İçeriğe geç

M01-D03

Tekrarlı tanışma

Bir yiyeceğin tekrar tekrar tadılmasının kabulü nasıl artırdığını deneysel çalışmadan aktarır ve tadına bakmanın neden yemekten ayrı bir adım sayıldığını açıklar.

Çocuk Beslenmesi ve Yeme Davranışı Akademisi — M01, Yeme davranışı nasıl gelişir · 1.757 kelime · 6 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Dayanak: Araştırma bulgusu: Wardle ve arkadaşları (2003), ebeveynin evde yürüttüğü tat tanışması, Appetite 40(2), ve tanışma ile ödülün etkisi, European Journal of Clinical Nutrition 57(2); Nekitsing ve arkadaşları (2018), okul öncesi çocukta sebze tüketimini artırma yöntemleri meta-analizi, Appetite 127 · Mevzuat son kontrol: 3 Kasım 2026

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir yiyeceği tekrar tekrar, küçük miktarlarda ve baskısız tatmak, çocukların o yiyeceği kabul etmesini artırıyor. Evde on dört gün her gün yapılan tat tanışması sevilmeyen sebzeyi daha sevilir yaptı; meta-analiz en az 8 ile 10 tanışma öneriyor, bazı deneylerde beş tanışma yetti ve seyrek tanışmalar da işe yaradı. Çocuktan istenen yemek değil, tatmaktır. Sebzeyi gizlemek yerine sade sunmak ve ödül yerine düzenli tanışma, araştırmanın desteklediği yoldur.

Açılış sahnesi

Konya'da Esma Özkan kabaklı böreği iki hafta içinde beşinci kez pişiriyor. İlk iki akşam Azra böreğe hiç dokunmamıştı. Üçüncüde ucundan bir kırıntı alıp dilinin üstüne koymuş, yüzünü buruşturup tabağın kenarına bırakmıştı. Dördüncüde aynı parçayı bu kez çiğneyip yutmuştu.

Bu akşam Azra, kimse bir şey demeden, tabağındaki dilimin yarısını yiyor. Hasan şaşkın: «Ne yaptın bu kıza?» Esma omuz silkiyor: «Hiçbir şey. Sadece masaya koymaya devam ettim.» Sonra kendi kendine soruyor: bu bir rastlantı mıydı, yoksa beş akşamın bir anlamı var mı?

Bu derste ne olacak

Esma'nın beş akşamı, beslenme araştırmasında en çok sınanmış yöntemlerden birinin evdeki hâli. Bu ders bir yiyeceği tekrar tekrar tatmanın kabulü nasıl değiştirdiğini anlatan deneylere bakıyor: kaç kez tatmak gerektiği, tanışmaların ne sıklıkla yapılması gerektiği ve tadına bakmanın neden yemekten ayrı bir adım sayıldığı. Dayandığımız iki ana kaynak, Londra'da ebeveynlerin evde yürüttüğü bir deney ve otuz çalışmanın sonuçlarını toplayan bir meta-analiz; yanlarında Birleşik Krallık'ta kreşlerde ve Danimarka'da anaokullarında yapılmış üç deney daha var. Sevilmeyen bir yiyeceği tabağa getirmenin evde sınanmış ayrıntılı yolları akademinin seçici yemeye ayrılan modülünde.

Kanıt ne diyor

Bu iki terimin arkasındaki fikir basit: çocuğun reddettiği bir yiyecek ona yabancı olduğu için reddediliyor olabilir ve yabancılığı azaltmanın yolu yiyecekle karşılaşmaktır. Ama karşılaşmanın nasıl kurulduğu önemlidir.

Aynı ekip aynı yıl Londra'da üç ilkokulda 49 çocukla bir deney daha yaptı. Çocuklara sekiz gün boyunca her gün kırmızı biber tattırıldı ve istedikleri kadar yiyebilecekleri söylendi. Bir başka gruba ise en az bir parça yerlerse bir çıkartma seçebilecekleri söylendi. Yalnız tattırılan grupta biberin sevilmesi de yenen miktarı da kontrol grubuna göre anlamlı biçimde arttı; çıkartma grubunun sonucu ikisinin arasında kaldı ve hiçbirinden anlamlı biçimde ayrılmadı. Bu ikinci deneyi de yalnız özetinden okuduk.

Tek tek deneylerin ötesinde, bu yöntemi başka yöntemlerle karşılaştıran bir meta-analiz de var.

«Sekiz ile on» kesin bir eşik sayılmamalı, kaba bir yol göstericidir. Birleşik Krallık'ta kreşlerde 9 ile 38 aylık 72 çocukla yapılan bir deneyde, Caton ve arkadaşları enginar püresini on kez sundu; beş tanışma, yenen miktarı ilk tanışmaya göre artırmaya yetti ve artış beş hafta sonra da sürüyordu. Püreye tanıdık bir tat ya da ek enerji katmak ayrıca bir fark yaratmadı. Danimarka'da 3 ile 6 yaş arasındaki 159 çocukla yapılan bir başka deneyde, Karagiannaki ve arkadaşları yedi tanışmayı üç ayrı takvimle sundu: haftada iki, haftada tek ve iki haftada tek tanışma. Üç sıklık da işe yaradı; yazarlar belirli bir sıklık önermiyor ve uzun bir zamana yayılmış seyrek tanışmaların bile yeterli göründüğünü yazıyor.

Esma'nın sofrasına dönelim. Azra'nın dördüncü akşamda böreği yutması ve beşincide yarısını yemesi, kreş deneylerinde gördüğümüz eğriye benziyor. Esma'nın yaptığı şey de tat tanışmasının özü: Azra'dan yemesini istemedi, böreği masada tuttu. Wardle'ın okul deneyinde çocuklara söylenen cümle de buydu: bir tat al, istersen daha fazlasını ye.

Evde ve okulda

Saymaya değer

Ne sıklıkla, nasıl

Yaş büyüyünce

Yaygın yanlış«Bir kez denedi, sevmedi; demek ki sevmiyor.»
Doğrusu

Tekrarlı tanışma deneylerinde kabul tanışmalar ilerledikçe arttı; meta-analiz en az 8 ile 10 tanışma öneriyor. İlk ret, bir yiyeceğin hikâyesinin başıdır, sonu değil.

Yaygın yanlış«Tanışma demek, tabağı bitirmek demek.»
Doğrusu

Deneylerde çocuktan istenen yalnız bir tattı; daha fazlası çocuğun isteğine bırakıldı. Yemeye zorlamak tanışmayı bir mücadeleye çevirir.

Yaygın yanlış«Sebzeyi gizlersek sorun çözülür.»
Doğrusu

Gizlemek o günkü sebze miktarını artırabilir, ama çocuğun sebzenin tadını tanımasını sağlamaz. Meta-analizde sade sunulan sebze, bir tatla ya da sosla eşleştirilenden daha çok yendi.

Yaygın yanlış«Her gün sunmazsak işe yaramaz.»
Doğrusu

Danimarka'daki deneyde haftada iki, haftada bir ve iki haftada bir yapılan tanışmaların üçü de etkiliydi. Düzenlilik önemli, ama her günlük bir takvim şart değil.

Gri alan

Bu dersteki kanıtın önemli bir kısmını yalnız özetlerden okuyabildik; Wardle ekibinin iki deneyi ve meta-analiz için tam metne erişilemedi. Deneylerin çoğu küçük ve kısa: ölçüm birkaç hafta sonra yapılıyor, çocuğun bir yıl sonra o sebzeyi yiyip yemediğini çoğu çalışma söylemiyor. Caton ekibinin bulgusu beş hafta, Danimarka'daki deney altı ay sürdü; ama Danimarka deneyinin yazarları, çocukların deney boyunca büyüdüğünü ve kontrol grubunun da zamanla daha çok yediğini kendileri not ediyor. Gerekli tanışma sayısı da çalışmadan çalışmaya değişiyor: Danimarka deneyinde kabul dördüncü tanışma civarında bir düzlüğe ulaştı ve yazarlar bunun önceki «5 ile 15 tanışma» önerisiyle çeliştiğini yazıyor; meta-analiz ise 8 ile 10 diyor. Deneyler çoğunlukla kreşte ya da okulda, eğitimli personelle yapıldı; bir evde, yorgun bir akşam, iki kardeşin arasında aynı düzenliliği sürdürmek başka bir iş. Son olarak, seçiciliği belirgin çocuklarda tekrarlı tanışmanın etkisi ve gereken tanışma sayısı, bu kaynaklarda ayrıca incelenmedi.

Senin evinde

Çocuğunun reddettiği bir yiyeceği seç ve ona bir tanışma takvimi kur. Bu yiyeceği iki hafta boyunca birkaç günde bir, sevdiği bir yemeğin bitişiğine, bir iki lokmalık miktarda yerleştir. Çocuktan yemesini değil, isterse bir tat almasını iste; tatmazsa bir şey söyleme. Sebzeyi sade sun; sosla ya da sevdiği bir yiyecekle karıştırmak yerine kendi tadıyla tanışsın. Her tanışmayı bir satırla kaydet.

Sayıya takılma. Bir çocuk beşinci tanışmada, bir başkası on beşincide bir lokma alabilir; bazıları bir yiyeceği hiç sevmeyebilir ve bu da olağan. Tanışmanın amacı çocuğun her şeyi sevmesi değil, sevebileceği yiyeceklerin yelpazesini genişletmek. Kendi tabağından o yiyeceği yemen de tanışmanın bir parçası.

Ne zaman uzmana

Çocuk aylarca süren düzenli ve baskısız tanışmalara rağmen yeni hiçbir yiyeceği kabul etmiyorsa, yediği yiyeceklerin sayısı azalıyorsa, kilosu artmayı bıraktıysa, bir yiyecekle karşılaşmak onda belirgin bir panik, öğürme ya da kusma yaratıyorsa, tanışma kaydını ve büyüme bilgilerini alıp çocuğun sağlık kontrollerini yapan hekimle konuş. Bu tablo olağan seçicilikten öte bir beslenme güçlüğüne işaret edebilir; hekim gerekirse diyetisyen, çocuk psikiyatristi ya da beslenme terapisti gibi bir uzmana yönlendirir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bir yiyeceği tekrar tekrar, küçük miktarlarda ve baskısız tatmak, çocukların o yiyeceği kabul etmesini artırıyor. Evde on dört gün her gün yapılan tat tanışması sevilmeyen sebzeyi daha sevilir yaptı; meta-analiz en az 8 ile 10 tanışma öneriyor, bazı deneylerde beş tanışma yetti ve seyrek tanışmalar da işe yaradı. Çocuktan istenen yemek değil, tatmaktır. Sebzeyi gizlemek yerine sade sunmak ve ödül yerine düzenli tanışma, araştırmanın desteklediği yoldur.

Sonraki derse köprü

Esma'nın kâğıdında başka bir şey de dikkatini çekiyor: Azra bazı akşamlar böreği yarılıyor ama sabah kahvaltıda neredeyse hiçbir şey yemiyor; başka günler kahvaltıda iki dilim ekmek yiyip akşam tabağına dokunmuyor. Esma bir öğüne bakıp «bugün hiç yemedi» diye endişeleniyor. Küçük bir çocuk bir öğünde az, ötekinde fazla yiyerek günlük alımını kendisi dengeleyebilir mi? Sonraki ders iştahı kimin düzenlediğine bakıyor ve tek bir öğünün çocuğun beslenmesi hakkında neden az şey söylediğini gösteriyor.

Kendini sına

Soru 1 · Kavram

«Tat tanışması» hangisini anlatır?

  • A) Çocuğun tabağındaki bütün yemeği bitirmesi karşılığında ona sevdiği bir tatlının verilmesi ve bunun her akşam tekrarlanması.
  • B) Çocuktan yalnız tadına bakmasının istendiği, dilerse daha fazlasını yiyebildiği kısa sunum.
  • C) Sebzenin çocuğun sevdiği bir yemeğin içine gizlenmesi.
  • D) Bir yiyeceğin yalnız bir kez sunulması.

Cevap: B. Tat tanışmasında istenen yemek değil tatmaktır; daha fazlası çocuğa bırakılır.

Soru 2 · Uygulama

Dört yaşındaki bir çocuk havucu iki kez reddetti. Araştırmaya en uygun adım hangisidir?

  • A) Havucu sofradan kaldırıp bir daha sunmamak.
  • B) Havucu her akşam köftenin içine gizlemek.
  • C) Havucu birkaç hafta boyunca küçük parçalar hâlinde, sade ve baskısız biçimde yeniden sunmak.
  • D) Çocuk havucu yerse ona her seferinde bir çikolata vermek, yemezse o akşamki oyun saatini kısaltmak ve bunu bir hafta sürdürmek.

Cevap: C. Tekrarlı ve baskısız tanışma kabulü artırıyor; meta-analizde sade sunulan sebze daha çok yendi.

Soru 3 · Tuzak

Karagiannaki ve arkadaşlarının Danimarka'daki deneyine göre hangisi doğrudur?

  • A) Haftada iki, haftada bir ve iki haftada bir yapılan tanışmaların üçü de etkiliydi.
  • B) Tanışmalar yalnız her gün yapıldığında işe yaradı, seyrek tanışmaların hiçbir etkisi görülmedi ve yazarlar günlük takvimi şart koştu.
  • C) Deney yetişkinlerle yapıldı.
  • D) Hiçbir grupta yenen miktar artmadı.

Cevap: A. Üç sıklık da işe yaradı ve yazarlar belirli bir sıklık önermiyor.

Soru 4 · Senaryo

Bir baba oğluna sebze yedirmek için sebzeleri köftenin içine gizliyor; çocuk ayrı tabaktaki sebzeye hiç dokunmuyor. Bu durumu nasıl okumak gerekir?

  • A) Gizlemek en iyi yöntemdir, ayrı tabağa gerek yoktur.
  • B) Çocuk sebzeyi zaten yiyor, tadını tanımasına da gerek yok; bu yüzden sebzeyi ayrıca sofraya koymak boşuna bir çabadır.
  • C) Sebze bütünüyle sofradan kaldırılmalıdır.
  • D) Gizlemek o günkü sebze miktarını artırabilir ama tadıyla tanışmayı sağlamaz; yanına sade bir porsiyon koymak da gerekir.

Cevap: D. Meta-analizde sade sunulan sebze daha çok yendi; tanışma için çocuğun sebzenin kendi tadıyla karşılaşması gerekir.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?