İçeriğe geç

M01-D03

Geleneksel ürün adı

Bir yerle değil geleneksel bir üretim yöntemi ya da tarifle tanımlanan ürünün adının korunmasını tanıtır.

Menşe Markası ve Coğrafi İşaret Akademisi — M01, Coğrafi işaret nedir · 2.017 kelime · 6 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme

Dayanak: Kanun veya yönetmelik: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.34 ve m.45 · Mevzuat son kontrol: 30 Ekim 2026

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Geleneksel ürün adı, bir yerle değil, geleneksel bir üretim ya da işleme yöntemi, geleneksel bir bileşim ya da geleneksel bir hammaddeyle tanınan ve ilgili piyasada en az otuz yıl kullanıldığı kanıtlanan bir ürünün adıdır. Ürünün genel özelliğini ifade eden adlar bu yoldan tescil edilemez. Tescil, tescil ettirene inhisari hak sağlamaz; sicildeki şartlara uyan herkes adı kullanabilir. Tescilden sonra, ürün özelliklerini taşımadığı hâlde adın ya da ambleminin yanıltıcı biçimde kullanılmasının önlenmesi istenebilir. Geleneksel ürünler daha yüksek fiyat bulabilir, ama bunun için güvenilir bir denetim ve sahici bir ürün gerekir.

Açılış sahnesi

Perşembe öğleden sonra Saniye Hanım kooperatifin en yaşlı üç üyesini çay için toplantı odasına çağırıyor. Necdet Bey de orada. Konu, kadınların kendi aralarında yıllardır kullandığı bir ad: kazandan ilk alınan pekmezin adı. Saniye Hanım adı yüksek sesle söylemiyor; Necdet Bey'e kâğıda yazıp uzatıyor. «Bu ad bizim,» diyor. «Annelerimizden kaldı. Ama dışarıda kimse bilmez.»

Üyelerden biri hemen itiraz ediyor: «Bilmez mi? Pazarda soran olur. Biz de o adla satarız.» Bir başkası emin değil: «Satarız, ama kavanozun üstüne yazmayız. Kavanozda hep ‹dut pekmezi› yazar.» Necdet Bey kâğıdı katlıyor ve cebine koyuyor. «Bu iki cümle arasındaki fark,» diyor, «başvurunun ta kendisi.»

Bu derste ne olacak

Bu ders, bir ürünün bir yerle değil, bir üretim yöntemi, bir bileşim ya da bir hammaddeyle tanındığı durumda kanunun sunduğu korumayı, geleneksel ürün adını tanıtıyor. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, coğrafi işaretin iki türünün dışında kalan ve bir ürünü tarif etmek için piyasada otuz yılı aşkın süredir kullanıldığı kanıtlanan adları, belirli şartlarla geleneksel ürün adı olarak tanımlar. Aynı kanun ürünün genel özelliğini ifade eden adların bu yoldan tescil edilemeyeceğini de söyler. Tescilden doğan hakları ayrı bir maddede sayar ve bu tescilin de tescil ettirene tekel hakkı vermediğini açıkça belirtir. Ardından iki çalışma, geleneksel ürünlere tüketicinin ne kadar değer verdiğine ve bu türden işaretlerin ne kadar tanındığına bakacak. Sahada kadınların adını, otuz yılın nasıl kanıtlanacağını ve adın kime ait olacağını inceleyeceğiz.

Kural ne diyor

Geleneksel ürün adının tanımı, coğrafi işaretin tanımıyla aynı maddededir, ama ondan ayrı bir fıkradadır.

Tescilden sonra ne olacağı, coğrafi işaretlerden ayrı bir maddede düzenlenir.

Madde hakları sayar; alıcının bu korumaya ne kadar değer verdiği maddenin dışında kalır.

Bu iki bulgudan çıkan ders şu: geleneksel bir ürünün değer görmesi mümkündür, ama geleneksel ürünlere verilen bir koruma tüketicinin gözünde en az tanınan korumalardan biri olabilir. Adın kendisi, ancak arkasında güvenilir bir denetim ve sahici bir ürün varsa iş görür.

Sahada

Necdet Bey kâğıdı cebine koyduktan sonra üç soru soruyor: bu ad piyasada kullanıldı mı, ne kadar zamandır kullanılıyor ve neyi tarif ediyor?

Yaygın yanlış«Bir ad bir toplulukta yıllardır kullanılıyorsa geleneksel ürün adı olarak tescil edilir.»
Doğrusu

34 üncü maddenin üçüncü fıkrası, adın «ilgili piyasada» bir ürünü tarif etmek için en az otuz yıl kullanıldığının kanıtlanmasını arar. Bir ailenin ya da bir grubun kendi içinde kullandığı ad, piyasada kullanılmış bir ad olmayabilir.

Yaygın yanlış«Bir ürünü anlatan her ad korunabilir; yeter ki eski olsun.»
Doğrusu

35 inci maddenin ikinci fıkrası ürünün genel özelliğini ifade eden adları ve ürünün niteliği konusunda halkı yanıltabilecek adları geleneksel ürün adı olarak tescil edilemeyecekler arasında sayar. Eskilik tek başına yetmez; adın genel bir tarif değil, belirli bir geleneksel yöntemin, bileşimin ya da hammaddenin adı olması gerekir.

Yaygın yanlış«Geleneksel ürün adı tescil edildiğinde, onu ilk başvuran topluluk adın sahibi olur.»
Doğrusu

45 inci madde, tescilli geleneksel ürün adının tescil ettirene inhisari hak sağlamadığını açıkça söyler. Ad, sicildeki şartlara uyan herkesindir; başvuran topluluk adı korur, ama tek başına sahiplenmez.

Gri alan

Geleneksel ürün adının şartları kanunda sayılmıştır, ama birkaç kavramı yoruma açıktır. «İlgili piyasa» nedir: bir köyün pazarı mı, bir ilçenin mi, bütün ülkenin mi? Otuz yılın kanıtı hangi belgelerle kurulur ve aradaki boşluklar nasıl doldurulur? Bir adın «ürünün genel özelliğini ifade eden» bir ad mı, yoksa belirli bir yöntemin adı mı olduğu sınırda bir sorudur ve madde bunu tek başına çözmez. Tüketici tarafında kanıt azdır. Macaristan'daki bir seçim deneyi geleneksel ürünlerin daha pahalıya satılabildiğini gösterir; İtalya'da 212 kişiyle yapılan anket geleneksel özellikli ürün sertifikasının en az tanınan sertifika olduğunu düşündürür. Türkiye'deki alıcının bu korumayı nasıl gördüğü ise ölçülmemiş. Bir başka tartışma etiktir: bir topluluğun içinde kuşaklar boyunca yaşamış bir adı, onu taşıyan herkes için açık bir korumaya çevirmek, o topluluğa mı yarar yoksa ondan bir şey mi alır?

Senin markanda

Ürününün yer yerine bir yöntemle, bir tarifle ya da bir hammaddeyle tanındığını düşünüyorsan, önce adın nerede kullanıldığını ayır: yalnız üreticilerin kendi aralarında mı, yoksa piyasada alıcıların da kullandığı bir ad mı? Piyasadaki kullanımı gösterecek tanıkları ve belgeleri topla ve otuz yılı kesintisiz bir zincir olarak kurmaya çalış. Adın genel bir tarif mi, yoksa belirli bir yöntemin adı mı olduğunu dürüstçe sor; genel bir tarif tescil edilemez. Yöntemi ayrıntısıyla yazıya dök: hangi hammadde, hangi adım, hangi süre. Tescilin sana tekel vermeyeceğini, yöntemi izleyen herkesin adı kullanabileceğini baştan kabul et; adı bir yere bağlamak istiyorsan coğrafi işareti ayrıca düşün. Adın kime ait olduğunu, yalnız kurumun değil, adı taşıyan bütün insanların görüşünü alarak konuş. Piyasada adını andıran yanıltıcı ürünler görüyorsan tarihli kayıt tut; ama bu kayıtların tescilden önce bir hak doğurmadığını unutma.

Kendin dene

Aklında kalsın

Geleneksel ürün adı, bir yerle değil, geleneksel bir üretim ya da işleme yöntemi, geleneksel bir bileşim ya da geleneksel bir hammaddeyle tanınan ve ilgili piyasada en az otuz yıl kullanıldığı kanıtlanan bir ürünün adıdır. Ürünün genel özelliğini ifade eden adlar bu yoldan tescil edilemez. Tescil, tescil ettirene inhisari hak sağlamaz; sicildeki şartlara uyan herkes adı kullanabilir. Tescilden sonra, ürün özelliklerini taşımadığı hâlde adın ya da ambleminin yanıltıcı biçimde kullanılmasının önlenmesi istenebilir. Geleneksel ürünler daha yüksek fiyat bulabilir, ama bunun için güvenilir bir denetim ve sahici bir ürün gerekir.

Sonraki derse köprü

Necdet Bey kooperatiften çıkarken, Levent Bey'in başka bir sorusunu hatırlıyor. Levent Bey, başvuruda ürünün adı olarak yalnız «dut pekmezi» yazılırsa ne olacağını sormuştu. «Dut pekmezi» bir ürünün herkesin kullandığı genel adı; bir ad ne zaman bir yerin ya da bir yöntemin adı olmaktan çıkıp herkesin ortak kelimesine dönüşür? Bu soru M01-D04'te açılıyor: tescil edilemeyecek adlar, yani cins isme dönüşmüş adlar ve kamu düzenine aykırı adlar.

Kendini sına

Soru 1 · Kavram

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 34 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre geleneksel ürün adının şartlarından biri hangisidir?

  • A) Ürünün belirli bir ilçede üretilmesi.
  • B) Adın ilgili piyasada bir ürünü tarif etmek için geleneksel olarak en az otuz yıl kullanıldığının kanıtlanması.
  • C) Adın yabancı bir dilde olması.
  • D) Ürünün en az on yıldır ihraç edilmesi.

Cevap: B. Kanun piyasada en az otuz yıllık kullanımı ve geleneksel bir yöntem, bileşim ya da hammadde bağını arar. Tanımda bir yer bağı yoktur.

Soru 2 · Senaryo

Bir grup üretici, kuşaklardır kendi aralarında kullandıkları bir ürün adını tescil ettirmek istiyor; ama ad hiçbir ambalajda ya da satış belgesinde geçmiyor. En isabetli ilk adım hangisidir?

  • A) Hemen başvuru yapmak.
  • B) Adı ambalaja yazıp bir yıl sonra başvurmak.
  • C) Adın piyasada, yani alıcılar ve satıcılar arasında kullanıldığını gösterecek tarihli belgeleri ve tanıklıkları toplamak; otuz yılı bir zincir olarak kurmaya çalışmak.
  • D) Adı değiştirmek.

Cevap: C. Kanun «ilgili piyasada» en az otuz yıllık kullanımı arar. Yalnız üreticiler arasında kullanılan bir ad, piyasada kullanılmış bir ad sayılmayabilir.

Soru 3 · Tuzak

Bir kooperatif başkanı, «adı tescil ettirirsek ad bizim olur; başka kimse kullanamaz» diyor. 45 inci maddeye göre bu görüşün yanılgısı nedir?

  • A) Tescil edilen geleneksel ürün adı tescil ettirene inhisari hak sağlamaz; sicildeki şartlara uyan herkes adı kullanabilir.
  • B) Geleneksel ürün adları hiç tescil edilemez.
  • C) Ad yalnız devlet tarafından kullanılabilir.
  • D) Adı yalnız yabancı üreticiler kullanabilir.

Cevap: A. 45 inci maddenin dördüncü fıkrası bunu açıkça söyler. Tescil adı korur, ama tek bir topluluğa sahiplendirmez.

Soru 4 · Uygulama

Bir ürün adı «ilk kaynatılan» anlamına geliyor ve üreticiler onu geleneksel ürün adı olarak tescil ettirmek istiyor. Başvuruyu en çok güçlendirecek hazırlık hangisidir?

  • A) Adın ne kadar eski olduğunu vurgulamak.
  • B) Adın arkasındaki belirli yöntemi, yani hammaddeyi, adımları ve süreleri ayrıntısıyla yazıya dökmek; adın genel bir tarif değil, bu yöntemin adı olduğunu göstermek.
  • C) Adı daha kısa yapmak.
  • D) Yalnız ürünün fotoğrafını eklemek.

Cevap: B. Ürünün genel özelliğini ifade eden adlar tescil edilemez. Adın belirli bir geleneksel yöntemin adı olduğunu göstermek, bu riski karşılar.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?