HM05-M01-D01
St. Petersburg 1829–30: masum aldatma
Rus ordu hastanesindeki denemede ilaçsız hastalara verilen ekmek kırıntısı haplarının amacını açıklar ve tedavisiz kolun sonucunu iki koğuşla karşılaştırır.
Homeopati Bölümü — Klinik Kanıtı Okumak: Denemelerden Meta-analize Akademisi — HM05-M01, İlk denemeler: St. Petersburg ve Nürnberg · 2.214 kelime · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
1829–30 St. Petersburg denemesinde Dr Gigler'in denetiminde bir «tedavisiz» koğuş kuruldu. Hastalara banyo, çay, iyi beslenme ve dinlenme verildi; ilaçsız kaldıklarından kuşkulanmasınlar diye ekmek içi haplar da verildi. Rapor buna «masum aldatma» dedi.
Dean'e göre bu hapların kökü homeopatik pratikteydi: Hahnemann'ın yönergelerindeki ilaçsız doz, burada dış karşılaştırma koluna dönüşmüş olabilir.
Tedavisiz hastalar her iki koğuştan daha iyi çıktı; ama elimizde sayı, atama ya da değerlendirme bilgisi yok. Koğuş bir bakım paketi aldı. Sonuç klasik tedavinin zararına da işaret eder.
Kaynaklar ayrışır: Dean Tulçin sonuçlarını «ilginç», Haehl «beklentinin altında» bulur; 164 yatış ile 165 toplam uyuşmaz; hastane yasağı 1832, Bigel'in izin haberi 1833. Burada yapılacak şey seçmek değil, uyuşmazlığı göstermektir.
Açılış sahnesi
Ankara, Polatlı. Bir süt çiftliği. Buzağılarda ishal yayılmış, Ferit Bey ahırı üçe bölmüş. Birinci bölmede komşu kasabanın eski usul iğnecisi her sabah ağır bir karışım veriyor, ikinci bölmede kuzeninin önerdiği bitkisel damlalar. Üçüncüye hiçbir şey yapmamış. Yalnız yemlere, her gün ilaç veriyormuş gibi, şekerli bir şurup katmış ki işçiler söylenmesin.
Bir ay sonra veteriner Aysun Hanım geliyor. Ferit Bey defterini açıyor.
«Bak, üçüncü bölme en iyisi. Demek damlalar da iğne de işe yaramıyor. Boşuna para vermişim.»
Aysun Hanım defteri alıyor, sayfaları çeviriyor. «Üçüncü bölmeye ne yaptın, tam söyle.»
«Hiçbir şey dedim ya.»
«Altlığını değiştirdin mi?»
«Temiz samanı önce oraya serdim, kapıya yakın. Havası da iyi.»
«Hasta buzağıları hangisine koydun?»
Ferit Bey duraksıyor. «En kötülerini iğneciye verdim. O bakar diye.»
Aysun Hanım defteri kapatıyor. «Şimdi söyle. Üçüncü bölme ne yaptı: hiçbir şey mi, yoksa temiz saman, iyi hava ve hafif hasta mı? Birinci bölmede belki iğne zarar verdi. Belki buzağı zaten kötüydü. Sonuç bir şey söylüyor Ferit Bey, ama senin defterdeki kadar net değil.»
Bu derste ne olacak
Bu akademi homeopatinin klinik araştırmasını 1829'dan bugüne okuyacak. İlk durak Rusya: bir askerî hastanede yan yana üç koğuş, bunlardan birinde ilaçsız hastalara verilen ekmek kırıntısı hapları.
Bu denemeyi Nürnberg'e giderken HM00-M05-D01'de kısaca anmıştık. Burada yavaşlıyoruz. Hapların ne için verildiğini metnin kendisinden okuyacağız. Koğuşların sonucunu eldeki kaynakla karşılaştıracağız; yalnız bunun için elimizde sayı yok. Son olarak homeopat bir biyografi yazarı ile bir tıp tarihçisinin aynı olayı nasıl farklı anlattığına bakacağız.
Birincil Rus raporu kütüphanemizde yok. Michael Dean'in tıp tarihi yazısı ana kaynağımız ve o da raporu Almanca bir yayın üzerinden okuduğunu söylüyor.
Sıfır noktası
Bir tedavinin işe yarayıp yaramadığını anlamak için karşılaştırma gerekir. Ama iki grubun karşılaştırması, ancak gruplar tedavi dışında benzerse bir şey söyler. Tedavi dışındaki bir fark sonucu da etkiliyorsa buna karıştırıcı denir. Ferit Bey'in samanı, havası ve en hasta buzağıları ayırması karıştırıcılardır.
Grupları benzer yapmanın bugün bilinen yolu kurayla atamadır. Kura olmadan da karşılaştırma yapılır; yalnız ne kadar güvenilir olduğu tartışılır.
Plasebo, etkin madde taşımayan ama hastaya tedavi gibi sunulan şeydir. Bugün iki ayrı kullanımı var: kişiye teselli için verilmesi ve bir denemede karşılaştırma kolu olarak kullanılması. St. Petersburg'un önemi bu ikinci kullanıma giden yolda durmasıdır. Bu denemede bildiğimiz kadarıyla kura yoktu; ama haplar vardı.
Mekanizma
Metnin cümlesi
Tıp tarihçisinin rapora dayanan yazısı; yazar raporu Almanca yayından okuduğunu belirtir; [B].
Homeopatik iddia — Homeopatik koğuşlar kan alma ve ağır ilaç kullanılan koğuşlara karşı iyi sonuç verebildi; Tulçin raporu ağır hastalarla az ölüm bildirir (Herrmann'ın raporu, Dean'in aktarımıyla).
Hapların amacı raporda açık: «ilaç verilmediği kuşkusunu uzaklaştırmak». Yani hasta bilmesin. Bugünkü dille bu tek yönlü körlemeye benzer bir niyettir (benzetme bizim). Raporun kendi sözü «masum». Bugün hastanın bilgisi ve rızası olmadan yapılan bir aldatma araştırma etiğinde bu sözcükle anılmazdı. Asker hastalara sorulup sorulmadığını kaynak söylemiyor.
Dikkat çekici üç sözcük: «homeopatik koğuşta olduğu gibi». Dean bu cümleyi «gizemli» buluyor: homeopati sınanıyorsa homeopatik koğuşta neden plasebo veriliyordu?
Haplar nereden geliyor
Dean yanıtı Herrmann'ın önceki raporunda buluyor. Herrmann'ın Tulçin raporuna göre askerler ağır ilaç ve kan almaya alışkındı, homeopatik tozlara güvenmiyordu. Herrmann tek etkin dozların arasında ilaçsız süt şekeri veriyordu. Bu yalnız ona özgü değildi. Dean'e göre Hahnemann'ın 1810–1830 arasındaki yönergelerinde ilaçsız doz, önceki ilaçların etkisini silmek, başlangıçta tepkileri ayırt etmek ve uzun izlemde kullanılıyordu.
Yani plasebo, homeopatiyi sınamak için dışarıdan getirilmiş bir silah değil. Homeopatik pratiğin içinden çıkmış bir alışkanlık. Dean, St. Petersburg'u bu alışkanlığın dış karşılaştırma koluna dönüştüğü olası an sayıyor. Bu, homeopatinin yöntem tarihine gerçek bir katkı olarak okunabilir.
Bir sonucu da var. Homeopatik koğuştaki hastalar da plasebo alıyordu; yalnız etkin doz kadar değil. Dean'in anlatımı doğruysa, homeopatik koğuş ile tedavisiz koğuş arasındaki temel fark seyrek verilen etkin dozlardır (çıkarım bizim; koğuşların bakım koşulları kaynakta karşılaştırılmıyor).
Üç koğuş, ama sayı yok
Şimdi karşılaştırma. Dean'in yazısında St. Petersburg koğuşları için tek cümle var: tedavisiz hastalar her iki koğuştan «daha iyi» çıktı. Kaç hasta, hangi hastalıklar, kaç ölüm, kaç iyileşme: yok. Birincil rapor kütüphanemizde olmadığından biz de sayı veremiyoruz.
Sayı olmadan bile soracak çok şey var. Ferit Bey'in sorularını soralım.
Hastalar nasıl atandı? Yazıda söz yok. Kura kavramı henüz bu biçimde yok. Dean, Tulçin için homeopatik koğuşun çok sayıda ağır hasta aldığını aktarıyor. St. Petersburg için bilmiyoruz.
«Tedavisiz» ne demek? Banyo, bitki çayı, iyi beslenme, dinlenme, hap. Bu, bir bakım paketidir. Hiçbir şey yapmamak değildir. Koğuşun başarısı bu paketten mi, kan alma ve ağır ilaçtan kaçınmaktan mı, seçilmiş hastalardan mı geliyor, ayıramayız.
Kim değerlendirdi? Yazı denetçi olarak Gigler'i anıyor. Homeopati karşıtı Carl von Seidlitz'in denemeye tanık olup düşmanca bir rapor yazdığını da söylüyor. Değerlendirmenin nasıl yapıldığı yazıda yok.
Bu üç soru denemeyi çöpe atmaz. Dönemi için güçlü bir fikir taşıyor: tedavisiz bir kol kurmak. Ama sonucu da «homeopati çürütüldü» diye okutmaz. Dean'in kendi vurgusu önemli: sonuç, homeopati kadar dönemin aşırı ilaç ve kan alma uygulaması için de önemliydi. Tedavisiz koğuş klasik koğuştan da iyiydi. Kan alma çağının arka planı (HM01-M01-D01) düşünülürse bu iki yönlü okunur: homeopatik ilacın etkisini göstermez, klasik uygulamanın zararına işaret edebilir.
Kaynaklar ayrışıyor
Homeopat iki biyografi yazarı; mektuplar taraf tanıklığıdır; [C].
Şimdi yan yana koyalım; farklar bizim çıkardıklarımız.
Tulçin sonuçları. Dean: sonuçlar St. Petersburg'a çağrılmak için «yeterince ilginç». Haehl: sonuçlar beklentiyi karşılamadı, Herrmann geri çağrıldı. Aynı olay, iki ters okuma. Haehl'in homeopatiye yakın bir biyografi yazarı olup olumsuz cümle kurması dikkat çeker. Yine de birincil belgeye inmeden kimin haklı olduğunu söyleyemeyiz.
Tulçin sayıları. Dean'in verdiği sayıları toplayalım: 123 + 18 + 18 + 6 = 165. Yatırılan 164 deniyor. Bir kişilik fark. Aktarım hatası olabilir, rapordan da gelebilir; bilmiyoruz. Küçük bir fark, ama toplamları tutturmak iyi bir okuma alışkanlığıdır. Oranlar kabaca yüzde 75 iyileşme, yüzde 4 ölüm (hesap bizim). Yanında karşılaştırma sayısı olmadan bu oranlar bir şey kanıtlamaz.
Tarih. Bradford'un listesi Tulçin'e 1827 diyor gibi görünüyor, Dean ve Haehl 1829. Bu sayfanın taraması bozuk, sıralamayı biz kuruyoruz; kesin bir yargıya gerek yok.
Yasak. Dean: homeopati Rusya'da «birkaç yıl» yasaklandı. Haehl: 27 Ağustos 1832'de hastanelerde yasak. Bigel: 4 Aralık 1833'te fermanla izin. İkisi arasında yaklaşık on beş ay var, «birkaç yıl» ile tam uyuşmuyor. Ama yasağın kapsamı «hastaneler», iznin kapsamı «uygulama»; ikisi farklı şeyler olabilir. Bigel'in İmparator'u «etkileyen iyileşmeler» cümlesi de taraf tanıklığıdır, Rus belgesi görmedik. Bu yüzden kesin bir kronoloji yazmıyoruz.
Yasak ile deneme arasındaki bağ da düşünülmeli. Dean yasağı rapora bağlıyor («as a result of the report»); biz bunu onun cümlesi olarak aktarıyoruz. Bir idari kararın gerekçesini görmeden tek nedeni söyleyemeyiz.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Tarihi bir denemeyi okurken iki hatadan kaçınmak gerekir. Biri onu bugünün ölçüsüyle küçümsemek: kura yok, sayı az, etik zayıf. O dönemde tedavisiz bir kol kurmak ve hastanın beklentisini yönetmek güçlü bir düşünceydi. Öteki onu bugünün ölçüsüyle büyütmek: «ilk plasebo kontrollü deneme, homeopatiyi çürüttü.» Elimizdeki kaynak bunu vermiyor. Dean'in kendi cümlesi bile temkinli: «probably».
Bu denemenin kalıcı dersi bir yöntem sorusudur: kontrol kolu neyi kontrol eder? Banyo ve beslenme eklenmiş bir «tedavisiz» kolun sonucu, ilaçsızlığın değil, ilaçsız iyi bakımın sonucudur. Bu tür paket sorusu homeopatinin sonraki bütün tartışmalarında yeniden çıkacak (HM05-M02-D02): danışma ve ilaç birbirinden ayrılabilir mi?
Kaynak okuma dersi de ortada. Aynı olay üç metinde üç biçimde. Tarihçinin yazısı, homeopat biyografi yazarının notu, bir hekimin mektubu. Her biri farklı bir şeyi önemser. Birincil belge olmadığında yapılacak şey bir tanesini seçmek değil, uyuşmayanı açıkça göstermektir. Okura «burada bilmiyoruz» demenin dürüst yolu budur.
Bir ayrıntı daha: Dean, Herrmann'ı «bir homeopat» diye anıyor, Haehl ise Hahnemann'ın yeğeninin oğlu olduğunu yazıyor. Tedaviyi uygulayan kişinin kim olduğu sonucu değerlendirmede önemlidir; bu da klinik denemelerde yeniden karşımıza çıkacak.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışYaygın kanı — «St. Petersburg denemesi homeopatinin işe yaramadığını kanıtladı.» Elimizdeki kaynakta sayı, atama yöntemi ve hastalık bilgisi yoktur.
«Tedavisiz» koğuş iyi bakım almıştır. Sonuç klasik tedavi için de olumsuzdur. Bu, bugünkü anlamda bir kanıt değil, önemli bir tarih olayıdır.
Yaygın yanlışYaygın kanı — «Tedavisiz koğuştaki hastalara hiçbir şey yapılmadı.» Banyo, bitki çayı, iyi beslenme, dinlenme ve ilaç görünümlü haplar aldılar.
«Tedavisiz» sözü, incelenen tedavilerin yokluğunu anlatır.
Yaygın yanlışYaygın kanı — «Deneme sonucunda homeopati Rusya'da yıllarca yasak kaldı.» Dean böyle yazar, ama Haehl'in aktardığı yasak 1832'dedir ve hastanelere yöneliktir; Bigel 1833 sonunda bir izinden söz eder.
Kronoloji birincil belge olmadan kapanmaz.
Sınır
Rus raporu ve Herrmann'ın raporları kütüphanede yok; her şey Dean'in yazısından ve iki homeopat biyografi yazarından okundu. St. Petersburg koğuşlarının sayıları kaynaklarda bulunmadı, yazılmadı. Tulçin toplamındaki bir kişilik fark kaynakta çözülmedi. Bradford sayfası dizgi bozuk, sıralama okumamız bizimdir. Bigel'in fermanı ile yasak arasındaki ilişki, ayrıca Rus belgeleriyle doğrulanmadı. Hastalık türleri ve tek tek tedaviler aktarılmadı; bir kullanım bilgisi değildir. Polatlı sahnesi kurgudur; ahır ve sayılar örnektir.
İki yüzyıl önceki bir hastane karşılaştırması bugünkü bir sağlık kararına temel olamaz; bu okuma hekimin yerine geçmez.
Kendin dene
Kilit özet
1829–30 St. Petersburg denemesinde Dr Gigler'in denetiminde bir «tedavisiz» koğuş kuruldu. Hastalara banyo, çay, iyi beslenme ve dinlenme verildi; ilaçsız kaldıklarından kuşkulanmasınlar diye ekmek içi haplar da verildi. Rapor buna «masum aldatma» dedi.
Dean'e göre bu hapların kökü homeopatik pratikteydi: Hahnemann'ın yönergelerindeki ilaçsız doz, burada dış karşılaştırma koluna dönüşmüş olabilir.
Tedavisiz hastalar her iki koğuştan daha iyi çıktı; ama elimizde sayı, atama ya da değerlendirme bilgisi yok. Koğuş bir bakım paketi aldı. Sonuç klasik tedavinin zararına da işaret eder.
Kaynaklar ayrışır: Dean Tulçin sonuçlarını «ilginç», Haehl «beklentinin altında» bulur; 164 yatış ile 165 toplam uyuşmaz; hastane yasağı 1832, Bigel'in izin haberi 1833. Burada yapılacak şey seçmek değil, uyuşmazlığı göstermektir.
Sonraki derse köprü
St. Petersburg'da haplar vardı, ama kura yoktu ve kimin neyi aldığı biliniyordu. Birkaç yıl sonra Almanya'da birkaç kişi bu iki eksiği hedef aldı. Sıradaki derste Nürnberg 1835'te yüz flakonun numaralanıp karıştırılmasını, ikiye bölünmesini ve listelerin mühürlenmesini adım adım izliyoruz.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.