İçeriğe geç

M01-D01

Çözüm odaklı yaklaşım nedir, ne değildir

Çözüm odaklı yaklaşımı tercih edilen geleceğe ve işe yarayana yönelen bir görüşme biçimi olarak tanımlar; pozitif düşünce, sorunu yok saymak ve hızlı tavsiye ile karıştırılan yönlerini ayırır.

Çözüm Odaklı Yaklaşım Akademisi — M01, Çözüm odaklı yaklaşıma giriş · 3.468 kelime · 16 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 16 dk okuma · 23 dk dinleme

Koçluk Akademisi’nde: 25.1, 28.5

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Çözüm odaklı yaklaşım, görüşmeyi istenen hayata ve o hayatın şimdiden yaşanan parçalarına çeviren bir görüşme biçimi. Yeni bir davranış öğretmekten önce, işe yarayan eski bir davranışı bulmaya çalışıyor.

Pozitif düşünceyle akraba görünüyor ama ondan ayrı: danışandan iyimser olmasını değil, bir salı gecesini ya da bir pazar gününü anlatmasını istiyor. Acıyı düzeltmeye uğraşmıyor.

Sorunu yok saymıyor: dinliyor, ciddiye alıyor, ama vaktin çoğunu sorunun nedenine değil, sorunun hafiflediği anlara ayırıyor. Güvenliği ilgilendiren bir işaret ise her zaman çözüm konuşmasının önüne geçiyor.

Hızlı tavsiye de değil: öneri gelirse çoğu zaman danışanın anlattığından kuruluyor. De Jong ve Berg bunun adını çözüm inşası koyuyor.

Gingerich ve Peterson'un on tekniği bir harita veriyor, ama bir görüşmeyi çözüm odaklı yapan tekniğin varlığı değil; danışanın verdiği ayrıntının görüşmenin geri kalanına yön vermesi.

Açılış sahnesi

Erzurum'da bir mahalle fırını, sabahın dördü. Gece ustası Yusuf hamur teknesini yıkarken sabah vardiyasını alacak Kader içeri giriyor, önlüğünü bağlıyor. İki haftadır taş fırının arka sırası ekmekleri yakıyor; termometre doğru gösteriyor, odun aynı, hamur aynı. Usta da çırak da sebebini bilmiyor. Her sabah yanık ekmekleri ayırıp tavuk yemi çuvalına atıyorlar.

"Bugün kaç tane gitti?" diye soruyor Kader.

"Yirmi kadar. Dünkünden çok."

Kader bir an susuyor. "Peki salı sabahı? Salı hiç yanmamıştı. O gece ne yaptın, hatırlıyor musun?"

Yusuf elindeki bezi bırakıyor. "Salı... Salı rüzgâr vardı, baca çekmiyordu. Ben de kapağı erkenden yarım açtım, duman dolmasın diye."

"Bu gece de yarım aç bakalım. Tutmazsa sonra başka şeye bakarız."

Ertesi sabah çuvala giden ekmek dörde iniyor. Fırının neden yaktığını hâlâ kimse bilmiyor; usta da bunu söylüyor. Bildikleri şey, bir gecenin ötekilerden farklı geçtiği ve o gecede ne yapıldığı.

Fırın, Yusuf ve Kader bu ders için kurgulandı. Kader'in sorusu ise kurgu değil: bu dersin konusu olan yaklaşım, bir görüşmenin çoğunu buna benzer sorularla geçirir.

Bu derste ne olacak

Bu ders Çözüm Odaklı Yaklaşım Akademisi'nin ilk dersi; bu akademiyle ilk karşılaştığın yer burası. Akademinin işi bir yöntemi uygulama becerisine indirmek: danışan bir şey söylediğinde çözüm odaklı çalışan uygulayıcının hangi soruyu sorduğunu ve neden o soruyu seçtiğini göstermek. Temel düzey görüşmenin akışını izliyor; ileri düzey dilin ince ayarına, koçluk, okul, kurum ve aile bağlamlarına, zor anlara ve kanıta geçiyor.

İlk modül, M01, yaklaşımın ne olduğunu, nereden geldiğini, hangi varsayımlara dayandığını ve kanıtının neyi söylediğini kuruyor. Modüle buradan giriyoruz. Önce yaklaşımı bir cümleyle tanımlayacağız, sonra o cümleyi en sık karıştığı üç komşusundan ayıracağız: pozitif düşünce, sorunu yok saymak ve hızlı tavsiye. Ardından araştırmacıların bir çalışmayı "çözüm odaklı" sayarken neye baktığına geçeceğiz; bu, yaklaşımın sınırını çizmenin en somut yolu. Kesitte Mersin'de bir belediye sosyal hizmet merkezine gideceğiz: oğlu için gelmiş bir baba, ilk dakikada uygulayıcıdan ne yapması gerektiğini söylemesini istiyor. Kanıt bölümünde kontrollü çalışmaların bir derlemesine ve bir soru deneyine bakacağız.

Sıfır noktası

Okurun bir kısmı yaklaşımla Koçluk Akademisi 25.1 «Sorundan çözüme» dersinde, koçluk ekollerinin arasında karşılaşacak; olumluluğun bir baskıya dönüştüğü yer de Koçluk Akademisi 28.5'te, «Zorunlu mutluluk» eleştirisinde konuşuluyor. Bu akademi o derslerin anlattığını tekrarlamıyor, yaklaşımın içine giriyor: her soru türü ayrı bir modülde, kuruluşu ve işlemediği durumla.

Yaygın yanlış"Çözüm odaklı yaklaşım, sorunları konuşmayı yasaklar."
Doğrusu

Danışan sorununu anlatır ve uygulayıcı onu dinler; dinlemeden sorulan bir gelecek sorusu danışana kulak verilmediğini söyler. Ayrım konuşmanın neye harcandığında: sorunun ayrıntılı geçmişini, nedenlerini ve türlerini çıkarmak görüşmenin ana işi olmaktan çıkar. Sorun konuşması ile çözüm konuşmasının cümle düzeyinde nasıl ayrıldığını M01-D04 gösterecek.

Mekanizma

Bir cümlelik tanım

Yaklaşımın tanımı iki soruya dayanıyor: danışan ne istiyor ve bunun küçük bir parçası şimdiden nerede oluyor? İlki görüşmeye bir yön veriyor, ikincisi o yöne giden yolun danışanın elinde olabileceğini gösteriyor. Kader'in salı sabahı sorusu ikinci türden: fırının arızası çözülmedi, ama arızanın etkisinin azaldığı bir gece bulundu ve o gece tekrarlandı.

Tanımdaki en önemli fiil "zaten". Çözüm odaklı uygulayıcı danışana yeni bir davranış öğretmekten önce, danışanın zaten yaptığı ve işe yarayan şeyi arar. Bu arayışın ardında yaklaşımın en çok tartışılan iddiası duruyor: bir çözümü kurmak için sorunun nedenini her zaman bilmek gerekmez. İddianın nerede tuttuğunu ve nerede tutmadığını M01-D05 ayrıca tartacak.

Pozitif düşünce değil

Yaklaşımın en sık karıştığı komşu pozitif düşünce. İkisi de iyi giden şeye bakıyor gibi görünüyor, ama yaptıkları iş farklı. Pozitif düşünce kişiden duygusunu ya da yorumunu değiştirmesini ister: iyi tarafından bak, umudunu koru. Çözüm odaklı soru kişiden bir duygu istemiyor, bir betimleme istiyor: ne olduğunu, kimin neyi fark ettiğini, saat kaçta ne yapıldığını. "Olumlu bak" bir öğüttür; "salı gecesi ne yaptın?" bir sorudur ve cevabı "hiçbir şey" de olabilir.

Fark acı karşısında belirginleşiyor: pozitif düşünceye yaslanan görüşmeci üzgün danışanı neşelendirmeye çalışır, çözüm odaklı uygulayıcı ise danışanın bu üzüntüyle nasıl ayakta kaldığını sorabilir. Eve Lipchik'in 2002 tarihli kitabının adı tam bu yanlış anlamaya cevap veriyor: Beyond Technique in Solution-Focused Therapy: Working with Emotions and the Therapeutic Relationship. Kaynak vurgusunun acıyı küçümsediği anı tanımak ise M04-D07'nin işi.

Yaygın yanlış"Çözüm odaklı uygulayıcı, danışanı iyimser olmaya ikna eder."
Doğrusu

İkna etmek uygulayıcının danışandan daha iyi bildiğini varsayar. Çözüm odaklı uygulayıcının dayanağı danışanın kendi anlattığı ayrıntı; iyimserlik oradan doğarsa doğar, uygulayıcı onu talep etmez. Danışan "hiçbir şey iyi gitmiyor" dediğinde ona karşı çıkmak yerine, bu kadar zor bir dönemde gününü nasıl çıkardığını sormak bu tutumun dilidir.

Sorunu yok saymak değil

İkinci komşu, sorunu görmezden gelmek. Dışarıdan bakan biri, sorunun nedenine inmeyen bir görüşmeyi sorundan kaçan bir görüşme sanabilir. Oysa çözüm odaklı uygulayıcı sorunu ciddiye alıyor: danışanın ne istediğini anlamanın yolu çoğu zaman neyden yorulduğunu duymaktan geçiyor. Şikâyetin isteğe nasıl çevrildiğini M02-D03 ayrıca öğretecek. Yok saymak ile ağırlık vermemek arasındaki farkı Yusuf'un fırını gösteriyor: yanık ekmekler sayılmaya devam etti, kayıp bilindi, ama vakit arızanın teorisine değil, arızanın azaldığı geceye harcandı.

Ağırlık vermemenin bir sınırı da var ve bu akademi onu baştan söylüyor. Danışanın güvenliğini ilgilendiren bir işaret, yani kendine ya da başkasına zarar verme düşüncesi, şiddet ya da ihmal, çözüm konuşmasının önüne geçer. Çözüm odaklı bir soru bir risk değerlendirmesinin yerini tutmaz; bu sınırın nasıl yürütüleceği M11'in konusu.

Hızlı tavsiye değil

Üçüncü komşu, hızlı tavsiye. Yaklaşım kısa görüşmelerle anıldığı için bazıları onu, uygulayıcının sorunu çabucak teşhis edip pratik bir öneri verdiği bir görüşme sanıyor. Durum neredeyse tersi. Kısalık önerinin hızından değil, danışanın kendi bildiğinin daha çabuk ortaya çıkmasından geliyor. Uygulayıcı bir öneri getirdiğinde bile, önerinin malzemesi çoğu zaman danışanın kendi anlattığı istisnadır: Kader'in "bu gece de yarım aç" demesi gibi, danışanın zaten yaptığı şeyin bir kez daha yapılması.

Peter De Jong ile Insoo Kim Berg'in Interviewing for Solutions kitabının ilk bölümü bu ayrımı başlığına taşıyor: yardımı problem çözme olarak gören bakıştan çözüm inşası olarak gören bakışa geçiş. Problem çözmede uzman sorunu tanımlar ve müdahaleyi seçer; çözüm inşasında danışan istediğini ve elindekini anlatır, uygulayıcı soruyu seçer.

Yaygın yanlış"Çözüm odaklı görüşme kısadır, çünkü uygulayıcı çabuk öneri verir."
Doğrusu

Görüşmeyi kısaltan, vaktin danışanın zaten bildiğini aramaya ayrılması. Uygulayıcı öneri vermekten kaçınmaz ama önerisini çoğu zaman danışanın anlattığından kurar. Kendi deneyiminden bir öneriyi danışanın hayatına taşıyan uygulayıcı, yaklaşımın en çok güvendiği malzemeyi kenara koymuş olur.

Araştırmacılar neye "çözüm odaklı" diyor

Bir yaklaşımı tanımlamanın en somut yolu, onu inceleyenlerin neyi o yaklaşım saydığına bakmak. Wallace Gingerich ve Lance Peterson 2013'te kontrollü çalışmaları derlerken bir çalışmayı çözüm odaklı saymak için on tekniğe baktılar: görüşme öncesi değişimi aramak, hedef belirlemek, mucize sorusu, ölçek soruları, istisnaları aramak, ilişki soruları, görüşme arasındaki danışma molası, iltifat, görüşme arası görev ve neyin daha iyi olduğuna odaklanmak. İncelenen çalışmaların çoğunda bunlardan dördü ile altısı uygulanmıştı; yirmi beşten fazla çalışmada yer alan altı teknik ise belirli hedefler, mucize sorusu, ölçek sorusu, istisna arama, iltifat ve görev oldu.

Liste bir tarif değil, bir harita; görüşmenin bölümlerini sırasıyla M01-D07 adlandıracak. Listenin bu derse söylediği şey başka: tekniklerin hiçbiri tek başına yaklaşım değil. Mucize sorusu soran ama danışanın cevabını kendi planına çeviren bir görüşme, bir tekniği kullanmış ama yaklaşımın dışına düşmüş olur.

Soru değişince ne değişiyor

Yaklaşımı bir görüşme biçimi olarak tanımlamak, sorunun bir fark yarattığını varsaymak demek. Bu varsayım doğrudan sınanabiliyor: aynı kişilere farklı türden sorular sorup sonrasını ölçmek. Anthony Grant 2012'de tam bunu yaptı.

Görüşmeden bir kesit

Bu kesit kurgudur; Ferhat da sosyal hizmet uzmanı Nesrin de bu ders için yazıldı. Ferhat kırk dört yaşında, Mersin'de bir narenciye paketleme tesisinde forklift operatörü. On altı yaşındaki oğlu Barış'ın okulu bırakmayı düşündüğünü öğrenince belediyenin sosyal hizmet merkezine başvurmuş. Görüşmenin ilk dakikaları; Ferhat montunu çıkarmadan oturmuş.

Danışan: «Abla, ben lafı uzatmayayım. Oğlan okulu bırakacakmış, gece yarısına kadar dışarıda. Siz bu işin uzmanısınız. Ne yapayım, onu söyleyin, ben yaparım.»

Uygulayıcı: «Hemen buraya geldiniz, demek ki bu sizi çok düşündürüyor. Ne yaptığınızı birlikte bulmak istiyorum. Önce bana Barış'tan biraz bahseder misiniz?»

Danışan: «Ne anlatayım, eskiden böyle değildi. Bu yıl değişti. Arkadaşları kötü, telefon elinden düşmüyor. Annesi ağlıyor. Bir de duydum ki burada olumlu düşünün falan diyormuşsunuz. Olumlu düşünecek hâlim yok, oğlan elimden gidiyor.»

Uygulayıcı: «Olumlu düşünmenizi istemeyeceğim. Oğlunuz için korkuyorsunuz ve bunun bir sebebi var. Sizden istediğim başka: işin içini en iyi siz biliyorsunuz.»

Danışan: «Bilsem buraya gelmezdim. Siz söyleyin işte: sıkı mı tutayım, serbest mi bırakayım?»

Burada Nesrin'in önünde birkaç yol var ve her biri bu ana kadar kurulanla farklı biçimde bağ kuruyor. Birincisi, Ferhat'ın istediğini vermek: ergenlerle ilgili bildiklerinden bir öneri sunmak, örneğin akşam için bir saat sınırı koymak. Bu Ferhat'ın talebine doğrudan cevap verir ve görüşmeyi hızlandırır görünür; ama öneri Barış'ı ve bu aileyi tanımadan kurulmuş olur, işlemezse de Ferhat bir sonraki görüşmeye "denedik, olmadı" diye gelir. İkincisi, Ferhat'ı teselli etmek: "bu yaşta çok olur, geçer." Az önce olumlu düşünmeyi istemeyeceğini söyleyen bir uygulayıcı için bu, kendi sözünü geri almak olur ve Ferhat'ın korkusunu küçük gösterir. Üçüncüsü, sorunun kökenine inmek: arkadaşlar ne zaman değişti, evde ne oldu, telefon ne zaman alındı. Bu soruların her biri açık soru ve Ferhat'ın dinlendiğini hissetmesini sağlayabilir; ama görüşmeyi "neden" sorularının uzun bir listesine çevirip Ferhat'ın elinde ne olduğunu sormayı erteler. Dördüncüsü, Ferhat'ın kendi bilgisine dönen bir soru.

Nesrin dördüncüyü seçiyor ve Ferhat'ın sorusunu geri çevirmeden ona bir soru geri veriyor.

Uygulayıcı: «Sıkı mı serbest mi, bunu Barış'ı benden iyi tanıyan biri daha iyi tartar; o da sizsiniz. Şunu sorayım: bu yıl içinde Barış'la aranızın biraz daha iyi olduğu, onunla konuşabildiğiniz bir gün oldu mu?»

Danışan: «...Geçen ay bir pazar tesise götürdüm onu. Fazla mesai vardı, yardım etti. Forkliftin yanında durdu, sordu. Akşam eve dönünce annesine anlattı.»

Uygulayıcı: «O pazar Barış'la siz ne yapmıştınız da konuşabildiniz?»

Danışan: «Ne bileyim... Bağırmadım herhalde. İş vardı, ikimiz de iş yapıyorduk.»

Bu kesitte ölçülebilen bir şey var: Nesrin'in son iki sorusu açık soru ve ikisi de Ferhat'ın cevabının içindeki bir kelimeden kuruldu, "konuşabildiğiniz" ve "o pazar". Ölçülemeyen ama tartılabilen şey seçimin kendisi. Nesrin öneri vermeyi bir ilke olarak reddetmedi; görüşmenin ilerisinde Ferhat'ın "iş varken konuşabiliyoruz" bilgisinden bir öneri çıkabilir. Yaptığı, öneriyi Ferhat'ın kendi bulgusuna bırakmaktı. Kök sorulara geri dönüp dönmeyeceği ise açık: Barış'ın okulu bırakma kararının bir son tarihi varsa, okulla konuşmak gibi pratik bir adım bu görüşmede de gündeme gelebilir.

Usta katmanı

Yaklaşımı yeni öğrenen uygulayıcının en sık düştüğü yer, tekniği bir kural gibi uygulamak. Danışan "ne yapayım?" diye sorduğunda hiçbir koşulda cevap vermemek de bir tekniğe esir olmaktır. Deneyimli uygulayıcı soruyu duyuyor, talebin arkasındaki çaresizliği tanıyor ve cevabını danışanın elindekiyle kuruyor. Bazen bu, "sizin anlattığınızdan bir şey çıkıyor" diye başlayan bir öneri oluyor.

İkinci ince nokta, tanımın fazla geniş tutulması. Her iyi niyetli görüşme çözüm odaklı değildir. Bir yöneticinin ekibine "neler iyi gidiyor?" diye sorması bir başlangıç olabilir, ama cevabı dinleyip kendi planını açıklıyorsa yaklaşım yalnız açılış cümlesinde kalmıştır. Ölçüt, danışanın anlattığı ayrıntının görüşmenin geri kalanını yönlendirip yönlendirmediği.

Üçüncüsü taşınma. Insoo Kim Berg ile Peter Szabó'nun Brief Coaching for Lasting Solutions kitabı yaklaşımı koçluğa taşıdı; taşınan soru dizisinin koçlukta nasıl sonuç verdiği ayrı bir sorudur.

Kanıtın sınırı

Dersteki iki kartın her biri yaklaşımın farklı bir yerine dokunuyor ve her biri kendi yerinde bitiyor. Gingerich ve Peterson'un derlemesi geniş, ama oy sayımına dayanıyor; yazarların kendi deyişiyle küçük bir eğilim gösteren yarı deneysel bir çalışma ile güçlü bir deneme aynı hanede sayılabiliyor. Derlemenin aktardığı önceki çalışmalar da tabloyu genişletmiyor, daraltıyor: Johnny Kim'in 2008'deki meta-analizi küçük etkiler buldu ve bunlardan yalnız içe yönelik sorunlardaki etki istatistiksel olarak anlamlıydı. Etki büyüklüğünün nasıl okunduğu Terapi Akademisi S11-P01-D03'te anlatılıyor; yaklaşımın kanıtına ilk bakışı M01-D08 kuracak.

Bir sınır kapsamda. Gingerich ve Peterson koçluğu ve kurum müdahalelerini bilerek dışarıda bıraktılar; yani bu derlemenin bulgusu, Ferhat'ın sosyal hizmet görüşmesine terapinin bulgusu olarak değil, ancak aktarılmış bir bulgu olarak taşınabilir. Grant'in deneyi tek seferlik bir soru dizisinin hemen sonrasını ölçtü; o farkın günler sonra davranışa yansıyıp yansımadığı bu desenle bilinmiyor. İkisinin de söylemediği bir şey daha var: Türkiye'de, Türkçe yürütülen çözüm odaklı görüşmelerin sonucunu bu derste aktarabileceğimiz kontrollü bir kanıt yok, ve yaklaşımın sorularının farklı dillerde aynı biçimde işleyip işlemediği açık bir soru.

Kendin dene

Aklında kalsın

Çözüm odaklı yaklaşım, görüşmeyi istenen hayata ve o hayatın şimdiden yaşanan parçalarına çeviren bir görüşme biçimi. Yeni bir davranış öğretmekten önce, işe yarayan eski bir davranışı bulmaya çalışıyor.

Pozitif düşünceyle akraba görünüyor ama ondan ayrı: danışandan iyimser olmasını değil, bir salı gecesini ya da bir pazar gününü anlatmasını istiyor. Acıyı düzeltmeye uğraşmıyor.

Sorunu yok saymıyor: dinliyor, ciddiye alıyor, ama vaktin çoğunu sorunun nedenine değil, sorunun hafiflediği anlara ayırıyor. Güvenliği ilgilendiren bir işaret ise her zaman çözüm konuşmasının önüne geçiyor.

Hızlı tavsiye de değil: öneri gelirse çoğu zaman danışanın anlattığından kuruluyor. De Jong ve Berg bunun adını çözüm inşası koyuyor.

Gingerich ve Peterson'un on tekniği bir harita veriyor, ama bir görüşmeyi çözüm odaklı yapan tekniğin varlığı değil; danışanın verdiği ayrıntının görüşmenin geri kalanına yön vermesi.

Sonraki derse köprü

Kader'in yöntemi bir masa başında değil, fırının önünde, bir gecenin ötekilerden neden farklı geçtiğine bakarak doğdu. Yaklaşımın kendisi de buna benzer bir dikkatle büyüdü: küçük bir ekip görüşmeleri disiplinli biçimde izledi ve izlediğinden yaklaşımı biçimlendirdi. M01-D02 «Milwaukee'deki Kısa Aile Terapisi Merkezi» o ekibin çalışma biçimine bakıyor: tek yönlü aynanın arkasında oturan gözlemciler görüşmeye nasıl katıldı ve ekip tartışması bir soruyu yaklaşımın parçası yapmaya nasıl karar verdi?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?