Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Saffet'in iki hafta içinde karşılaştığı üç "dizim" (kooperatifin ekip günü, Hülya'nın figürleri, Lale'nin grubu) üç ayrı çerçeveydi; bir uygulamayı tanımak için iki şey sorulur: yorumu kim kuruyor ve temsilcinin algısı neyin bilgisi sayılıyor.
- Hellinger'in klasik aile dizimi, Schönfelder'in sembolik nesnelerle başlattığı çalışmayı kişi gruplarına genişletir, sevginin düzenleri ve dolaşıklık öğretisiyle birleştirir; erken biçiminde temsilci bildirimini ailenin gerçek hâline dair bir bilgi sayar, sonraki biçimlerinde kolaylaştırıcının "fenomenolojik bakışına" yaslanır.
- Varga von Kibéd ve Sparrer'in yapısal dizimleri yorumu danışana bırakır ve aile dışı sistemlere de uygulanır, ama örtük çalışmada temsilcinin bilmediği bir şeyi algılayabildiğini varsayar; kurumsal dizimler 2000'de Weber'in derlemesiyle kapsamlı bir alan oldu.
- Kişili grup dizimi ile figürlü bireysel çalışma ayrı biçimlerdir; Ludewig'in aile tahtası, terapideki süreçleri belgelemek için tasarlanıp daha çok bir iletişim aracı olarak işe yarayan figürlü bir öncüdür.
- Moreno'nun psikodraması, Kantor, Duhl, Satir ve Papp çizgisindeki aile heykeli, McGoldrick ve Gerson'ın yaygınlaştırdığı genogram ve aile terapisi yakın akrabalardır, ama her biri kendi sahibiyle ve kendi amacıyla ayrı bir yöntemdir.
- Dizim psikoterapinin yerini tutmaz ve tanı koymaz; Türkiye'de doğrudan teşhis tabiplere bağlıdır ve aile dizimi uygulayıcısı yasada tanımlanan sağlık meslekleri arasında yer almaz. "Bilen alan" ise sınanmamış metafizik bir yorumdur.
Açılış sahnesi
Saffet, Niğde'de bir elma kooperatifinin soğuk hava deposundan sorumlu ve ekim sonunda iki hafta içinde iki kez, hiç beklemediği bir biçimde, başka bir şeyin yerine geçirildi. İlki kooperatifin ekip gününde oldu. Kayseri'den gelen bir danışman çalışanlardan birkaçını kalkmaya davet etti; birine "ihracat", birine "yönetim kurulu", Saffet'e de "depo" dedi ve onları toplantı odasında birbirine göre yerleştirdi. Saffet bulunduğu noktada sırtının herkese dönük olduğunu fark etti ve bunu söyledi; danışman yalnızca başını salladı, kimse kimsenin ailesinden söz etmedi.
Birkaç gün sonra eşi Hülya'nın isteğiyle bir kez daha oldu. Hülya annesinin ölümünden beri bir klinik psikologla görüşüyor ve bir görüşmeye Saffet'i de çağırdı. Psikolog masaya küçük tahta figürler koydu, Hülya annesini, kendisini ve kardeşlerini bu figürlerle yerleştirdi, psikolog da ona "Buradan bakınca ne fark ediyorsunuz?" diye sordu. Saffet aynı masada, ilk görüşmelerde birlikte çizildiği belli olan, kutular ve çizgilerle dolu bir aile şemasını da gördü.
Akşam kuzeni Lale çaya geldi. Lale gelecek ay Kayseri'de iki günlük bir "aile dizimi" grubuna yazılmış ve yalnızca biçimini tarif ediyor: otuza yakın kişi oturuyor, sırası gelen kişi aralarından birkaçını seçip kendi annesinin, babasının temsilcisi olarak ayağa kaldırıyor. Saffet'in aklında tek bir aile meselesi var: kardeşi Necmi otuz yıl önce Almanya'ya gitti, annelerinin cenazesine yetişemedi ve o günden beri aralarında bir soğukluk duruyor. Lale "Sen de gel, Necmi'yi de birine koyarsın" diyor. Saffet bardağı elinde tutup düşünüyor: kooperatifteki ekip günü, Hülya'nın figürleri ve Lale'nin grubu aynı işin üç biçimi mi, yoksa yalnızca aynı kelimeyi mi paylaşıyorlar?
Bu derste ne olacak
Saffet'in iki haftasını üç ayrı çerçeve olarak ele alacağız. Bert Hellinger'in klasik dizimi, ondan türeyen yapısal ve kurumsal dizimler, kişilerle yapılan grup dizimi ile figürlerle yapılan bireysel çalışma birbirinden ayrılacak; yakın akraba sayılan psikodrama, aile heykeli, genogram ve aile terapisi de kendi sahipleri ve yıllarıyla yerine oturacak.
Ardından sınırlara geçeceğiz: bir dizimin psikoterapinin yerini tutup tutmadığı, tanı koyabilip koyamadığı, Türkiye'deki sağlık meslekleri arasında yer alıp almadığı ve "bilen alan" açıklamasının hangi statüde bulunduğu. Bu soruların cevabını kanıtı aşmadan, yasanın kendi cümleleriyle vereceğiz ve sonunda bir uygulamayı tanıtırken iki ayrı şeyi sorabileceksin: yorumu kim kuruyor, temsilcinin algısı neyin bilgisi sayılıyor?
Sıfır noktası
Bütün bu yöntemlerin ortak çekirdeği mekânsal temsildir: bir ilişkiyi kelimeyle anlatmak yerine, insanları ya da nesneleri bir yüzeye yerleştirip aralarındaki mesafeyi, yönü ve bakışı göstermek. Bunu küçük çocuklar oyuncaklarıyla kendiliğinden yapar, bir sofrada kimin kime yakın oturduğu da benzer bir şey anlatır. Bu çekirdekte tartışmalı bir şey yok; bir yerleşimin insana ailesini dışarıdan gösterebileceği, yöntemlerin hepsinin paylaştığı bir gözlem.
Yöntemleri ayıran asıl soru, yerleştirilen kişinin ya da figürün söylediğine ne statü verildiğidir. Hülya'nın masasındaki tahta figür hiçbir şey hissetmez; Hülya bakar ve gördüğünü konuşur. Saffet ise kooperatifte "depo"yu canlandırırken bir şey hissetti ve bildirdi. Böyle bir bildirimin danışanın algısına mı, yoksa temsil edilen şeyin gerçek hâline mi dair sayıldığı, okulların birbirinden en çok ayrıldığı noktadır.
Mekanizma
Hellinger'in dizimi: kişiler, grup ve bir öğreti
Lale'nin tarif ettiği biçim, Almancada Familienaufstellung denen klasik aile dizimidir. Bert Hellinger bu çalışmayı 1980'lerde biçimlendirdi; psikiyatr Gunthard Weber'in 1993'te derlediği Zweierlei Glück onu geniş kitlelere taşıdı. Oturumda odak kişi gruptaki yabancılar arasından aile üyeleri için temsilciler seçer, onları içinden geldiği gibi yerleştirir ve oturur. Temsilciler bulundukları noktada ne hissettiklerini bildirir, kolaylaştırıcı onları yeniden konumlandırır, eksik görünen bir üyeyi ekler ve sonunda kısa "çözüm cümleleri" söyletir.
Bu sahnenin arkasında Hellinger'in "sevginin düzenleri" (Ordnungen der Liebe) dediği bir öğreti var: aileye ait olan herkesin bir yere hakkı olduğu, verme ile alma arasında bir denge arandığı ve önce gelenin önceliği. Bir kişinin kendisine ait olmayan bir kaderi taşıması öğretide dolaşıklık (Verstrickung) adını alır. Klasik dizim, en azından erken biçiminde, temsilcilerin bildirdiklerini danışanın iç resmi olarak değil, ailenin kendisine ait bir bilgi olarak okur; Varga von Kibéd ile Sparrer'e göre sonraki biçimlerde ağırlık kolaylaştırıcının "fenomenolojik bakışına" kayar. Lale'nin grubunda bir temsilci "ayaklarım yere basmıyor" derse, bu okulda o cümle temsil edilen babaya dair bir işaret sayılır; öğretinin kendisini, kendi diliyle ve bütünüyle, Katman 2'de okuyacağız.
Hellinger yöntemi boşlukta kurmadı. Varga von Kibéd ve Sparrer'in aktardığı soy çizgisine göre Thea Schönfelder aile dizimlerini sembolik nesnelerle başlatmıştı, Hellinger de bu yolu Virginia Satir'den, McClendon ile Kadis'ten ve Iván Böszörményi-Nagy'den aldığı fikirlerle kişi gruplarının yerleştirilmesine genişletti. Aile heykeli ile dizim bu yüzden yan yana doğmuş iki kardeş sayılmaz; dizim, heykel geleneğinden beslenmiş sonraki bir halkadır.
Yapısal dizimler: aynı sahne, başka bir dil
Dizimle çalışan herkes Hellinger'in okumasını sürdürmedi. Münih'te mantıkçı Matthias Varga von Kibéd ile psikolog Insa Sparrer, sistemik yapısal dizimler (Systemische Strukturaufstellungen, kısaca SySt) adını verdikleri bir yaklaşım geliştirdi ve ilk ortak kitapları Ganz im Gegenteil 2000'de çıktı. Kitabın önceki baskılarının önsözlerinde yaklaşımın dört kökü sayılır: Virginia Satir'in aile terapisi, Steve de Shazer ile Insoo Kim Berg'in Milwaukee'deki çözüm odaklı okulu, Schönfelder ile Hellinger'in dizimleri ve Milton Erickson'ın hipnoterapisi.
Aynı önsözler yapısal dizimleri aile dizimlerinden ayıran özellikleri de sıralar. Yazarlar yorumdan kaçındıklarını, birden çok anlamın açık kalmasına izin verdiklerini ve yorumun düzeyini danışanın kendisinin seçtiğini söyler; müdahaleleri birer öneri sayar, sonraki adımları danışan ve temsilcilerle sürekli geri bildirim içinde geliştirir. Kolaylaştırıcıya "yönetici" yerine "ev sahibi" der, kışkırtıcı müdahaleyi yeniden travma riski taşıdığı için gereksiz bulur.
Temsilcilerin yaşadığına "temsil eden algı" (repräsentierende Wahrnehmung) adını verirler ve temsilcilere çalışmada merkezi bir rol tanırlar. Bu ad deneyimi adlandırır. Yine de aynı metin, temsilcilerin neyi temsil ettiklerini bilmeden çalıştığı örtük (verdeckt) bir biçimi mümkün sayar; örtük çalışma, temsilcinin bilmeden temsil ettiği şey hakkında bir şey algıladığını varsayar ve yorumu danışana bırakmak bu varsayımı ortadan kaldırmaz.
Kurumsal dizimler
Yapısal dizimler aile dışındaki sistemleri de konu alır: bir karar, bir problem, bir iş ekibi. Dizimin şirketlere taşınmasında Gunthard Weber'in 2000'de derlediği Praxis der Organisationsaufstellungen (Organizasyon Dizimlerinin Pratiği) alanın ilk kapsamlı derlemelerinden biri oldu ve yazarları arasında Varga von Kibéd ile Sparrer de vardı. Kurumsal dizimde temsil edilen şey bir bölüm, bir müşteri, bir ürün, bir yönetici ya da bir hedef olabilir. Saffet'in kooperatifteki deneyimi bu çizgiye düşüyor: aynı "dizim" kelimesi, aile konusu hiç açılmadan bir ekip çalışmasının adı olabilir ve Saffet'in "sırtım herkese dönük" bildirimi orada ancak deponun ekip içindeki konumuna dair bir konuşmanın başlangıcı olabilirdi.
Kişiyle grup, figürle birey
Bir dizimin hangi okula ait olduğu, kimle ya da neyle yapıldığından ayrı bir sorudur. Kişili grup diziminde temsilciler canlı insanlardır ve bedensel bildirimleri çalışmanın ana malzemesidir; Lale'nin yazıldığı grup buna örnektir. Bireysel çalışmada ise danışan çoğu zaman bir terapist ya da danışmanla baş başadır ve temsil işini figürler, minderler, yer işaretleri ya da bir tahta üstlenir.
Figürlü çalışmanın Almanya'da bilinen bir öncüsü Familienbrett'tir (aile tahtası). Kurt Ludewig ve bir grup psikoloji öğrencisi 1970'lerin sonunda Hamburg-Eppendorf Üniversite Hastanesi'nin çocuk ve ergen psikiyatrisi bölümünde ahşap bir tahta ve tahta figürlerden oluşan bu yöntemi geliştirdi ve 1983'te Familiendynamik dergisinde yayımladı. Amaç, aile terapisi sırasında aynı anda yürüyen pek çok süreci anlamlı biçimde belgelemek ve sosyal sistemlerde tanıyı kolaylaştırmaktı; Carl-Auer yayınevinin sistemik sözlüğündeki maddeye göre tahta bu tanı amacına pek uymadı, daha çok bir iletişim aracı olarak işe yaradı. Hülya'nın masasındaki figürler bu türden bir çalışmaya benziyor ve oradaki bilgi doğrudan Hülya'nın algısından geliyor, çünkü figürün hissedebileceği bir şey yok.
Yakın akrabalar: psikodrama, aile heykeli, genogram, aile terapisi
Dizimin en eski akrabası Jacob Levy Moreno'nun psikodramasıdır. Moreno 1946'da yayımlanan Psychodrama kitabının ilk cildinde yöntemi, yaşantıyı sahnede canlandırarak keşfetmek olarak anlattı: bir kahraman (protagonist) hayatından bir sahneyi oynar, gruptaki yardımcılar öteki rolleri üstlenir. Psikodramada sahneyi kahramanın anısı ve algısı kurar; yardımcının söylediği, kahramanın sahnesine hizmet eden bir oyundur.
Aile heykeli (family sculpting) 1960'larda Boston Aile Enstitüsü'nde biçimlendi; Bunny Duhl'un anlatımına göre heykeli David Kantor geliştirdi, Kantor ile Fred ve Bunny Duhl da 1973'te yöntemi bir "heykel el kitabı" olarak yazdı. Satir de ailelerin iletişim biçimlerini bedensel duruşlarla gösterdi; 1972'de yayımlanan Peoplemaking kitabında yatıştırma, suçlama, aşırı akılcılık ve konuyu dağıtma diye adlandırdığı iletişim biçimlerini birer beden duruşu olarak çizdi. Peggy Papp, Olga Silverstein ve Elizabeth Carter ise 1973'te heykeli, sorunları henüz krize dönüşmemiş "sağlıklı ailelerle" yapılan, tedaviden çok eğitim amaçlı önleyici bir çalışmada kullandı. Heykel geleneğinden gelen Andras Wienands, Alman Sistemik Terapi Derneği'nin (DGSF) bilgi portalındaki yazısında, aile diziminde çözümü "bilen" bir terapistin kurduğunu, heykelde ise çözümün danışanla birlikte geliştirildiğini savunur.
Genogram ise bir sahne kurmaz, bir harita çizer. Monica McGoldrick ile Randy Gerson'ın 1985'te yayımladığı Genograms in Family Assessment, aile değerlendirmesinde toplanan bilgiyi doğum, ölüm, evlilik, göç ve ilişki nitelikleriyle birkaç kuşak boyunca düzenleyen ve örüntüleri görünür kılan bu grafiği yaygınlaştırdı. Hülya'nın kutulu şeması bir genogramdı ve onu bir dizimden ayıran şey, her bilginin yanına kaynağını ve "bilinmiyor" notunu yazmaya izin vermesidir.
Aile terapisi bunların hepsini araç olarak kullanabilen, pek çok okulu olan geniş bir psikoterapi alanıdır ve yetkin, denetim altında çalışan bir terapist gerektirir. Hülya'nın psikoloğu figürleri bir terapinin içinde, değerlendirmesi ve takibi olan bir sürecin bir adımı olarak kullandı. Lale'nin grubu ise iki günlük, tek seferlik bir çalışma; aynı kelimeyle anılsalar da çerçeveleri birbirine benzemiyor.
Sınırlar: dizimin yapamayacakları
Klasik ya da yapısal hiçbir dizim kendi başına bir psikoterapi sayılmaz. Psikoterapi bir sıkıntının değerlendirilmesini, bir planı, düzenli görüşmeleri ve takibi içerir; tek seferlik bir atölyede bunların çoğu yoktur. Bir oturumun insanı ağlatması ya da rahatlatması onu tedaviye çevirmez.
Dizim tanı da koymaz. Bir temsilcinin "ayaklarım yere basmıyor" demesi, temsil ettiği babanın sağlığı ya da ruh hâli hakkında bir teşhis üretemez. Türkiye'de 1219 sayılı Kanun'a 2011'de eklenen ek 13. madde, bu yasağı klinik psikolog dahil hekim dışındaki sağlık meslek mensuplarına koyar: "Tabipler ve diş tabipleri dışındaki sağlık meslek mensupları hastalıklarla ilgili doğrudan teşhiste bulunarak tedavi planlayamaz ve reçete yazamaz." Hiçbir sağlık mesleğine girmeyen bir uygulayıcı için bu yetki hiç doğmaz.
Ek 13. madde hekim dışındaki bir dizi sağlık mesleğini, klinik psikologdan fizyoterapiste kadar, tanımlar ve aile dizimi uygulayıcısı bunlar arasında yer almaz. Aynı madde diploması ya da meslek belgesi olmadan bu mesleklerin yetkisindeki bir işi yapanı ya da unvanı takınanı cezalandırır; bir dizimcinin kendini "klinik psikolog" diye tanıtıp tanıtmadığı ve psikoterapi yaptığını söyleyip söylemediği bu yüzden önem taşır.
Son sınır açıklamayla ilgili. "Bilen alan" (das wissende Feld) ifadesini en açık biçimde 1999'da kuran Alman hekim Albrecht Mahr'dır. İfade, temsilcilerin odadaki kimsenin bilmediği bir aile bilgisine bir alan aracılığıyla eriştiğini öne süren metafizik bir yorumdur ve bu mekanizmayı gösteren bağımsız bir sınama yok. Dizim seminerlerinin iyilik hâli üzerine randomize çalışmalar ise yapıldı; sonuçlarını ve sınırlarını Katman 2'nin kanıt derslerinde okuyacağız.
Saffet açısından bu sınırların pratik bir karşılığı var. Necmi'ye dair bir hükmü, Necmi'nin yokluğunda bir yabancının bedeninden okumak bu çerçevelerin hiçbirinin güvenle yapabildiği bir iş sayılmaz. Saffet'in kendi kırgınlığını görmesi ve konuşması için ise önünde birden fazla kapı açık.
Kaynaklardan okuma
Usta katmanı
"Aile dizimi", "sistemik dizim", "aile konstelasyonu" ve "organizasyon dizimi" adları günlük kullanımda birbirinin yerine geçtiği için, bir uygulamayı tanımak isteyen okur iki soruyu ayrı ayrı sormalı. İlki yorumun sahibidir: sahnede görünenin ne anlama geldiğini kolaylaştırıcı mı söylüyor, yoksa danışan mı seçiyor? Klasik dizimde bu söz çoğu zaman kolaylaştırıcıdadır; yapısal dizimler ise yorumu bilinçli olarak danışana bırakır.
İkinci soru, yerleştirilen kişinin algısının neyin bilgisi sayıldığıdır ve ilkinden bağımsızdır. Hülya'nın figürlerinde bu soru hiç doğmaz, çünkü bilgi baştan Hülya'nın algısıdır. Klasik dizim, erken biçiminde, bildirimi ailenin gerçek hâline bağlar; yapısal dizim yorumu danışana bıraksa da örtük çalışmada canlandıran kişinin bilmediği bir şeyi algılayabildiğini varsayar. Bir okul yorumu danışana bırakırken bu algıya güçlü bir bilgi değeri yükleyebilir, bir başkası yorumu kendisi kurarken algıyı yalnızca danışanın iç resmine bağlayabilir.
Bu iki soru bir tanıtım metnini okurken somut cümlelere dönüşür. Sahnede söylenen bir öneri olarak mı sunuluyor, yoksa bir bulgu olarak mı? Danışanın bir yorumu "bana uymuyor" diyerek bırakma hakkı açıkça söyleniyor mu? Bu sorular okulları sıralamaz; her okulun içinde temkinli ve kesin konuşan uygulayıcıyı ayırmaya yarar.
Usta bir okurun düştüğü ince tuzak, bir okulun iç tutarlılığını öne sürdüğü mekanizmanın gerçek olmasıyla karıştırmaktır. Hellinger'in öğretisi kavramları birbirine sıkıca bağlanan, gücü olan bir dildir ve bu dili bilmeden ne savunmak ne eleştirmek mümkün olur. Tutarlılık bir iç düzen hakkında bilgi verir; bir yabancının bedenindeki duyumun uzaktaki bir akrabanın iç dünyasını taşıyıp taşımadığını ancak dışarıdan bir sınama gösterebilir.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Adında 'dizim' geçen her çalışma Hellinger'in yöntemidir."
Aynı ad, Hellinger'in klasik diziminden kurumsal ekip çalışmalarına ve bir terapinin içinde figürlerle yapılan bireysel çalışmalara kadar farklı çerçeveleri kapsar; yorumun kimde olduğu ve temsilci algısına verilen değer bu çerçeveler arasında belirgin biçimde değişir.
Yaygın yanlış"Psikodrama, aile heykeli ve dizim aynı tekniğin farklı adlarıdır."
Üçü de mekânda canlandırmayı kullanır, ama psikodramada sahneyi kahramanın anısı, heykelde danışanın algısı kurar; klasik dizim ise heykel geleneğinden beslenmekle birlikte, erken biçiminde temsilci bildirimini ailenin gerçek hâline dair bir bilgi olarak okur, sonraki biçimlerinde kolaylaştırıcının bakışına yaslanır.
Yaygın yanlış"Dizimde temsilcinin hissettiği, bir tanı yerine geçebilir."
Türkiye'de yasa, hekim dışındaki sağlık meslek mensuplarına bile hastalıklarla ilgili doğrudan teşhis koymayı yasaklar; bir temsilcinin bedenindeki duyum, temsil edilen kişinin sağlığı hakkında bir teşhis üretemez.
Yaygın yanlış"Temsilci gerçekten bir şey hissettiyse bilen alan da vardır."
Temsilcinin bir duyum yaşaması gözlenebilir bir olgudur; o duyumun odadaki kimsenin bilmediği bir aile bilgisinden geldiği ise ayrıca sınanması gereken bir açıklamadır.
Uygulama
Kilit özet
- Saffet'in iki hafta içinde karşılaştığı üç "dizim" (kooperatifin ekip günü, Hülya'nın figürleri, Lale'nin grubu) üç ayrı çerçeveydi; bir uygulamayı tanımak için iki şey sorulur: yorumu kim kuruyor ve temsilcinin algısı neyin bilgisi sayılıyor.
- Hellinger'in klasik aile dizimi, Schönfelder'in sembolik nesnelerle başlattığı çalışmayı kişi gruplarına genişletir, sevginin düzenleri ve dolaşıklık öğretisiyle birleştirir; erken biçiminde temsilci bildirimini ailenin gerçek hâline dair bir bilgi sayar, sonraki biçimlerinde kolaylaştırıcının "fenomenolojik bakışına" yaslanır.
- Varga von Kibéd ve Sparrer'in yapısal dizimleri yorumu danışana bırakır ve aile dışı sistemlere de uygulanır, ama örtük çalışmada temsilcinin bilmediği bir şeyi algılayabildiğini varsayar; kurumsal dizimler 2000'de Weber'in derlemesiyle kapsamlı bir alan oldu.
- Kişili grup dizimi ile figürlü bireysel çalışma ayrı biçimlerdir; Ludewig'in aile tahtası, terapideki süreçleri belgelemek için tasarlanıp daha çok bir iletişim aracı olarak işe yarayan figürlü bir öncüdür.
- Moreno'nun psikodraması, Kantor, Duhl, Satir ve Papp çizgisindeki aile heykeli, McGoldrick ve Gerson'ın yaygınlaştırdığı genogram ve aile terapisi yakın akrabalardır, ama her biri kendi sahibiyle ve kendi amacıyla ayrı bir yöntemdir.
- Dizim psikoterapinin yerini tutmaz ve tanı koymaz; Türkiye'de doğrudan teşhis tabiplere bağlıdır ve aile dizimi uygulayıcısı yasada tanımlanan sağlık meslekleri arasında yer almaz. "Bilen alan" ise sınanmamış metafizik bir yorumdur.
Sonraki derse köprü
Lale'nin grubunda bir temsilci "ayaklarım yere basmıyor" dediğinde, eve dönen cümle çoğu zaman tek parça olur: temsilcinin duyumu, kolaylaştırıcının onu nasıl okuduğu ve danışanın babası hakkında varılan sonuç aynı solukta, aynı kesinlikte anlatılır. Bu derste okulları birbirinden ayırdık; geriye tek bir cümlenin içindeki katmanları ayırmak kalıyor.
Bir sonraki ders bunu yapıyor: bir dizim kaydındaki cümleleri deneyim, yorum, olgu ve iddia diye dört türe ayırıyor, her birinin neye hesap verdiğini ve bir olguyu aileden öğrenmenin, sahnede varılan sonucu aileye taşımaktan nasıl ayrıldığını soruyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.