir. Tarih bilgisi kullanarak reçete yazma, ama müşterinin kimlik isteğini de küçümseme: kullanıcı neyi tanımak istiyor, onu sor. Ders ya da gezi metni yazıyorsan başlığın kapsamını açıkça söyle ve Müslüman olmayan kullanıcıları, ustaları görmezden gelme. Kaynak okurken yazarın hangi tanımla çalıştığını ve o tanımın neyi dışarıda bıraktığını not et. Bir karşılaştırma tablosu kuruyorsan din sütununu ilk sütun yapma. Araştırma yapıyorsan yerel dillerdeki kaynakları ara, çünkü bu alanın kuruluş dili her yerin deneyimini taşımıyor. Çağdaş bir ibadet yapısında bu tartışmayı stüdyoya getir ve cevabı planla ver, cephe süsüyle değil.
Kendin dene
Aklında kalsın
«İslam mimarlığı» bir üslup değil, sınırı tartışmalı bir çalışma adıdır. Avrupa'da 19. yüzyılda kurulan bir alanın adı olarak yerleşmiştir. Tanımlar neyi içeri aldıklarına göre değişir. Terim ortak kurumları ve bağlantıları görünür kılar, yerel gelenekleri ve başka toplulukları saklayabilir. Başlığı bilerek kullan, önce yapıyı oku.
Sonraki derse köprü
Madem tek bir biçim yok, yine de bu başlıktaki ibadet yapılarının hangi öğeleri tekrar eder? M01-D02 kıble duvarı, mihrap, minber, minare, avlu ve şadırvanı işlevleriyle tanıtıyor ve onları bir zorunluluk listesi gibi değil, bir soru listesi gibi okuyor.
Kendini sına
Soru 1 · Kavram
Blair ve Bloom «İslam sanatı» başlığı için hangi gözlemi yapar?
- A) Tek bir ülkenin sanatıdır.
- B) Ne bir dönem ne de bir üsluptur ve bir bölgeyle sınırlı değildir.
- C) Yalnız 7. yüzyılı kapsar.
- D) Yalnız dinî nesneleri içerir.
Cevap: B. Bu yüzden Gotik gibi bir üslup adıyla aynı türden değildir. Terim baskın dinin bulunduğu daha geniş bir kültürü anlatır.
Soru 2 · Kanıt
Rabbat'ın anlattığına göre erken Avrupalı yazarlar «Islamic architecture» adına yerleşmeden önce hangi adları denemiştir?
- A) «Gothic» ve «Baroque».
- B) «Roman» ve «Byzantine».
- C) «Modern» ve «Classical».
- D) «Saracenic», «Mohammedan», «Moorish» ve «Oriental».
Cevap: D. Bu adları Avrupa merkezli terimler olarak anar. Terimin tarihi, onu kuran bakışın da tarihidir.
Soru 3 · Senaryo
Bir müşteri yeni bir kültür merkezi için «İslami bir cephe» istiyor. İlk adımın ne olur?
- A) Hemen sivri kemer ve kubbe çizerim.
- B) İsteği küçümseyip reddederim.
- C) Aklındaki resmi ve kullanıcıyı sorar, iklim, malzeme ve yer bilgisiyle birlikte seçenekleri gerekçesiyle konuşurum.
- D) Rastgele bir geometrik desen eklerim.
Cevap: C. Biçim listesi bir tanım değildir, müşterinin isteği de yok sayılmaz. Karar yapının kullanıcısı ve yeriyle birlikte verilir.
Soru 4 · Tuzak
Biri diyor ki: «Bu ad Avrupalılarca konduğuna göre bütün alan yanlıştır, bu yapıları birlikte düşünmek anlamsız.» Hata nerede?
- A) Terimin kökeninden, yapılar arasındaki gerçek bağlantıların yokluğunu çıkarıyor; ortak kurumlar ve gezen ustalar başka bir sorudur.
- B) Avrupalılar bu yapıları hiç görmemiştir.
- C) Bu başlıkta hiç yapı yoktur.
- D) Bütün yapılar aynıdır.
Cevap: A. Eleştiri adın nasıl kurulduğunu gösterir. Bağlantılar ise belge ve yapı üzerinden ayrıca sınanır.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.