İçeriğe geç

P15-D01-M01-01·Metafizik nedir?

İlk felsefe

temel3.777 kelime≈ 25 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

İlk felsefe, belirli bir tür nesneyi değil, var olan her şeyi var olduğu ölçüde inceler; Metafizik adı ise bir fizikötesi dünyanın değil, bir kitaplık düzeninin ya da bir öğrenme sırasının adıdır.

Aristoteles, Metafizik'in dördüncü kitabının ikinci bölümünde var olanın birçok anlamda ama bir tek şeye, töze göre söylendiğini sağlıklı sözcüğüyle gösterdi; altıncı kitabın birinci bölümünün sonunda ilk felsefenin tümel mi yoksa değişmez bir tözün bilimi mi olduğu güçlüğünü ilk olduğu için tümel formülüyle cevapladı; Wolff ise 1730'da ilk felsefeyi ontoloji olarak tanımlayıp onu kozmoloji, psikoloji ve doğal tanrıbilimden ayırdı.

Bir sorunun ilk felsefenin sorusu olup olmadığı dört adımla sınanır: sorunun bir özel alana ait olup olmadığına bakmak, çok anlamlı bir sözcüğün odak anlamını bulmak, ilk olmanın hangi türünün söz konusu olduğunu belirlemek ve genel soruşturmayı özel soruşturmalardan ayırmak.

Ortak konu yokluğu, iki ayrı bilim ve boş genellik itirazları, çok anlamlılığın ilgisizlik olmadığını, en temel olanla bütün alanlarda geçerli olanın birbirine bağlanabildiğini ve genel olanın boş değil varsayılan olduğunu gördüğümüzde kısmen cevaplanabilir.

Bu yüzden ilk felsefe, bütün bilimlerin ortak sorusunu soran bir bilimdir; ve bu sorunun cevabı, gerçekliğin bütününün nasıl bir yapıya sahip olduğu sorusuna uzanır.

Açılış sahnesi

Kerem'in Antik Akdeniz sergisi kapandı. Son panoların arasında dolaşan bir ziyaretçi, ona bir soru bıraktı: sergide adı en çok geçen kitap Aristoteles'in Metafizik'iydi, ama hiçbir panoda bu kitabın neyi incelediği yazmıyordu. Kerem, soruyu grubun yeni okuma toplantısına getiriyor. Masaya Metafizik'in dördüncü kitabının bir sayfasını koyuyor. Sayfada, var olanı var olduğu ölçüde inceleyen bir bilimden söz ediliyor. Barış, bu cümlenin bir yasanın genel hükümler bölümüne benzediğini söylüyor. Defne ise bir sözcüğe takılıyor: Aristoteles birkaç satır sonra «sağlıklı» sözcüğünün bir insan, bir yemek ve bir yüz rengi için nasıl farklı anlamlarda kullanıldığını anlatıyor. Kerem, toplantı defterinin ilk sayfasına bir soru yazıyor: var olan her şeyi inceleyen bir bilim, neyi inceler?

Barış, medeni kanunun genel hükümler bölümünün neden kanunun başında durduğunu anlatıyor. Tolga, şirketinin bütün bölümleri için geçerli olan bir genel yönetmelik yazıyor. Selin, antrenörünün «sağlıklı» sözcüğünü bir oyuncu, bir beslenme planı ve bir antrenman tesisi için kullandığını fark ediyor. Kerem, bir müze kataloğunun bütün koleksiyonu tanıtan ilk bölümünü yazıyor. Lina, apartman yönetim planının hangi maddelerinin bütün daireler, hangilerinin yalnızca bazı daireler için geçerli olduğunu ayırıyor. Defne ise bir tıp fakültesinde bütün uzmanlık dallarından önce okutulan dersleri düşünüyor. Bu ders, Metafizik ve Ontoloji programının Varlık, Varoluş ve Ontolojik Kategoriler kursunda, Aristoteles'in ilk felsefe dediği bilimin neyi incelediğini, Metafizik adının nereden geldiğini ve var olanı var olduğu ölçüde incelemenin ne demek olduğunu soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Bu ders, Varlık, Bilgi ve Zihin Akademisi'nin Metafizik ve Ontoloji programını açıyor. Felsefeye Giriş ve Yöntem Akademisi'nin Metafizik dersi, metafiziğin bir konudan değil bir soru türünden oluştuğunu, Aristoteles'in Metafizik'inin dördüncü kitabının başından yola çıkarak gösterdi. Felsefe Tarihi Akademisi'nin Aristoteles dersleri de, Metafizik'in yedinci, dokuzuncu ve on ikinci kitaplarını okudu. Bu ders, bu iki çizginin arasında bir yere bakıyor: ilk felsefenin konusunun bir tek bilim kurabilecek kadar bir olup olmadığına ve bu bilimin hangi anlamda ilk olduğuna.

Metafizik adı, Aristoteles'in kendisinden değil, onun eserlerini sonradan düzenleyenlerden gelir. Yunanca adı, fizikten sonra gelenler demektir. Bu ad, genellikle milattan önce birinci yüzyılda eserleri düzenleyen Rodoslu Andronikos'un çalışmasına bağlanır; ama bu bağ kesin değildir. Aphrodisiaslı Aleksandros gibi antik yorumcular adı, bizim öğrenme sıramızda doğa bilgisinden sonra gelen bilim olarak açıklamıştır. Aristoteles ise aynı bilime ilk felsefe, bilgelik ya da tanrıbilim der.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Metafizik'in dördüncü kitabının ikinci bölümü, varlığın birçok anlamda söylendiğini ama bir tek şeye göre söylendiğini gösterir. Altıncı kitabın birinci bölümünün sonu, ilk felsefenin tümel mi yoksa bir tek tür varlığa mı ilişkin olduğu güçlüğünü açar. Christian Wolff'un İlk Felsefe ya da Ontoloji adlı kitabı ise, bu bilimi on sekizinci yüzyılda genel bir varlık bilimi olarak yeniden kurar.

Sonda, bir sorunun ilk felsefenin sorusu olup olmadığını sınamanın dört adımını göstereceğiz: sorunun bir özel alana ait olup olmadığına bakmak, çok anlamlı bir sözcüğün odak anlamını bulmak, ilk olmanın hangi türünün söz konusu olduğunu belirlemek ve genel soruşturmayı özel soruşturmalardan ayırmak.

Merkez soru

Sorumuz şu: Var olan her şeyi var olduğu ölçüde inceleyen bir bilim mümkün müdür ve böyle bir bilim hangi anlamda ilk felsefedir?

Ölçülü iddiam şu: İlk felsefe, belirli bir tür nesneyi değil, var olan her şeyi var olduğu ölçüde inceler. Bu bilimin bir bilim olabilmesi için, varlığın birçok anlamının dağınık bir ad benzerliği değil, bir odağa bağlı bir birlik oluşturması gerekir. Aristoteles bu birliği, sağlıklı sözcüğünün bütün anlamlarının sağlığa bağlı olması gibi, varlığın bütün anlamlarının töze bağlı olmasıyla kurar. Ama Aristoteles aynı eserde, ilk felsefenin en yüksek ve hareketsiz bir varlığı inceleyen bilim olduğunu da söyler. Bu iki tanımın gerilimini, ilk olduğu için tümel olmak formülüyle giderir. Wolff ise bu iki görevi birbirinden ayırır: var olanı genel olarak inceleyen bir ontoloji ve onun ardından gelen özel metafizikler. İlk felsefe, bir yandan bütün bilimlerin ortak sorusunu, bir yandan da en temel varlığın sorusunu sorar. Bu iki sorunun gerçekten bir tek bilim kurup kurmadığı sorusu açık kalır.

Sıfır noktası

Bir öğrenci metafizik sözcüğünü duyduğunda, onu çoğu zaman fizikötesi bir dünyanın bilgisi olarak tanır. Bu okumaya göre metafizik, ruhlar, tanrılar ya da görünmeyen güçler gibi, doğanın ötesindeki şeylerle uğraşan bir alandır. Fizik görünen dünyayı, metafizik görünmeyen dünyayı inceler. Bu okumada soru, görünmeyen dünyanın nasıl bilinebileceğidir.

Bu okuma iki yerden sarsılır. Birincisi, adın kendisi böyle bir anlam taşımaz. Fizikten sonra gelenler adı, bir kitaplık düzeninin ya da bir öğrenme sırasının adıdır, fizikötesi bir dünyanın adı değil. İkincisi, Aristoteles'in ilk felsefesi, bir başka dünyayı değil, bu dünyada var olan her şeyi inceler: bir insanı, bir rengi, bir sayıyı ve bir yürüyüşü. Ama onlara bir insan, bir renk ya da bir sayı olarak değil, var olan şeyler olarak bakar. İlk felsefenin konusu, şeylerin bir başka türü değil, bütün şeylere sorulabilen bir sorudur.

Bu yüzden ilk felsefeyi anlamak, onu görünmeyen bir dünyanın bilgisi olarak değil, var olan her şeye ortak olan bir sorunun bilimi olarak okumakla başlar.

Görüşler ve pozisyonlar

İlk felsefenin neyi incelediği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, ontoloji görüşüdür. Buna göre ilk felsefe, var olanı genel olarak, var olduğu ölçüde inceleyen bir bilimdir. Konusu, bütün var olanlara ortak olan özellikler ve ilkelerdir: varlık, birlik, aynılık, ayrılık ve benzerleri. Bu bilim, belirli bir tür varlığı değil, bütün varlıkları kapsar. On sekizinci yüzyılda Christian Wolff, bu görüşü bir genel varlık bilimi olarak sistemleştirmiştir.

İkinci görüş, tanrıbilim görüşüdür. Buna göre ilk felsefe, en yüksek ve hareketsiz bir varlığı, Aristoteles'in deyişiyle ayrı ve değişmez bir tözü inceleyen bilimdir. Bu bilim, konusu en yüksek varlık olduğu için ilktir. Orta Çağ'da bu görüş, metafiziğin konusunun var olan mı yoksa Tanrı mı olduğu üzerine uzun bir tartışmanın bir tarafını oluşturmuştur.

Üçüncü görüş, ontoteoloji görüşüdür. Martin Heidegger'in 1957'de yayımlanan Özdeşlik ve Fark adlı kitabında dile getirdiği bu görüşe göre, Batı metafiziği baştan beri bu iki görevi birbirine bağlamıştır. Var olanı genel olarak inceleyen bir ontoloji ile en yüksek varlığı inceleyen bir tanrıbilim, aynı bilimin iki yüzüdür. Heidegger, bu bağı bir kuruluş kusuru olarak eleştirir.

Bu ders birinci görüşü temel alır ve ikinci görüşün, Aristoteles'in ilk felsefeyi en yüksek varlığın bilimi olarak da tanımladığı gözlemini ve üçüncü görüşün, bu iki görevin metafizik tarihinde birbirine bağlı kaldığı uyarısını kabul eder. İkinci görüş, Aristoteles'in bir metnini doğru okur; ama onun ilk felsefeyi aynı zamanda tümel saydığını açıklamakta zorlanır.

Argümanın yapısı

Bir sorunun ilk felsefenin sorusu olup olmadığını sınamak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, sorunun bir özel alana ait olup olmadığına bakmaktır. Sınayan, bir sorunun yalnızca belirli bir tür nesne için mi, yoksa her tür nesne için mi sorulabildiğini belirler.

İkinci adım, çok anlamlı bir sözcüğün odak anlamını bulmaktır. Sınayan, sorunun içindeki temel sözcüğün birçok anlamda kullanılıp kullanılmadığını ve bu anlamların bir tek odak anlama bağlanıp bağlanmadığını araştırır.

Üçüncü adım, ilk olmanın hangi türünün söz konusu olduğunu belirlemektir. Sınayan, bir bilimin ya da bir sorunun, en temel olduğu için mi, en yüksek nesneyle ilgilendiği için mi, yoksa öğrenme sırasında başta geldiği için mi ilk sayıldığını ayırır.

Dördüncü adım, genel soruşturmayı özel soruşturmalardan ayırmaktır. Sınayan, bir sorunun bütün alanlara ortak olan genel biçimi ile her alana özgü olan özel biçimlerini birbirinden ayırır.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

İlk felsefeyi var olanın genel bilimi olarak ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. İlk felsefe, belirli bir tür nesneyi değil, var olan her şeyi var olduğu ölçüde inceler. Aristoteles, var olanın birçok anlamda ama bir tek şeye, töze göre söylendiğini sağlıklı sözcüğüyle gösterir ve bu yüzden onun bir tek bilimin konusu olabileceğini savunur. Aynı eserde ilk felsefeyi en yüksek ve değişmez tözün bilimi olarak da tanımlar ve iki tanımı ilk olduğu için tümel formülüyle birleştirir. Wolff ise bu iki görevi ayırır: bir genel metafizik olarak ontoloji ve onun ardından gelen özel metafizikler. Selin, Barış ve Tolga, birçok anlamda kullanılan bir sözcüğün bir odağa bağlanabildiğini ve en temel olanın en önemli olandan ayrı olduğunu gösterdi. Defne, Lina ve Kerem ise bütün alanların varsaydığı genel bir bilginin, özel alanlardan önce gelebildiğini ve en yüksek olanın onun bir örneği olabildiğini gösterdi. Ama ilk felsefenin iki görevinin gerçekten bir tek bilim kurup kurmadığı sorusu açık kalır.

Açık kalan sorular

Aristoteles, var olanın bütün anlamlarının töze bağlı olduğunu söyledi. Bir sayı, bir olay ya da bir ilişki de bir töze bağlı mıdır, yoksa var olanın bazı anlamları bu odağın dışında mı kalır?

Wolff, ilk felsefenin iki görevini birbirinden ayırdı. Bu ayırma, Aristoteles'in güçlüğünü çözer mi, yoksa onu yalnızca iki ayrı bilime mi dağıtır?

Metafizik adı, bir kitaplık düzeninden ya da bir öğrenme sırasından doğdu. Bir bilimin adının bir rastlantıdan doğması, o bilimin konusunun da bir rastlantı olduğunu mu gösterir, yoksa bir ad ile bir konu birbirinden bağımsız mıdır?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışMetafiziği fizikötesi bir dünyanın bilgisi saymak.
Doğrusu

Metafizik adını, doğanın ötesindeki görünmeyen bir dünyanın bilgisi olarak okumak, adın bir kitaplık düzeninden ya da bir öğrenme sırasından doğduğunu ve Aristoteles'in ilk felsefesinin bu dünyada var olan her şeyi var olduğu ölçüde incelediğini gözden kaçırır. Doğrusu, metafiziği bütün şeylere sorulabilen bir sorunun bilimi olarak görmektir.

Yaygın yanlışÇok anlamlılığı ilgisizlik saymak.
Doğrusu

Var olan sözcüğünün birçok anlamda söylenmesini, bu anlamların birbiriyle hiçbir ilgisi olmadığı biçiminde okumak, Aristoteles'in bütün anlamların bir tek odağa, töze bağlı olduğunu söylediğini gözden kaçırır. Doğrusu, birçok anlamda söylenen bir sözcüğün anlamlarının bir odağa bağlanıp bağlanmadığını sormaktır.

Yaygın yanlışİlk olmayı en önemli olmak saymak.
Doğrusu

İlk felsefenin ilk olmasını, onun en önemli ya da en saygın bilim olması biçiminde okumak, Aristoteles'in onu öteki bilimlerin varsaydığı bir öncelik ilişkisiyle ilk saydığını gözden kaçırır. Doğrusu, en temel olmak, en yüksek olanla ilgilenmek ve öğrenme sırasında başta gelmek arasındaki ayrımı yapmaktır.

Yaygın yanlışOntoloji adını Aristoteles'e atfetmek.
Doğrusu

Ontoloji sözcüğünü Aristoteles'in kendi terimi saymak, bu sözcüğün on yedinci yüzyılın başında Alman okul kitaplarında görülmeye başladığını ve onu bir bilimin adı olarak yerleştirenin on sekizinci yüzyılda Wolff olduğunu gözden kaçırır. Doğrusu, Aristoteles'in kendi adlarını, yani ilk felsefe, bilgelik ve tanrıbilim adlarını ayırt etmektir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

İlk felsefe, belirli bir tür nesneyi değil, var olan her şeyi var olduğu ölçüde inceler; Metafizik adı ise bir fizikötesi dünyanın değil, bir kitaplık düzeninin ya da bir öğrenme sırasının adıdır.

Aristoteles, Metafizik'in dördüncü kitabının ikinci bölümünde var olanın birçok anlamda ama bir tek şeye, töze göre söylendiğini sağlıklı sözcüğüyle gösterdi; altıncı kitabın birinci bölümünün sonunda ilk felsefenin tümel mi yoksa değişmez bir tözün bilimi mi olduğu güçlüğünü ilk olduğu için tümel formülüyle cevapladı; Wolff ise 1730'da ilk felsefeyi ontoloji olarak tanımlayıp onu kozmoloji, psikoloji ve doğal tanrıbilimden ayırdı.

Bir sorunun ilk felsefenin sorusu olup olmadığı dört adımla sınanır: sorunun bir özel alana ait olup olmadığına bakmak, çok anlamlı bir sözcüğün odak anlamını bulmak, ilk olmanın hangi türünün söz konusu olduğunu belirlemek ve genel soruşturmayı özel soruşturmalardan ayırmak.

Ortak konu yokluğu, iki ayrı bilim ve boş genellik itirazları, çok anlamlılığın ilgisizlik olmadığını, en temel olanla bütün alanlarda geçerli olanın birbirine bağlanabildiğini ve genel olanın boş değil varsayılan olduğunu gördüğümüzde kısmen cevaplanabilir.

Bu yüzden ilk felsefe, bütün bilimlerin ortak sorusunu soran bir bilimdir; ve bu sorunun cevabı, gerçekliğin bütününün nasıl bir yapıya sahip olduğu sorusuna uzanır.

Sonraki derse köprü

İlk felsefe dersi, var olan her şeyi var olduğu ölçüde inceleyen bir bilimin mümkün olup olmadığını sordu. Ama bu bilim mümkünse, onun bulacağı şey, var olan her şeyin bir ortak yapısı olacaktır.

Tolga, şirketinin genel yönetmeliğini yazarken bütün bölümlerin aynı birkaç temel ögeden kurulduğunu fark etmiş ve gerçekliğin de bu biçimde birkaç temel türden kurulup kurulmadığını soruyor. Selin, bir maçın oyunculardan, onların özelliklerinden ve aralarındaki ilişkilerden oluştuğunu düşünmüş ve dünyanın da nesnelerden, özelliklerden ve ilişkilerden mi oluştuğunu merak ediyor. Lina ise, bazı şeylerin başka şeylere dayanarak var olduğunu, örneğin bir gülümsemenin bir yüze dayandığını fark etmiş ve gerçekliğin bir katmanlar düzeni olup olmadığını soruyor.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Gerçekliğin genel yapısı dersi, gerçekliğin hangi temel türlerden oluştuğunu, nesnelerin, özelliklerin ve ilişkilerin bu yapıda nasıl bir yer tuttuğunu ve bazı şeylerin başka şeylere dayanarak var olmasının gerçekliğe bir katmanlı düzen verip vermediğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?