Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Senaryo yapımcıya gittiği anda bir projenin parçası olur.
- Aktör haritası, projenin önündeki kişi ve kurumları dolu ve boş kutularıyla gösterir.
- Her aktör projeye bir katkı getirir, karşılığında bir şey bekler.
- Yapımcı unvanı geliştirme, uygulama, yürütme ve ortaklık olarak bölünebilir.
- Dağıtımcı bir ülkede seyirciye ulaştırır, satış temsilcisi ülkeler arasında satar.
- Festival hem vitrin hem pazardır; bağımsız bir kısa için çoğu zaman tek kapıdır.
- Unvanların anlamı ülkeye ve projeye göre değişir; sözleşme belirler.
- Aktörlerin çoğu yazarla değil, yapımcıyla konuşur; notların kaynağı haritadadır.
- Ajans, menajer ve meslek birliği yazarın kendi tarafındaki kutulardır.
- Paket, boş kutulardan bazılarının birlikte dolmuş hâlidir.
- Burcu'nun denemesi: dolu kutular kendisi, yapımcı ve hak sahibi aile; gerisi boş.
Açılış sahnesi
Burcu'nun telefonu atölye masasında titriyor. Ekranda yapımcının numarası. Burcu telefonu kapıp koridora çıkıyor. Kapı arkasından yarım kalıyor.
İçeride kimse konuşmuyor. Emre kalemini masaya bırakıyor. Selim pencereye bakıyormuş gibi yapıyor. Nermin Hanım okuduğu sayfayı çevirmiyor. Gönderimden bu yana birkaç gün geçti. Cevap sütunu hâlâ boş.
Burcu döndüğünde yüzünden bir şey okunmuyor. Telefonu masaya ters koyuyor. «Devam ediyoruz,» diyor. «Taslak onda kalıyor, geliştirmeye devam edecek.»
Emre sandalyesinde dikleşiyor. «Ad notu ne oldu?»
«Okuyunca anladım, dedi. Kalsın.» Burcu bunu söylerken ilk kez gülümsüyor. Sonra gülümseme çabuk geçiyor. «Başlığı afiş konuşmasına bıraktı. Yönetmen yok. Aklında birkaç isim varmış, söylemedi. Para da yok. Bir kamu desteğine başvuracakmış. Belki bir ortak yapımcı arayacakmış.»
«Başka?» Nermin Hanım'ın sesi sakin.
«Bir kelimeyi üç kez kullandı. Paket.» Burcu tahtaya gidiyor, kalemin kapağını açıyor. «Paketi hazırlayınca konuşuruz. Paket olmadan kimse oturmaz. Paket dediği şeyin içinde kimler var, bilmiyorum. Ben şimdiye dek yalnız onunla konuştum.»
Emre omuz silkiyor. «Yapımcı işte. Parayı o bulur.»
Nermin Hanım tahtayı gösteriyor. «O zaman çiz. Dosyanın önünde kim duruyor?»
Bir senaryonun yapıma giden yolunda yazarın tanımadığı pek çok kişi ve kurum söz sahibidir; yazar onları tanımadan kendi yerini de göremez.
Bu derste ne olacak
Tahtada Yağhane'nin önündeki kişiler ve kurumlar belirecek; kalemi Burcu tutuyor. Her biri için aynı şeyi soracağız: projeye ne veriyor, karşılığında ne istiyor? Senaristle yönetmenden başlayıp yapımcının farklı biçimlerine geçeceğiz. Sonra parayı ve seyirciyi getirenler gelecek: fon, yayıncı, dağıtımcı, satış temsilcisi, festival. En sonda yazarın kendi yanında durabilecekler var: ajans, menajer, meslek birliği. Haritada bazı kutular dolu, çoğu boş. Boş kutuların hangisinin önce dolacağı da bir soru olarak tahtada kalacak. Yapımcının paket dediği şeyin ne olduğunu dersin sonunda göreceğiz. Unvanların tanımları ülkeye ve projeye göre değişiyor; bunu her adımda hatırlayacağız. Filmler bir festivalden, bir grevden, bir iptalden, bir boykottan ve batan bir stüdyodan geliyor.
Sıfır noktası
Yazım sürerken masada çoğu zaman tek kişi oturur. Yazar karakterleriyle, sahneleriyle, taslaklarıyla baş başadır. Bir okur ya da bir atölye araya girer, ama metin yine yazarındır.
Senaryo bir yapımcıya gittiği anda bu masa genişler. Metin artık bir projenin parçasıdır. Projenin bir bütçesi, bir takvimi, bir seyircisi olacak. Bunların her biri başka birinin işidir. Biri parayı bulur, biri harcar. Biri filmi bir ülkede salonlara taşır, biri başka ülkelere satar. Biri filmi ilk kez seyirciye gösterir. Biri yazarın sözleşmesini okur.
Bu kişilere ve kurumlara sektörün aktörleri diyoruz. Hepsi aynı anda ortaya çıkmaz. Kimi geliştirmenin ilk gününde masadadır. Kimi film bittikten sonra gelir. Kimi yalnız bazı projelerde vardır. Kısa bir bağımsız filmin dağıtımcısı olmayabilir. Bir dizinin festivali olmayabilir.
Bir uyarı baştan gerekli. Bu derste geçen unvanların hiçbirinin tek ve evrensel bir tanımı yoktur. Aynı unvan bir ülkede bir işi, başka bir ülkede başka bir işi anlatır. Sinemada bir şey, televizyonda başka bir şey olabilir. Küçük bir yapımda bir kişi dört unvanı birden taşır. Büyük bir yapımda tek bir unvanı beş kişi paylaşır. Bu yüzden tanımlar burada bir başlangıç noktasıdır. Gerçek bir projede her unvanın ne anlama geldiğini o projenin sözleşmesi söyler.
Yazar bu aktörleri neden tanımalı? Çünkü her birinin metne sorduğu soru farklıdır. Yapımcı «Bu film yapılabilir mi?» diye sorar. Dağıtımcı «Bunu kime satarım?» diye. Fon «Bu proje bizim amacımıza uyuyor mu?» diye. Festival «Bunu daha önce gördük mü?» diye. Bu soruları bilmeyen yazar, gelen notların nereden geldiğini de anlamaz.
Aktörlerin çoğu yazarla doğrudan konuşmaz. Dağıtımcı yapımcıyla konuşur. Fon başvuruyu yapan şirketle yazışır. Satış temsilcisi yazarın adını hiç duymayabilir. Yazara ulaşan şey, bu konuşmaların yapımcının ağzından geçmiş hâlidir. Bir not «sahneyi kısalt» diye gelir. Arkasındaki soru bir bütçe tablosunda, bir fonun koşulunda ya da bir dağıtımcının kaygısında durur. Haritayı bilen yazar, notun arkasındaki soruyu tahmin edebilir. Bilmeyen yazar yalnız notu görür ve ona kırılır.
Mekanizma
Harita
Burcu tahtanın ortasına bir çerçeve çekiyor. Yağhane'yi onun içine yazıyor. Etrafına kutular diziyor. Her kutunun içine bir unvan, altına iki kısa satır: verdiği, istediği.
Önce dolu kutuları çiziyor. Kendi kutusu. Yapımcının kutusu. Bir de romanın hakları için Ferhunde Hanım'ın ailesi. Sonra boş kutular geliyor. Tahtanın geri kalanı onlarla doluyor.
Selim kutuları sayıyor, sonra vazgeçiyor. «Dolu olanlar köşede kaldı.»
«Şu an doğru olan da bu,» diyor Burcu.
Senarist ve yönetmen
Senarist hikâyeyi sayfaya yazan kişidir. Yağhane'de bu Burcu. Romanı Ferhunde Hanım yazdı, senaryoyu Burcu uyarladı. Burcu'nun kutusunun altında iki satır var. Verdiği: metin ve bundan sonraki taslaklar. İstediği: metnin, ad kuralıyla birlikte, perdeye sağ çıkması.
Yönetmen sayfayı görüntüye ve sese çeviren kişidir. Oyuncuyu yönetir, kameranın yerine ve kurguya karar verir. Bazı ülkelerde yönetmen filmin asıl sahibi sayılır. Bazılarında yapımcının seçtiği bir uzmandır. Yağhane'de bu kutu boş. Yapımcının aklında birkaç ad var. Kutunun içi şimdilik bir soru işaretinden ibaret.
Emre itiraz ediyor. «Yönetmen gelince her şey değişir. Şimdi çizmenin anlamı ne?»
«Değişecekse bunu şimdiden bilmek istiyorum,» diyor Burcu. Yönetmen geldiğinde yeni bir okuma başlayacak. Ad kuralı da o okumadan geçecek.
Yapımcının biçimleri
Yapımcı projeyi kuran ve ayakta tutan kişidir. Hakları alır, parayı bulur, ekibi kurar, filmi teslim eder. Yağhane'nin yapımcısı ile Burcu arasında yazılı bir geliştirme anlaşması var. Kutunun altına Burcu şunu yazıyor: verdiği, anlaşma ve yön; istediği, yapılabilir bir film.
Ama yapımcı tek bir iş değildir. Unvan büyüdükçe bölünür.
Yağhane'de bu iş şimdilik yapımcının kendisinde. Notları o yazdı, ad notunu o geri çekti. Büyük bir şirkette Burcu'nun muhatabı başka biri olabilirdi. Not yazan ile parayı bulan ayrı kişiler olurdu.
Bu kutu henüz boş, ama Burcu onun sorusunu tanıyor. Yıkım sahnesi pahalı bulunmuştu. Makineyi bir kez görme, gerisini sesle verme fikri o notta doğmuştu. Uygulayıcı yapımcı geldiğinde aynı sahneye yeniden bakacak. Bu kez bir hesap tablosuyla.
Nermin Hanım bu unvanın üstünde duruyor. Bazı televizyon sistemlerinde bu unvan dizinin yaratıcı başını da anlatır. Bazı sinema projelerinde parayı getiren bir yatırımcıyı. Burcu kutuyu çiziyor ama içini boş bırakıyor. Yağhane'de kimin bu unvanı alacağı, paranın nereden geleceğine bağlı.
Yapımcı telefonda tam olarak bunu aradığını söyledi. Burcu kutunun altına iki satır yazıyor. Verdiği: para ve belki başka bir ülkenin desteği. İstediği: hak payı ve söz hakkı. Selim ikinci satırın altını çiziyor. Ortak yapımcı gelirse masaya bir ses daha gelir. O sesin notları da olacak.
Parayı ve seyirciyi getirenler
Fon, bir projeye para veren kurumdur. Kamu desteği olabilir, bölgesel bir fon olabilir, Avrupa çapında bir ortak yapım fonu olabilir. Her fonun kendi amacı ve kendi koşulları vardır. Bu koşullar sık değişir. Güncel olanı her seferinde resmî kaynaktan ve bir hukukçudan doğrulamak gerekir. Yağhane için yapımcı bir kamu desteği başvurusundan söz etti. Burcu kutuya yalnız «başvuru» yazıyor.
Yayıncı ise bir yapımı izleyiciye kendi ekranından sunan kurumdur. Televizyon kanalı yayın akışıyla, dijital platform kendi kütüphanesiyle çalışır. İkisi de projeye para da koyabilir. Yağhane bir sinema filmi olarak tasarlandı. Ama bir platformun ileride masaya gelmesi mümkün. Burcu kutuyu kesik çizgiyle çiziyor.
Satış temsilcisi ise filmin haklarını yapımcı adına başka ülkelerdeki alıcılara sunar. Festivallerde ve film pazarlarında çalışır. Bazı projelerde film çekilmeden de masaya gelir.
Burcu bu ikisini iç içe çiziyor. Satış temsilcisi Yağhane'yi başka ülkelere götürür. Her ülkede bir dağıtımcı onu salonlara taşır. İkisinin de sorusu aynı köke iner: bu film kime anlatılır? Emre gülüyor. «Bir köyde yıkılan bir yağhaneyi kim alır?» Burcu cevap vermiyor. Soruyu kutunun altına olduğu gibi yazıyor.
Festival ise filmin ilk kez bir seyirciyle, eleştirmenle ve alıcıyla buluştuğu yerdir. Selim'in Deli Dumrul'u gibi bağımsız kısalar için çoğu zaman tek kapıdır. Bir uzun metraj için hem vitrin hem pazardır. Yağhane çekilmeden festival kutusu bir hayalden ibaret. Burcu yine de çiziyor, en kenara.
Yazarın yanında duranlar
Haritanın bir köşesi Burcu'nun kendi tarafı. Orada üç kutu var.
Ajans, yazarları temsil eden şirkettir. İş bulur, metni doğru masalara götürür, sözleşmeyi pazarlar. Menajer ise yazarın kariyerini uzun vadede yönlendiren kişidir. Bazı ülkelerde ikisi ayrı meslektir, bazılarında aynı kişi ikisini birden yapar. Türkiye'de ikisi de her yazarın yanında bulunmaz. Burcu'nun ne ajansı ne menajeri var. Yonca'nın işi bir ajansta senaryo okumak. Ama okumak, temsil etmek demek değil. Burcu iki kutuyu da boş bırakıyor.
Meslek birliği, yazarların ortak haklarını savunan örgüttür. Sözleşme örnekleri, hukuki danışma, telif takibi gibi işler yapabilir. Kuralları ülkeden ülkeye büyük farklar taşır. Burcu üyelik koşullarını bilmiyor. Bu kutu da soru işaretiyle kalıyor.
Paket
Tahta dolunca Burcu geri çekiliyor. Yapımcının kelimesi şimdi anlam kazanıyor. Paket, boş kutulardan bazılarının dolmuş hâli. Bir senaryo, bir yönetmen, belki bir oyuncu, bir fon başvurusu, belki bir ortak yapımcı. Yapımcı bu kutuları birlikte doldurmaya çalışacak. Her biri doldukça öbürleri kolaylaşacak.
Emre kendi defterini açıyor. Çırak için bir harita çizmeye başlıyor. Daha ikinci kutuda duruyor. Onun haritasında hak kutusunda bir aile yok, bir yapım şirketi var. Hikâyenin dünyası o şirketin elinde. Emre'nin kutusu ortada değil, bir köşede.
Nermin Hanım haritaya bakıyor. «Senin kutun dolu. Ama bu harita senin değil.»
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Haritayı kendin çiz, yapımcıya sorma. Yapımcı paket kelimesini kullanırken kendi haritasına bakıyor. Senin haritan onunkiyle aynı olmayabilir. Farkı görmek için ikisinin de çizilmiş olması gerekir.
Her kutuya iki satır yaz. Verdiği ve istediği. İstediği satırı boş kalan bir aktör, tanımadığın bir aktördür.
Boş kutuyu silme, soru işaretiyle bırak. Boş bir kutu, bir eksiklik değil, bir gelecek notudur. Hangi kutunun önce dolacağı, projenin yönünü çoğu zaman metinden daha çok belirler.
Unvanları sözleşmeden oku. Yürütücü yapımcı bir projede parayı getiren, başka bir projede yaratıcı başı anlatabilir. Bir unvanın senin projende ne anlama geldiğini sözleşmedeki iş tanımı söyler.
Notun hangi kutudan geldiğini sor. Bir not sana yapımcının ağzından gelir. Ama kaynağı bir fonun koşulu, bir dağıtımcının kaygısı ya da bir bütçe tablosu olabilir. Kaynağını bilirsen cevabını doğru kişiye verirsin.
Ortak yapımcı yeni bir okurdur. Masaya gelen her ortak yapımcı metni baştan okur. Kendi ülkesinin seyircisine, kendi fonunun beklentisine göre okur. Onu bir para kaynağı olarak değil, bir okur olarak karşıla.
Kendi tarafındaki kutuları da doldurmaya çalış. Ajans, menajer ve meslek birliği seni temsil eder ya da korur. Onlar boşken her pazarlığa tek başına girersin.
Boş kutuyu doldurmak için acele etme. Yanlış bir ortak yapımcı, boş bir kutudan daha pahalıdır. Gelen her aktör projeye bir şey getirir, ama bir şey de ister. İstediğini okumadan kutuyu doldurma.
Kendi kutunun istediği satırını açık yaz. Burcu'nun satırında ad kuralı var. Bu satır yazılı durursa, yeni gelen her aktöre aynı cümleyle anlatılabilir. Yazılı olmayan istek, ilk pazarlıkta kaybolur.
Kuralları her seferinde yeniden doğrula. Fon koşulları, birlik kuralları ve dağıtım düzenleri değişir. Geçen yıl bir arkadaşın için geçerli olan bilgi bugün geçerli olmayabilir. Resmî kaynağa ve bir hukukçuya bak.
Hak sahibini haritadan çıkarma. Senaryonun bir kaynağı varsa, hakları elinde tutan da bir aktördür. Ferhunde Hanım'ın ailesi para koymuyor, ama her kararın altında onların izni duruyor.
Bir kişinin birden çok kutu taşıyabileceğini unutma. Yağhane'nin yapımcısı bugün hem geliştiriyor hem parayı arıyor hem notları yazıyor. Kutular ayrı çizilir, çünkü bir gün ayrı kişilere geçebilirler.
Kutular arasına okları çiz. Kim kiminle konuşuyor? Dağıtımcının oku yapımcıya, yapımcınınki sana gider. Okun geçmediği aktörün sözü sana hep aracıyla ulaşır.
Yeni bir telefondan sonra haritayı güncelle. Her konuşma bir kutuyu doldurur ya da bir kutunun soru işaretini değiştirir. Eski harita, yeni kararları yanlış yere koyar.
Haritayı projenin türüne göre yeniden kur. Bir sinema filminin, bir dizinin ve bir bağımsız kısanın haritaları aynı kutularla başlamaz. Selim'in kısasında dağıtımcı kutusu yok. Bir dizide yayıncı kutusu en baştan doludur. Kalıp bir şablonu her projeye taşıma.
Haritayı tarihle sakla. Bir yıl sonra aynı tahtayı yeniden çizdiğinde hangi kutuların dolduğunu, hangilerinin hâlâ boş olduğunu karşılaştırabilirsin.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Unvanların anlamı her yerde aynıdır."
Aynı unvan ülkeden ülkeye, sinemadan televizyona değişir. Tek güvenilir kaynak, o projenin sözleşmesidir.
Yaygın yanlış"Yapımcı tek bir iştir."
Yapımcı unvanı büyük projelerde bölünür. Projeyi geliştiren, bütçeyi yöneten, parayı getiren ve ortak olan ayrı kişiler olabilir. Hangisiyle konuştuğunu bilmek, notun ağırlığını bilmektir.
Yaygın yanlış"Dağıtımcı ile satış temsilcisi aynı işi yapar."
Dağıtımcı filmi bir ülkede seyirciye ulaştırır. Satış temsilcisi o dağıtımcılara filmi satar. Biri salonu düşünür, öbürü haritayı.
Yaygın yanlış"Senarist yazdı, gerisi onu ilgilendirmez."
Her aktör metne kendi sorusuyla bakar. Yazar bu soruları bilmezse, gelen notların nereden geldiğini anlamaz.
Yaygın yanlış"Festival yalnız bir ödül yeridir."
Festival aynı zamanda bir pazardır. Satış temsilcileri ve dağıtımcılar orada film arar. Bir filmin dağıtımı çoğu zaman orada başlar.
Yaygın yanlış"Meslek birliği yalnız üyesini ilgilendirir."
Bir birliğin ortak kararı bütün yapımların takvimine dokunabilir. Üye olmasan da onun sesini duyarsın.
Yaygın yanlış"Ajans ve menajer her yazarın yanında bulunur."
Pek çok yazarın ne ajansı ne menajeri vardır. Bunun nasıl işlediği ülkeden ülkeye büyük farklar taşır.
Yaygın yanlış"Yönetmen gelince senaristin işi biter."
Yönetmenle yeni bir okuma başlar. Çoğu projede yazar bu okumadan sonra yeni taslaklar yazar. Kutusu boşalmaz, yalnız yanına yeni bir kutu gelir.
Yaygın yanlış"Paket yalnız para demektir."
Yapımcının paketi, boş kutulardan bazılarının birlikte dolmuş hâlidir. Bir yönetmen adı, bir oyuncu, bir fon başvurusu paketin parçası olabilir. Para çoğu zaman paket kurulduktan sonra gelir.
Yaygın yanlış"Kanal ile dijital platform aynı şeyi ister."
İkisi de yayıncıdır, ama seyirciye ulaşma biçimleri farklıdır. Birinin yayın akışı, öbürünün kütüphanesi vardır. Bu fark metne gelen notlara da yansır.
Yaygın yanlış"Haritada yalnız para veren aktörler durur."
Hak sahibi para koymaz, ama onun izni olmadan hiçbir şey yürümez. Meslek birliği de para koymaz, ama takvime dokunabilir. Haritanın amacı paranın değil, kararların yerini göstermektir.
Yaygın yanlış"Kamu desteğinin kuralları sabittir."
Fonların koşulları sık değişir. Güncel olanı her başvuruda resmî kaynaktan doğrula.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Senaryo yapımcıya gittiği anda bir projenin parçası olur.
- Aktör haritası, projenin önündeki kişi ve kurumları dolu ve boş kutularıyla gösterir.
- Her aktör projeye bir katkı getirir, karşılığında bir şey bekler.
- Yapımcı unvanı geliştirme, uygulama, yürütme ve ortaklık olarak bölünebilir.
- Dağıtımcı bir ülkede seyirciye ulaştırır, satış temsilcisi ülkeler arasında satar.
- Festival hem vitrin hem pazardır; bağımsız bir kısa için çoğu zaman tek kapıdır.
- Unvanların anlamı ülkeye ve projeye göre değişir; sözleşme belirler.
- Aktörlerin çoğu yazarla değil, yapımcıyla konuşur; notların kaynağı haritadadır.
- Ajans, menajer ve meslek birliği yazarın kendi tarafındaki kutulardır.
- Paket, boş kutulardan bazılarının birlikte dolmuş hâlidir.
- Burcu'nun denemesi: dolu kutular kendisi, yapımcı ve hak sahibi aile; gerisi boş.
Sonraki derse köprü
Telefondaki ses tek bir kişinindi. Ama haritanın ortasındaki yapımcı kutusunun arkasında bir şirket duruyor. O şirket bir romanı bulduktan sonra hakkını nasıl alır, parasını nereden bulur, ekibini nasıl kurar? Emre'nin Nöbet'i de bir yapım şirketinin masasında bekliyor. Bir dosya bir şirkete sunulduğunda orada kimin önüne düşer, neye göre okunur? Sıradaki ders, yapım şirketinin içine bakıyor: bir projenin o kapıdan girip perdeye çıkana kadar geçtiği yol.