İçeriğe geç

M01-D01

Tat doğuştan ve öğrenilerek

Tatlıya yönelmenin ve acıdan kaçmanın doğuştan geldiğini, tat deneyiminin rahimde ve anne sütünde başladığını açıklar ve bunun ek gıdada sebze kabulüne etkisini söyler.

Çocuk Beslenmesi ve Yeme Davranışı Akademisi — M01, Yeme davranışı nasıl gelişir · 1.844 kelime · 6 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Dayanak: Araştırma bulgusu: Mennella, Jagnow ve Beauchamp (2001), doğum öncesi ve sonrası lezzet öğrenmesi, Pediatrics 107(6); Mennella (2014), tat tercihlerinin gelişimi derlemesi, American Journal of Clinical Nutrition 99(3) · Mevzuat son kontrol: 3 Kasım 2026

Ebeveynlik ve Çocuk Gelişimi Akademisi’nde: 2.3

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bebek tatlıyı sevmeye ve acıdan kaçmaya hazır doğar; çocuklar tatlıyı ve tuzu yetişkinlerden daha güçlü tercih eder, acıya da daha kolay yüz buruşturur. Lezzet ise öğrenilir: annenin yediklerinin kokusu amniyon sıvısına ve süte geçer. Küçük bir deneyde rahimde ya da sütte havuçla karşılaşan bebekler havuçlu mamada daha az yüz buruşturdu, ama daha fazla yemedi. Bebeğin yüzü ile yeme isteği ayrı şeylerdir; yeni sebzede ilk buruşma bir ret değil, bir başlangıçtır.

Açılış sahnesi

Muş'a bağlı köyde öğle vakti. Rojda Aslan, dokuz aylık Dilan'ı kucağına oturtmuş, kaşığa biraz ezilmiş ıspanaklı bulgur almış. Dilan kaşığı ağzına alıyor, yüzü bir anda buruşuyor: gözlerini kısıyor, dudaklarını büzüyor, dilini dışarı itiyor. Ispanağın yarısı önlüğüne akıyor.

Yanlarında oturan Şiyar gülüyor: «Sevmedi bunu, bir daha verme.» Rojda kaşığı indiriyor, ama Dilan bir sonraki kaşığa ağzını yine açıyor. Yüzü yine buruşuyor, yine yutuyor. Rojda kafası karışık bir hâlde kocasına bakıyor: «Sevmediyse neden ağzını açıyor? Hamileyken ben bunu her hafta yerdim.»

Bu derste ne olacak

Dilan'ın yüzündeki buruşma ile açılan ağzı aynı şeyi söylemiyor ve bu ders o farkı açıyor. Önce bebeğin dünyaya hangi tat eğilimleriyle geldiğine, sonra annenin yediklerinin bebeğe rahimde ve sütte nasıl ulaştığına, son olarak bunun ek gıdaya geçişte sebzeyle tanışmaya ne kattığına bakacağız. Ebeveynlik Akademisi'nin rahimde başlayan hikâye dersi havuç çalışmasından bir cümleyle söz ediyor; burada o deneyin kendisini, kimlerle yapıldığını, neyi gösterip neyi göstermediğini açacağız. Örnekler Muş'tan İzmir'e beş evden geliyor.

Kanıt ne diyor

Önce iki kelimeyi ayırmak gerekiyor; gündelik dilde ikisine de «tat» diyoruz.

Bu ayrım önemli, çünkü bebeğin doğuştan getirdikleri ile sonradan öğrendikleri bu iki katmana farklı biçimde dağılıyor. Tat tarafında bebek hazır geliyor.

Lezzet tarafında ise bebek boş gelmiyor ama hazır da gelmiyor; deneyimle dolduruluyor. Annenin yediği ya da kokladığı pek çok şeyin kokusu amniyon sıvısına ve anne sütüne geçiyor. Bu geçişin bebeğin sonraki yemeklerini etkileyip etkilemediğini rastgele atamayla sınayan ilk çalışma bir havuç deneyiydi.

Dilan'ın sofrası bu iki kaynakla okunduğunda Rojda'nın karışıklığı çözülüyor. Ispanağın acımsı tadı, Dilan'ın doğuştan getirdiği bir tepkiyi tetikliyor ve yüzü buruşuyor. Ama ağzını yeniden açması başka bir şey söylüyor: Mennella'nın derlemesine göre yüz ifadesi ile yenen miktar beyinde farklı yollarla yönetiliyor ve bebeğin yemeyi kabul etmesi, yüzünün yumuşamasından önce gelebiliyor. Yazar bu yüzden ebeveyne bebeğin yüzüne değil, yemeye ne kadar istekli olduğuna bakmasını öneriyor.

Evde ve okulda

Yüz mü, ağız mı

Rahimdeki sofra

Doğuştan gelen tatlı ve acı

Yaygın yanlış«Yüzünü buruşturduysa sevmemiştir, bir daha verilmez.»
Doğrusu

Yüz ifadesi ile yemeye isteklilik farklı yollarla yönetilir ve kabul, yüz yumuşamadan önce gelebilir. İlk buruşma çoğu zaman yeni bir tada verilen doğuştan tepkidir; yiyeceği bırakmak için bir neden değil.

Yaygın yanlış«Bebeğe önce meyve verilirse sebzeyi hiç sevmez.»
Doğrusu

Mennella'nın derlemesine göre bunu destekleyen bir veri yok; aktardığı bir çalışmada daha önce meyveyle tanışmış ve tanışmamış bebeklerin havuç kabulü arasında fark çıkmadı.

Yaygın yanlış«Hamilelikte belirli bir sebze yenirse çocuk o sebzeyi sever.»
Doğrusu

Havuç deneyinde rahimde havuçla karşılaşan bebekler havuçlu mamada daha az yüz buruşturdu, ama yenen miktarda kontrol grubundan anlamlı biçimde ayrışmadılar ve çocukluğun sonrası izlenmedi. Rahimdeki deneyim kapıyı aralayabilir; sevmeyi garanti etmez.

Yaygın yanlış«Çocuk tatlıyı seviyorsa bu kötü alışkanlıktır.»
Doğrusu

Tatlıya yönelme doğuştan gelir ve çocuklukta yetişkinlerden güçlüdür. Kökü alışkanlıkta değil, eğilimde; ailenin işi eğilimi suçlamak değil, sofrada neyin ne kadar bulunacağına karar vermektir.

Gri alan

Havuç deneyi bu alanda sık anılan bir çalışma, ama iki şeyi akılda tutmak gerekiyor. Birincisi küçüklüğü: her grupta on beş kadar anne-bebek çifti vardı ve ölçülen etki yüz ifadesinde ve annenin değerlendirmesindeydi. İkincisi, çalışmanın sonradan nasıl anlatıldığı. Mennella'nın 2014 derlemesi kendi deneyini, havuçla karşılaşan bebeklerin havuçlu mamadan «daha çok yediği» biçiminde özetliyor; 2001 makalesinin kendisinde ise havuçlu mamayı bütün gruplar daha çok yedi ve gruplar arasında yenen miktar açısından anlamlı bir fark yoktu. Aynı yazarın elinden çıkan iki metin arasındaki bu kayma, bir bulgunun her aktarımda biraz büyüyebildiğini gösteriyor; birincil kaynağa bakmanın nedeni bu. Mamayla beslenen bebeklerle ilgili bulgular da dikkatle okunmalı: derleme onların ilk lezzet deneyiminin tekdüze olduğunu söylüyor, ama bunun ileride yeme davranışını ne kadar belirlediği, ek gıdadaki çeşitlilikle ne kadar dengelendiği açık değil. Emziremeyen bir anneye suçluluk taşıtacak bir sonuç bu kaynaklarda yok. Son olarak, bu çalışmaların aileleri büyük ölçüde Amerikalı ve beyazdı; acı otların, ekşi yoğurdun, bulgurun ve baharatın sofranın parçası olduğu bir mutfakta bebeğin karşılaştığı lezzetler bambaşka bir yelpaze çiziyor.

Senin evinde

Ek gıdaya geçmiş bir bebeğin varsa, yeni bir sebzeyi denediğin günlerde iki şeyi ayrı not et: yüzünün ne yaptığını ve kaç kaşık kabul ettiğini. Buruşan bir yüz seni durdurmasın; bebek ağzını açıyorsa küçük miktarlarla devam et, kaşığı ağzına zorla sokma, başını çevirdiğinde dur. Acımsı yeşil sebzeleri tek başına ve birkaç farklı biçimde sun; bir sebzeyle her gün kısa bir tanışma, tek bir büyük denemeden daha çok şey söyler.

Hamileysen ya da emziriyorsan, kendi sofranı bebeğin ileriki yemekleri için bir görev listesine çevirme. Sevdiğin sebzeleri ve baharatları yemek, bebeğin karşılaştığı lezzetleri çeşitlendirir; ama bu bir garanti değil ve bulantının, yorgunluğun, imkânın belirlediği bir dönemde kendini zorlamanın bir karşılığı yok. Bebeğini mamayla besliyorsan, ek gıdada sunacağın çeşitlilik lezzet öğrenmesinin asıl alanı olur.

Ne zaman uzmana

Bebek ek gıdanın ilk haftalarından sonra neredeyse hiçbir katı yiyeceği kabul etmiyorsa, yerken sık sık öğürüyor, öksürüyor ya da boğuluyor gibi oluyorsa, kilo alımı duruyorsa ya da her yeni yiyecekte kusma, kurdeşen, dudakta şişlik görüyorsan, büyüme kayıtlarını ve birkaç günün yemek notunu bebeğin aşı ve büyüme kontrollerini yapan hekime göster. Sorunun kaynağına göre bir sonraki adım çocuk gastroenterolojisi, çocuk alerjisi ya da yutma ve beslenme güçlüğüyle çalışan bir terapist olabilir. Yemekten sonra nefes darlığı, yüzde ve dudakta hızla yayılan şişlik ya da bilinç değişikliği beklemez: 112 aranır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bebek tatlıyı sevmeye ve acıdan kaçmaya hazır doğar; çocuklar tatlıyı ve tuzu yetişkinlerden daha güçlü tercih eder, acıya da daha kolay yüz buruşturur. Lezzet ise öğrenilir: annenin yediklerinin kokusu amniyon sıvısına ve süte geçer. Küçük bir deneyde rahimde ya da sütte havuçla karşılaşan bebekler havuçlu mamada daha az yüz buruşturdu, ama daha fazla yemedi. Bebeğin yüzü ile yeme isteği ayrı şeylerdir; yeni sebzede ilk buruşma bir ret değil, bir başlangıçtır.

Sonraki derse köprü

Konya'da Esma, iki yaşındaki Azra'nın bir yıl önce iştahla yediği mercimek çorbasını bu hafta itmeye başladığını, sofraya gelen her yeni yiyeceğe dokunmadan «istemem» dediğini anlatıyor. Bu, bebekken öğrenilen lezzetlerin unutulduğu anlamına mı geliyor, yoksa iki yaş civarında başka bir şey mi oluyor? Sonraki ders yeni yiyecek korkusuna bakıyor: yaşla nasıl yükselip indiğine ve seçici yemeden nasıl ayrıldığına.

Kendini sına

Soru 1 · Kavram

«Tat» ile «lezzet» arasındaki fark hangisidir?

  • A) İkisi aynı şeydir; biri halk dilinde, öteki bilimde kullanılır.
  • B) Tat yalnız tatlıyı, lezzet ise tuzlu ve acıyı anlatır ve bebek ikisini de ancak bir yaşından sonra algılar.
  • C) Tat dilde algılanan temel duyulardır; lezzet tat ile kokunun birleşimidir.
  • D) Lezzet yalnız anne sütünde bulunur.

Cevap: C. Tatlı, tuzlu, ekşi, acı ve umami dildeki tatlardır; havucu ya da kimyonu ayırt ettiren lezzet çoğunlukla kokudan gelir.

Soru 2 · Uygulama

Dokuz aylık bir bebek yeni bir yeşil sebzeyi her kaşıkta yüzünü buruşturarak yiyor ama ağzını açmaya devam ediyor. Ebeveyn ne yapabilir?

  • A) Bebeğin sevmediğine karar verip sebzeyi bir yıl boyunca sofradan tamamen kaldırmak ve yerine yalnız meyve püresi vermek.
  • B) Küçük miktarlarla sunmaya devam edip yüz ifadesini ve kabul ettiği kaşık sayısını ayrı ayrı izlemek.
  • C) Sebzeyi şekerle tatlandırıp öyle vermek.
  • D) Bebeğin ağzını tutup kaşığı bitirene kadar beslemek.

Cevap: B. Yüz ifadesi ile yeme isteği farklı yollarla yönetilir; kabul yüz yumuşamadan önce gelebilir, bu yüzden ikisini ayrı izlemek gerekir.

Soru 3 · Tuzak

Mennella, Jagnow ve Beauchamp'ın 2001 havuç deneyine göre hangisi doğrudur?

  • A) Havuçla daha önce karşılaşan bebekler havuçlu mamada daha az olumsuz yüz ifadesi gösterdi.
  • B) Rahimde havuçla karşılaşan bebekler havuçlu mamayı kontrol grubundan anlamlı biçimde daha çok yedi ve bu fark okul çağına kadar izlenip sürdüğü gösterildi.
  • C) Çalışma her grupta yüzlerce anne-bebek çiftiyle yapıldı.
  • D) Annelerin hiçbiri emzirmiyordu.

Cevap: A. Etki yüz ifadesinde ve annenin değerlendirmesinde görüldü; yenen miktarda gruplar arasında anlamlı fark yoktu ve çocuklar ileriki yaşlarda izlenmedi.

Soru 4 · Senaryo

On beş yaşındaki bir genç brokoli çorbasını «acı» diye itiyor; babası «nazlanıyor, kimse bunu acı bulmuyor» diyor. Hangisi en yerinde yorumdur?

  • A) Genç yalan söylüyordur; brokoli herkese aynı tadı verir.
  • B) Acı yalnız bebeklikte algılanır, ergenlikte bu duyu tamamen kaybolur ve geriye yalnız alışkanlık kalır.
  • C) Gence brokoliyi bitirene kadar sofradan kalkmaması söylenmelidir.
  • D) Acıya duyarlılıkta kalıtsal farklar var; aynı yiyecek bir kişiye belirgin biçimde acı gelebilir.

Cevap: D. Bir acı tat alıcısındaki kalıtsal değişkenlik, bazı kişilerin brokoli ailesindeki acı bileşikleri çok düşük düzeyde fark etmesine yol açar.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?