İçeriğe geç

M01-D01

Engelleyen kim

Engelliliğin tıbbi ve sosyal modellerini bir merdiven örneğiyle karşılaştırır ve tasarımcının görevini sosyal modele göre yeniden tanımlar.

Erişilebilir ve Kapsayıcı Tasarım Akademisi — M01, Engellilik ve evrensel tasarım · 1.624 kelime · 7 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Dayanak: Belgelenmiş olgu: UPIAS 1976; Usta görüşü: Oliver 1990 bildirisi; Tartışmalı: Meşe 2014; Oliver kitabı ve Imrie ve Hall okunmadı

Mimarlık Akademisi’nde: M01-D05

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Toplumsal model yetersizlik ile engelliliği ayırır: birincisi bedende, ikincisi toplumun kurduğu çevrededir. Kavramı 1976'da engelli kişilerin örgütü UPIAS yazdı, Oliver bireysel ve toplumsal model diye adlandırdı. Bu görüş tıbba karşı değildir, ama bir kapının önündeki soruyu değiştirir: kişi ne yapmalı değil, kapı ne yapmalı? Model ağrıyı ve her deneyimi açıklamaz. Tasarımcının görevi mekânın çıkardığı engeli kaldırmak ve kim giremiyor sorusunu baştan sormaktır.

Açılış sahnesi

Kestane Köyü İlkokulu'nun girişinde üç basamak var. Nazife Öğretmen okulun yeni planını konuşmak için Ilgın'ı ve Ahu'yu çağırmış. Ahu arabasından iniyor, tekerlekli sandalyesini kuruyor ve basamakların önünde duruyor. Selim koşarak geliyor: «Ahu Abla, dur, biz seni kaldırırız.» Ahu başını sallıyor. «Kaldırmayın. Bakın.» Elini basamağa değil, basamağın üstündeki kapıya uzatıyor. Kapının yanında eski bir yazı var: «Engelli öğrencilerimiz için lütfen idareye başvurunuz.» Emre yazıya bakıp soruyor: «Burada kaç öğrenci tekerlekli sandalye kullanıyor?» Nazife Öğretmen duraksıyor. «Hiçbiri,» diyor. Ahu gülümsüyor. «Peki neden hiçbiri, biliyor musunuz?» Kimse cevap vermiyor. Sonra Ahu soruyu değiştiriyor: «Şimdi söyleyin. Beni burada durduran bacaklarım mı, bu üç basamak mı?»

Bu derste ne olacak

Bu akademinin ilk dersi bir ölçüyle değil bir soruyla başlıyor, çünkü her ölçü bu sorunun cevabına bağlı. Bir merdivenin önünde duran kişiye bakmanın iki yolu var. Birincisi sorunu kişinin bedeninde arar ve çözümü kişiyi değiştirmekte görür. İkincisi sorunu dünyanın nasıl kurulduğunda arar ve çözümü merdiveni değiştirmekte görür. Bu derste ikisini kaynaklarından okuyacağız: 1976'da engelli kişilerin kendi örgütünün yazdığı metin ve Mike Oliver'ın 1990 bildirisi. Sonra modelin eleştirilerini de göreceğiz, çünkü model her şeyi açıklamıyor. Sonunda tasarımcının görevini bir cümleyle yeniden yazacağız.

Kural ne diyor

Bu dersin dayanağı bir kanun maddesi değil, bir kavram ayrımı. Erişilebilirlik hukuku ikinci modülde gelecek. Müfredat Oliver'ın kitabını ve Imrie ile Hall'ın «Inclusive Design» kitabını öneriyordu; bu iki kitabı bu ders için okuyamadık. Onun yerine birincil iki metni, Oliver'ın kendi bildirisini ve UPIAS metnini okuduk. Modelin eleştirileri için Meşe'nin Türkçe makalesine ve ikincil bir ansiklopedi maddesine dayanıyoruz. Okul ve kişiler kurgu.

Ahu'nun sorusu bu tanımın çizime çevrilmiş hâli. Tekerlekli sandalye kullanması onun bedeninin bir gerçeği. Basamağın önünde kalması ise okulun nasıl yapıldığının sonucu. Aynı beden, rampası olan bir kapının önünde başka bir durumdadır, oysa bedende hiçbir şey değişmemiştir. Nazife Öğretmen'in «hiçbiri» cevabı da burada anlam kazanıyor: belki köyde tekerlekli sandalye kullanan çocuk yok; belki de bu kapıdan hiç geçemediği için okula gelmiyor. Kullanıcı sayısı bazen kapının kendi ürünüdür ve yeni planı buna bakmadan çizmek eski kapıyı yeniden çizmek olur.

Bu kart bir yanlış okumayı da engelliyor. Sosyal model, Ahu'nun ameliyat ya da fizik tedavi görmemesi gerektiğini söylemez. Yalnız şunu söyler: okulun girişi onun fizik tedavisine bağlı olmamalı. Oliver'ın sözünü ettiği kişisel trajedi dili ise kapıdaki yazıda duruyor: «Engelli öğrencilerimiz için lütfen idareye başvurunuz.» Bu cümle bir kişiyi özel durum yapıyor, kapıyı değiştirmiyor.

Bu eleştiriler tasarımcıyı rahatlatmak için değil, abartmamak için önemli. Rampa Ahu'nun bedenindeki ağrıyı almaz; hiçbir bina bunu yapmaz. Ve «sadece tekerlekli sandalye» diye düşünülen bir okul, ağrısı olan, çabuk yorulan ya da kalabalıktan zorlanan bir çocuğu yine dışarıda bırakabilir. Görevimiz büyük ama sınırı var: mekânın çıkardığı engeli kaldırmak.

Sahada

Ilgın okulun girişini ölçmüyor, önce soruları yazıyor. Emre basamakların yüksekliğini alıyor, ama defterin başına başka bir şey yazıyor: bu binaya bugün kim giremiyor, kim hiç gelmedi? Selim Ahu'dan özür dilemeye kalkıyor; Ahu özrü almıyor, ona bir görev veriyor: bir akşam okuldaki bütün kapıları sandalye yüksekliğinden çekecek. Nazife Öğretmen muhtardan köydeki çocuk listesini istiyor. Cevdet Bey, yönetici olarak başka bir apartmanda duyduğu cümleyi tekrarlıyor: «Bizim binada engelli yok, ne gerek var?»

Gri alan

Bu derste iki tartışma açık kalıyor. Birincisi modelin sınırı: sosyal model mekânı değiştirmeyi öğretiyor, ama ağrı, yorgunluk ya da bazı zihinsel durumlar mekânla tamamen çözülmez. Bu yüzden «sorun tamamen toplumda» cümlesi de, «sorun tamamen bedende» cümlesi kadar eksik olabilir. Literatürde bu tartışma sürüyor ve biz burada kesin bir söz söylemiyoruz. İkincisi kelimeler: Türkçede «engelli», «engelli birey», «yetersizlik» ve «bozukluk» farklı metinlerde farklı anlamlarla kullanılıyor; dil konusu M01-D07'de ayrıca konuşulacak. Üçüncüsü araştırma boşluğu: sosyal modelin bir okul binasında kullanıcı katılımını ne kadar artırdığını ölçen bir kanıt okumadık; elimizde bir kavram çerçevesi var, bir etki ölçümü yok. Tek bir kişinin deneyimi de bütün engelli kişilerin deneyimi değil; Ahu'nun dediği gibi.

Yaygın yanlış«Sosyal model tıbba karşıdır.»
Doğrusu

Oliver hastalığın tedavisini reddetmiyor; engelliliği yalnız tıbbi bir konu saymayı eleştiriyor.

Yaygın yanlış«Binada engelli kullanıcı olmadığı için erişilebilirlik gerekmez.»
Doğrusu

Kullanıcının yokluğu kapının sonucu olabilir; yaşlanan beden ve geçici durumlar da hesaba katılır.

Yaygın yanlış«Rampa yapınca sorun bitmiştir.»
Doğrusu

Rampa bir engeli kaldırır; yorgunluk, görme, işitme ve kalabalık gibi başka sorular açık kalır.

Senin işinde

Bir binaya bakarken iki kolon aç. Birinci kolona bu binanın karşısında kişinin ne yapması gerektiğini yaz: taşınmak, yardım istemek, önceden haber vermek, özel kapıya gitmek. İkinci kolona binanın ne yapabileceğini yaz. Birinci kolon uzadıkça tasarımın işi eksik demektir. Kullanıcı listesini bugünkü kullanıcılarla sınırlama: bu kapıdan hiç geçemediği için gelmeyen kişiyi de sor. Engelli bir kişiyle konuşurken onu bütün engelli kişilerin temsilcisi yapma; kendi deneyimini sor, başkasınınkini sorma. Yardım önerirken önce sor, sonra dokun. Plan notlarında «engelliler için» başlıklı ayrı bir bölüm açmak yerine her kapı, her koridor ve her tuvalet için aynı soruyu sor: kim giremiyor? Kendi dilini de izle: kapıdaki yazıyı kim yazdı, hangi kişiyi özel durum yaptı? Mevzuat bir sonraki modülün konusu; ama bu derste kazandığın soru, yönetmeliğin asgari ölçüsü yetiyor mu sorusuna da cevap verecek.

Kendin dene

Aklında kalsın

Toplumsal model yetersizlik ile engelliliği ayırır: birincisi bedende, ikincisi toplumun kurduğu çevrededir. Kavramı 1976'da engelli kişilerin örgütü UPIAS yazdı, Oliver bireysel ve toplumsal model diye adlandırdı. Bu görüş tıbba karşı değildir, ama bir kapının önündeki soruyu değiştirir: kişi ne yapmalı değil, kapı ne yapmalı? Model ağrıyı ve her deneyimi açıklamaz. Tasarımcının görevi mekânın çıkardığı engeli kaldırmak ve kim giremiyor sorusunu baştan sormaktır.

Sonraki derse köprü

Nazife Öğretmen'in «hiçbiri» cevabı bir sayı sorusunu açtı. Dünyada ve Türkiye'de kaç engelli kişi var, bu sayıları kim ve nasıl sayıyor, geçici durumları ve yaşlanmayı eklersek kullanıcı ne kadar büyür? M01-D02 bu sayıları resmî kaynaklardan okuyor.

Kendini sına

Soru 1 · Kavram

Toplumsal modelin yetersizlik ve engellilik ayrımı nedir?

  • A) İkisi aynı anlama gelir.
  • B) Yetersizlik kişinin bedenindeki durumdur; engellilik toplumsal örgütlenmenin yarattığı kısıtlamadır.
  • C) Yetersizlik toplumda, engellilik yalnız bedendedir.
  • D) Ayrım yalnız hukukta geçer.

Cevap: B. UPIAS'ın 1976 tanımı bu ayrımı kurar. C şıkkı ayrımı tersine çeviriyor ve bir merdivenin önündeki soruyu yeniden kişiye yüklüyor.

Soru 2 · Kanıt

Oliver'ın 1990 bildirisi tıp hakkında ne söylüyor?

  • A) Tıbbın hiçbir yeri olmadığını.
  • B) Hastalıkların tedavi edilmemesi gerektiğini.
  • C) Hekimlerin hastalığı tedavi etmede bir yeri olduğunu, sorunun engelliliğin kendisini tedavi edilecek bir şey sayılması olduğunu.
  • D) Bütün engelli kişilerin ameliyat olması gerektiğini.

Cevap: C. Oliver hastalık ile engelliliği ayırıyor. A ve B, bildirinin en sık yapılan yanlış okumalarıdır.

Soru 3 · Senaryo

Bir okul müdürü «Tekerlekli sandalye kullanan öğrencimiz yok, rampaya gerek yok» diyor. Tasarımcı ne sormalı?

  • A) Rampanın rengini.
  • B) Öğrencilerin notlarını.
  • C) Okulun boyasını.
  • D) Bu kapıdan geçemediği için gelmeyen çocuk olup olmadığını, gelecekteki kullanıcıları ve veli, öğretmen ya da ziyaretçilerin durumunu.

Cevap: D. Kullanıcının yokluğu kapının bir sonucu olabilir. Soru bugünkü listeyi geleceğe ve görünmeyen kişilere genişletiyor.

Soru 4 · Tuzak

Bir öğrenci şöyle diyor: «Sosyal modeli öğrendim, öyleyse mekânı doğru yaparsak engellilik diye bir şey kalmaz.» Bu cümlenin sorunu nedir?

  • A) Eleştirilerin gösterdiği gibi ağrı, yorgunluk ve bazı zihinsel durumlar mekânla tamamen çözülmeyebilir; model her deneyimi açıklamaz.
  • B) Mekân hiçbir şeyi değiştirmez.
  • C) Sosyal model yalnız görme engelliler içindir.
  • D) Engellilik yalnız yaşlılarda görülür.

Cevap: A. Modelin gücünü abartmak onu zayıflatır. B ise ters yönde bir abartıdır, çünkü üç basamak gerçekten değiştirilebilir.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?