M01-D02
Kaç kişi
Dünyada ve Türkiye’de engelli kişi sayısını resmî kaynaklardan okur ve geçici engelliliği ve yaşlanmayı hesaba katınca kullanıcı sayısının nasıl büyüdüğünü gösterir.
Erişilebilir ve Kapsayıcı Tasarım Akademisi — M01, Engellilik ve evrensel tasarım · 1.645 kelime · 7 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Dayanak: Belgelenmiş olgu: Dünya Sağlık Örgütü bilgi sayfası; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı istatistik bülteni, Ocak 2023 (TÜİK aktarımı); Ekenci 2015; 2011 raporu ve TÜİK tabloları doğrudan okunmadı
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Dünya tahmini yaklaşık 1,3 milyar kişi, yüzde 16. Türkiye'de 2011 araştırması yüzde 6,9 veriyor, 75 yaş üstünde yüzde 46,5. Ulusal Engelli Veri Sistemi'nde Ocak 2023 bülteninde 2,5 milyon kayıtlı kişi var, ama rapor almayan bu listede yok. Farklı sayılar farklı soruların cevabıdır. Bir sayı yazarken kim saydı, neyi sordu, hangi yıl de. Sayı kapıyı savunmaya yardım eder; kapının gerekçesi yalnız sayı değildir.
Açılış sahnesi
Selim belediyenin toplantısına bir slayt hazırlamış: «Türkiye'deki engelli nüfusu». Birinci internet sayfası yüzde 6,9 demiş, ikincisi yüzde 2,58, üçüncüsü 2,5 milyon kişi. Slaydın altına «kaynaklar çelişiyor» yazıp Ilgın'a uzatıyor. Ilgın okumadan Ahu'ya veriyor. Ahu üç sayıya bakıp gülüyor. «Çelişmiyor olabilir,» diyor. «Bu üçü aynı soruyu sormamış. Biri bana kimlik sorar, biri merdiven çıkabiliyor muyum diye sorar, biri hastaneden rapor almış mıyım diye sorar. Ben üçüne farklı cevap veririm.» Emre kaşlarını kaldırıyor: «Peki hangisini slayta yazacağız?» Nazife Öğretmen köşede kendi defterine bakıyor. Okulda yirmi yıldır her yıl bir sayı yazmış, ama geçen haftaya kadar evde kalan çocuğu hiç saymamış. «Önce soralım,» diyor. «Kimi saymak istiyoruz?»
Bu derste ne olacak
Sayılar tasarımcıya iki şey için lazım: bir kararı savunmak ve kullanıcıyı hayal etmekten vazgeçmek. Bu derste önce dünya tahminini, sonra Türkiye'deki sayıları ve neden birbirinden uzak olduklarını okuyacağız. Her sayıya aynı soruyu soracağız: kim, hangi yöntemle, neyi sordu? Sonra aynı resmî tablodan yaşla birlikte oranın nasıl değiştiğini göreceğiz. Bu, «bizim binada engelli yok» cümlesine verilebilecek en sade cevap. Son olarak geçici durumları ve sayılmayanları konuşacağız. Bir sayıyı ezberlemiyoruz, bir sayıyı okumayı öğreniyoruz.
Kural ne diyor
Burada dayanak resmî istatistik, kanun metni değil. Müfredat Dünya Sağlık Örgütü ile Dünya Bankası'nın 2011 raporunu ve TÜİK'i öneriyordu; TÜİK tablolarına ve raporun kendisine doğrudan ulaşamadık. Onun yerine Dünya Sağlık Örgütü'nün güncel bilgi sayfasını ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın Ocak 2023 istatistik bültenini okuduk; bülten TÜİK sonuçlarını aktarıyor. Sayılar yayımlandıkları tarihe aittir. Köy, okul ve hesap örnekleri kurgu.
Selim'in üç sayısı böylece yerine oturuyor. Yüzde 2,58 belirli engel gruplarını soran bir araştırmanın cevabı. Yüzde 6,9 «merdiven çıkmakta çok zorlanıyor musunuz?» diye soran bir araştırmanın cevabı. 2,5 milyon kişi ise rapor alıp kayda geçmiş kişi; raporu olmayan Ahu'nun komşusu o listede yok. Bu üçünü yan yana «çelişki» diye yazmak yanlış, birini «gerçek sayı» diye yazmak da yanlış. Slaydın doğrusu üç satır: sayı, yöntem, yıl.
Yaş tablosu bir başka şey söylüyor. Bir apartmandaki sakin bugün kırk yaşındaysa, aynı merdiven otuz yıl sonra aynı kişi için başka bir merdiven olabilir. 75 yaş üstünde oranın yarıya yaklaşması, «engelli azınlık» düşüncesinin tasarımcı için neden eksik olduğunu gösteriyor. Bunu kimseyi korkutmak için değil, bir kapıyı kaç yıl kullanacağımızı hesaplamak için söylüyoruz. Nazife Öğretmen'in okulunda hesap farklı: 3-9 yaş bandında oran yüzde 2,3. Kurgu olarak iki yüz kırk çocuğu olan bir okulda bu oran beş kadar çocuğa denk gelir; ulusal bir oranı bir köye uygulamak kaba bir tahmindir ve bir köyün gerçek sayısını söylemez, hesap bizim. Ama sıfırdan farklı olması muhtarın listesine bakmak için yeterli neden.
Geçici durumlar bu tablolarda yok. Bacağı alçıda olan, bebek arabası iten, valiz taşıyan, ağır bir ameliyattan çıkan kişi merdiven önünde benzer bir kapıya gelir, ama çoğu zaman bir araştırmada «engelli» sayılmaz. Bu kişileri sayıya katmak için elimizde güvenilir bir oran yok ve uydurmuyoruz. Yine de bir tasarım sorusu olarak listeye giriyorlar: bu kapıyı bir kez bile kullanamayan kim?
Sahada
Selim slaytı yeniden yazıyor: sayı, yöntem, yıl. Emre yaş tablosunu büyütüp duvara asıyor. Nazife Öğretmen muhtardan aldığı listede evde kalan iki çocuk daha buluyor ve sayısını sessizce düzeltiyor. Ilgın okulun yeni planına bir not ekliyor: bu bina elli yıl kullanılacak. Cevdet Bey apartmanına dönüp bir kâğıt asıyor; kaç sakinin kaç yaşında olduğunu değil, merdivende kimin zorlandığını soruyor. Ahu bir uyarı ekliyor: kapıya bakan bir anket kimseye tanı sormak zorunda değil.
Gri alan
Hiçbir sayı «gerçek engelli sayısı» değil. Tanım değiştikçe sayı değişiyor, ama bir tanım seçmek de bir karar: rapor kişiyi hizmete bağlar, işlev sorusu kişinin beyanına dayanır, sayım ise kısa ve az ayrıntılıdır. Araştırmalara katılmayan kurum sakinleri, belgesiz kişiler, soruyu başka türlü anlayanlar ve ailesi tarafından gizlenen çocuklar sayıyı aşağı çekebilir; bunun boyutu hakkında elimizde bir ölçüm yok. TÜİK tablolarının kendisini okumadık, bu yüzden sayıları bülten aktarımından veriyoruz. Yüzde 16 ile yüzde 6,9'u karşılaştırıp Türkiye'de oranın daha düşük olduğu sonucuna varmak da doğru olmaz, çünkü yöntemler aynı değil. Sayılar bir tasarım gerekçesi olarak güçlü, ama tehlikeli bir yanı da var: «Az» diye bir kapıyı ertelemek için de kullanılabilir. Erişim hakkı bir yüzdeye bağlı değildir; hukuk boyutunu ikinci modülde okuyacağız. Tek bir kişi için de kapı gereklidir.
Yaygın yanlış«Türkiye'de engelli nüfus şudur» diye tek bir sayı verilebilir.
Sayı tanıma, yönteme ve yıla bağlıdır; bir sayı verirken bu üçünü de söyle.
Yaygın yanlış«Veri sistemindeki kayıt sayısı bütün engelli kişilerin sayısıdır.»
Sistem rapor almayan ve devlet hizmetiyle temas etmeyen kişileri kapsamıyor.
Yaygın yanlış«Oran düşükse kapıyı erteleyebiliriz.»
Sayı kararı destekleyebilir, ama erişim bir yüzdeye bağlı değildir ve bina uzun süre kullanılır.
Senin işinde
Raporuna bir sayı yazacaksan yanına üç şey yaz: kim saydı, neyi sordu, hangi yıl. Bir ulusal oranı bir binaya uyguluyorsan tahmin olduğunu söyle ve onun yerine yerel soru sor: muhtar, okul, sağlık ocağı ya da sakinlerin kendisi. Kullanıcı listeni bugünkü ile sınırlama; binanın ömrünü, yaş bandını ve geçici durumları da yaz. Kişilere tanı sorma; mekânda neyin zor olduğunu sor. Bir kişinin bilgisini onun izni olmadan başkasına söyleme. Müşterin «az kişi» diyorsa sayıyı tartışmaya başlamadan önce kapıyı kullanamayan tek bir kişinin neyi kaçırdığını göster. Sayıyı bir sunumda göstermek istiyorsan yaş grafiğini kullan; tek bir yüzdeden çok şey anlatır. Kaynağın tarihini de yaz: bu dersin bülteni Ocak 2023, sen okurken yenisi çıkmış olabilir. Bulamadığın veriyi uydurma; bulamadığını açıkça söyle ve kimin bilebileceğini yaz.
Kendin dene
Aklında kalsın
Dünya tahmini yaklaşık 1,3 milyar kişi, yüzde 16. Türkiye'de 2011 araştırması yüzde 6,9 veriyor, 75 yaş üstünde yüzde 46,5. Ulusal Engelli Veri Sistemi'nde Ocak 2023 bülteninde 2,5 milyon kayıtlı kişi var, ama rapor almayan bu listede yok. Farklı sayılar farklı soruların cevabıdır. Bir sayı yazarken kim saydı, neyi sordu, hangi yıl de. Sayı kapıyı savunmaya yardım eder; kapının gerekçesi yalnız sayı değildir.
Sonraki derse köprü
Sayılar bu binayı kaç kişinin kullanacağını söylüyor, nasıl kullanacaklarını söylemiyor. Bir okul girişini herkes için tasarlamanın ilkeleri var mı? M01-D03 evrensel tasarımın yedi ilkesini Nazife Öğretmen'in okul girişinde deniyor.
Kendini sına
Soru 1 · Kavram
Farklı kaynakların farklı engelli nüfus sayıları vermesinin en yaygın nedeni nedir?
- A) Birinin mutlaka yalan söylemesi.
- B) Sorulan sorunun, tanımın, yöntemin ve yılın farklı olması.
- C) Sayıların hiçbir anlam taşımaması.
- D) Engelli kişilerin sayılamaması.
Cevap: B. Ekenci yaygınlık ölçümünün tanım ve amaca bağlı değiştiğini anlatıyor. Bu yüzden her sayı yöntemiyle birlikte okunur; C ise hepsini boşa çıkarır.
Soru 2 · Kanıt
Bakanlık bülteninin aktardığı 2011 tablosuna göre yaş ile oran arasındaki ilişki nedir?
- A) Oran yaşla düşüyor.
- B) Oran bütün yaşlarda aynı.
- C) Oran 3-9 yaşta yüzde 2,3 iken 75 yaş ve üstünde yüzde 46,5'e çıkıyor.
- D) Yalnız çocuklarda ölçülmüş.
Cevap: C. Tablo bir binanın ömrü boyunca kullanıcının değişeceğini gösteriyor. Bu bir tahmin aracı, bir kişinin geleceğini söyleyen bir ölçü değil.
Soru 3 · Senaryo
Bir apartman yöneticisi engelli sakinleri belirlemek için kapılara «Engelli misiniz?» anketi asmak istiyor. Daha iyi soru hangisidir?
- A) Herkesin raporunu toplamak.
- B) Yalnız yaşlılara sormak.
- C) Sorudan vazgeçip hiçbir şey yapmamak.
- D) Kimseye tanı sormadan binada nerede zorlanıldığını ve neyin değişmesi gerektiğini sormak.
Cevap: D. Mekândaki güçlük tasarımın konusudur, tanı ise kişiye aittir. C şıkkı da yanlış, çünkü güçlük yine orada kalır.
Soru 4 · Tuzak
Biri sunumda diyor ki: «Dünya yüzde 16, Türkiye yüzde 6,9; demek ki bizde sorun dünyanın yarısından az.» Sorun nedir?
- A) Yöntemler aynı olmadığı için bu karşılaştırma doğrudan yapılamaz; ayrıca oran erişim gerekliliğini tek başına belirlemez.
- B) Bu sayılar hiç yayımlanmadı.
- C) Yüzde 16 yalnız çocukları kapsar.
- D) Türkiye'nin sayısı daima daha yüksektir.
Cevap: A. Sayıları birbirine bağlamak için aynı soruyu sormuş olmaları gerekir. D şıkkı aynı hatayı ters yönde yapıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.