İçeriğe geç

M01-D02

Milwaukee’deki Kısa Aile Terapisi Merkezi

De Shazer, Berg ve ekibinin Milwaukee’deki merkezde tek yönlü ayna arkasından gözlem ve ekip tartışmasıyla yaklaşımı nasıl geliştirdiğini bir zaman çizelgesiyle anlatır.

Çözüm Odaklı Yaklaşım Akademisi — M01, Çözüm odaklı yaklaşıma giriş · 3.489 kelime · 15 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 16 dk okuma · 23 dk dinleme

Terapi Akademisi’nde: S05-P01-D07

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Çözüm odaklı yaklaşım, 1978'de Milwaukee'de kurulan küçük bir merkezde, de Shazer ve Berg'in yönettiği ama birçok kişinin katıldığı bir ekip çalışmasından doğdu. İlk yılların terapisi Palo Alto etkisini taşıyan, ekosistemik denen başka bir terapiydi.

Merkezin asıl icadı bir çalışma biçimiydi: danışanın izniyle aynanın arkasından ve kayıttan yapılan gözlem, onun üzerine ekip tartışması ve görüşmenin içinde bir mola.

1982'deki yirmi yedi sorunlu aileden sonra ekip soruna özgü görev tasarlamayı bıraktı ve şaşkınlığını yeni danışanlarla sınadı; formül görevi böyle yerleşti, ardından gelen sorular da büyük ölçüde gözlemden tümevarımla doğdu.

Bu tarihi anlatan kayıtlar çoğunlukla içeriden; onu bir başarı öyküsü olarak değil, bir yöntemin nasıl üretildiğinin kaydı olarak okumak daha sağlam.

Açılış sahnesi

Sivas'ta bir sürücü kursu, akşam yedi. Üç eğitmen, Halil, Songül ve kursun en yaşlısı Necmi Usta, küçük ofiste o günün araç içi kamera kayıtlarını izliyor. Yıllardır yaptıkları şey belli: geri geri park etmeyi beceremeyen adayların kaydında hatayı bulmak. Bu akşam Songül başka bir şey öneriyor: "Bugün parkı ilk denemede yapan üç kişi vardı. Bir de onlara bakalım."

İlk kaydı izliyorlar. Aday direksiyonu çevirmeden önce bir saniye duruyor, yan aynaya bakıyor. İkincisinde de aynı duraklama. Üçüncüsünde Halil kaydı geri sarıyor: o adaya duraklamadan hemen önce Necmi Usta bir şey söylemiş, "arka tekerin kaldırımı nerede gördüğünü bana söyle."

"Ben bunu bilerek söylemedim," diyor Necmi Usta. "Ağzımdan çıktı."

"O zaman yarın herkese söyle," diyor Songül. "Bakalım ne olacak."

Kurs ve eğitmenler bu ders için kurgulandı. Odadaki hareket ise kurgu değil: birkaç kişinin işi birlikte izlemesi, işe yarayan anı yakalaması ve tartışıp onu bir alışkanlığa çevirmesi. Bu dersin anlattığı merkez de böyle çalıştı.

Bu derste ne olacak

M01-D01 yaklaşımı tanımladı ve komşularından ayırdı; bu ders yaklaşımın nereden geldiğine bakıyor. Asıl sorusu bir yöntem sorusu: Milwaukee'deki küçük ekip, bugün çözüm odaklı görüşmenin parçası sayılan soruları hangi çalışma biçimiyle buldu?

Zaman çizelgesi bir kurumun odasına takılan aynayla başlıyor, 1978'deki kuruluştan, orada çalışmış bir sosyoloğun anlattığı gözlem odasından ve 1982'deki bir aileden geçip merkezin kapanışına varıyor. Kesitte bugünün Kayseri'sinde, aynalı bir odada bir düşünme molasının hemen sonrasına gideceğiz.

Sıfır noktası

Terapi Akademisi S05-P01-D07, yapılandırmacı ve postmodern yaklaşımlar arasında çözüm odaklı yaklaşımı tanıtıyor ve çözüm konuşmasının sorularını örnekliyor. Bu ders o tanıtımın arkasındaki atölyeye iniyor: soruların yazıldığı yere ve yazılış biçimine.

Merkezin adını iki kişiyle birlikte anmak yaygın, ama orada çalışmış olanlar tabloyu daha kalabalık çiziyor. Sosyolog Gale Miller, Mark McKergow'la yaptığı söyleşide, işin de Shazer ve Berg'le özdeşleştirilmesini bir yanılgı sayıyor: merkez onlarındı, ama çalışma birçok yaratıcı insanın etkileşiminden doğdu; ikisi zamanla yaklaşımın elçileri oldu. Aynı söyleşide Eve Lipchik, Elam Nunnally, Wallace Gingerich, Jane Peller, Alex Molnar ve Michele Weiner-Davis'in adları geçiyor.

Yaygın yanlış"Çözüm odaklı yaklaşımı de Shazer ile Berg tek başlarına icat etti."
Doğrusu

İkisi merkezi kurdu, yönetti ve yaklaşımı dünyaya taşıdı. Ama 1986'daki kurucu makalenin yedi yazarı var ve aynanın arkasında terapistlerin yanında üniversite hocaları, bir sosyolog ve arka sırada felsefe tartışan konuklar oturuyordu. Bir yöntemi tek bir dehaya bağlamak, onun asıl üretim biçimini, yani ortak gözlemi ve tartışmayı görünmez kılar.

Mekanizma

1970'lerin ortası: bir kurumun odasına takılan ayna

Çözüm Odaklı Kısa Terapi Derneği'nin (Solution Focused Brief Therapy Association, SFBTA) 2025 tarihli el kitabına göre de Shazer ve Berg, merkezi kurmadan önce ayrı ayrı Palo Alto'daki Zihinsel Araştırma Enstitüsü'nün (Mental Research Institute, MRI) Kısa Terapi Merkezi'nde zaman geçirmişti. O modelin ayrıntısı bir sonraki dersin konusu.

1970'lerin ortasında ikisi Milwaukee'ye dönmüş, evlenmiş ve büyük bir aile hizmetleri kurumunda çalışmaya başlamıştı. El kitabı Berg'in o yıllar için kullandığı ifadeyi aktarıyor: hayalleri «Ortabatı'nın MRI'ını» kurmaktı. İlk somut adım bir mobilya değişikliğiydi: Berg geniş odasına tek yönlü bir ayna taktırdı ve meslektaşlarıyla görüşmeleri doğrudan izlemeye başladı.

1978: merkez kuruluyor

Merkez 1978'de kuruldu ve bu düzeni büyüttü: danışanların yazılı izniyle aynalar ve video kaydı kullanıldı. El kitabı çalışma biçimini şöyle özetliyor: aynanın arkasından ya da kayıttan yapılan gözlemler üzerine meslektaşlar arasında yürüyen ortak konuşmalar.

Bu ilk yılların terapisi bugün çözüm odaklı dediğimiz şey değildi. De Shazer'in 1982'de yayımlanan Patterns of Brief Family Therapy kitabının alt başlığı An Ecosystemic Approach. Barker ile Chang'in Basic Family Therapy kitabının 2013 tarihli altıncı baskısı, aile terapisinin tarihini anlattığı ilk bölümde 1982'deki çalışmayı bir terapi ekibiyle yürüyen, oldukça kalıplaşmış bir yaklaşım olarak tarif ediyor: bir üye ailenin bulunduğu odaya giriyor, ötekiler tek yönlü perdenin arkasında gözlemci olarak oturuyor ve ekip birlikte ailenin yapacağı görevler tasarlıyor.

Gale Miller merkeze 1984 yazında geldi; onu, Wisconsin Üniversitesi Milwaukee'nin sosyal hizmet bölümünde hoca olan Wallace Gingerich davet etmişti. Miller o yıl merkezin çözüm odaklı terapi yapmadığını, yapılana kendisinin ekosistemik terapi dediğini anlatıyor; ekip ondan bir antropolog gibi ne yaptıklarını kendilerine söylemesini bekliyordu.

Aynanın arkasında bir öğleden sonra

Miller'in anlattığı bina gösterişsiz: Milwaukee'de bir iş hanı, ilk dönemde yarısı yer altında kalan bir kat. İki görüşme odası var, biri büyük biri küçük, her birinin bir gözlem bölümü. Gözlem odası ile görüşme odası arasında bir telefon duruyor; aynanın arkasındakiler görüşmeyi yürüten terapisti arayabiliyor. Masalarda büyük mikrofonlar, duvarlara gömülü kameralar.

Büyük odanın gözlem bölümü bir mutfağa benziyor: kimi görüşmeyi baştan sona izliyor, kimi girip çıkıyor, pizza söyleniyor, terapistler akşam dokuza kadar kalıyor. Miller aynanın arkasındaki konuşmayı açık ve akışkan diye anlatıyor; iyi terapinin ne olduğuna dair pek kural yok.

Bir görüşmenin sonu bu odanın en önemli anı. Miller, Lipchik'in küçük odada çalışırken kendisinin tek gözlemci olduğu günleri anlatıyor: Lipchik ara veriyor, gözlem odasına gelip ne düşündüğünü ve ne yapmaya çalıştığını söylüyor, sonra görüşme odasına dönüp kapanış mesajını veriyor. Bu ara, bugün düşünme molası denen şeyin ilk biçimi; nasıl kullanılacağını M07-D01, mesajın nasıl yazılacağını M07-D03 işliyor.

Yaygın yanlış"Aynanın arkasındaki ekip danışanı gizlice izliyordu."
Doğrusu

Milwaukee'de ayna ve kayıt danışanların imzalı izniyle kullanıldı. Ayna bir saklanma yeri değil, açıkça söylenmiş bir çalışma düzeniydi. Bugün aynı düzeni kuran bir merkez de aynı şeyi yapar: kimin izlediğini, kaydın ne olacağını ve danışanın istemezse ne olacağını görüşme başlamadan söyler.

Danışanlar karışıktı: özel sigortası olanlar, mahkemenin gönderdikleri ve kent merkezinin yoksul semtlerinden gelen önemli bir kesim. De Shazer herkesin bir şey ödemesinde ısrar ediyordu, en yoksullar miktara kendileri karar veriyordu; Miller'e göre bu karışık kitlenin uygulamayı biçimlendirdiğini düşünüyordu.

1982: yirmi yedi sorunlu aile

El kitabı ekibin o dönemki varsayımını sarsan bir aileden söz ediyor. Ekip o zamanlar bir müdahale mesajı tasarlamadan önce sorunun örüntüsünü ayrıntısıyla öğrenmek gerektiğini düşünüyordu. Bu aile ilk görüşmenin sonunda yirmi yedi ayrı sorun anlatmıştı ve ekibe hiçbiri ötekilerden önemli görünmüyordu.

Molada ekip mesajı tartışırken o güne kadarki alışkanlığını, soruna özgü bir görev tasarlamayı bir kenara bıraktı. Aileye, el kitabının Hopwood ve de Shazer'den aktardığı biçimiyle, şöyle bir şey söylendi: bundan sonraki görüşmemize kadar, bize gelecek sefer anlatabileceğiniz biçimde, hayatınızda sürmesini istediğiniz neler olduğunu gözlemleyin. Bu söz sonradan ilk görüşme formül görevi (formula first session task) adını aldı ve ayrıntısını M07-D05 işliyor. Aile iki hafta sonra döndüğünde sürmesini istedikleri pek çok şeyi somut biçimde anlatabildi ve kendilerini getiren sorunun çözüldüğünü, yeniden gelmelerine gerek olmadığını söyledi.

Ekip şaşırdı ve tartıştı: bu tek bir aileye mi özgü, yoksa danışanlar sorun bilinmeden de ilerleyebilir mi? Soruyu sınayarak cevaplamaya karar verdiler.

Gözlemden doğan sorular

Formül görevinden sonra yeni teknikler art arda geldi. El kitabı sırasını şöyle veriyor: istisnalar, mucize sorusu, ölçek soruları, sonraki görüşmelerde "ne daha iyi?" sorusu ve görüşme öncesi değişim sorusu; 1980'lerin sonunda yaklaşımla anılan bütün temel teknikler yerine oturmuştu. De Shazer'in 1985 tarihli Keys kitabı ile 1988 tarihli Clues: Investigating Solutions in Brief Therapy kitabı bu dönemin iki durağı; Barker ve Chang'e göre mucize sorusu Clues'da daha ayrıntılı anlatıldı.

El kitabına göre teknikler var olan bir kuramdan türetilmedi, büyük ölçüde görüşmelerin gözleminden tümevarımla geliştirildi: gözlemciler danışanın kendi tanımıyla ilerlediği anları aradı ve o ilerlemeye katkı yapmış olabilecek hamleye baktı.

Teknikler doğarken ekip temel kavramları da yeniden yazıyordu. 1984'te de Shazer danışan direncinin «ölümünü» ilan etti: ilerlemeyen görüşmede sorun danışanın direnmesi değil, terapistin ve ekibin danışanla işbirliğinin yolunu henüz bulamamasıydı. Bu düşüncenin danışan ile uygulayıcı arasındaki ilişkiyi sınıflayan devamını M02-D06 işliyor. 1986'daki Family Process makalesi de adını MRI'ın 1974 makalesiyle karşıtlık içinde koydu: «focused problem resolution» yerine «focused solution development».

Yaygın yanlış"Yaklaşım önce kuram olarak yazıldı, sonra kliniğe uygulandı."
Doğrusu

Sıra çoğunlukla tersineydi. Formül görevi bir aileye verilen mesajdı; işe yaradığı görülünce sınandı, sınandıktan sonra adı kondu. Kuramsal yazılar, de Shazer'in dil ve anlam üzerine sonraki kitapları da dahil, bu tekniklerin ardından geldi. Bu sıra, bir tekniğin değerini onun kuramsal zarafetinde değil, danışanın ilerlediği anlarla ilişkisinde aramayı öğretir.

1989 ve sonrası: soru azalıyor, eğitim büyüyor

Miller bir yılı biraz aşan ilk çalışmasından sonra merkezden ayrılıp 1989'da döndüğünde çok farklı bir yer bulduğunu anlatıyor: daha az sistemik, akıllıca müdahaleler tasarlamaya ve sorunu haritalamaya çok daha az vakit ayıran, çözüme yönelmiş ve daha akışkan bir uygulama. Ona göre değişim 1985 ile 1989 arasında, bir anda değil, yavaş yavaş oldu. Sonraki on yılda soru türleri azaldı, kapanış mesajına daha az ağırlık verildi, iltifat öne çıktı. Miller bunun bir bedelini de söylüyor: aynanın arkasındaki konuşmalar daha az ilginç hâle geldi, tartışmanın büyük kısmı bu danışana hangi iltifatın uygun olacağına döndü.

Merkez giderek bir eğitim yerine dönüştü; iki ila altı haftalık kurslara uzaktan gelen öğrenciler çoğaldı ve Miller yaklaşımın biraz da öğretilmek zorunda kalındığı için billurlaştığını düşünüyor.

Merkezin sonu

Başarı, merkezin terapi yapan bir yer olmasını bitirdi. Miller'e göre de Shazer ve Berg 1990'ların sonunda bir eğitim binasına taşındı, Milwaukee'de danışan görecek kadar bulunmuyorlardı; sonunda ofis evlerinin bodrumuna indi. McKergow söyleşiye yazdığı girişte ironiyi not ediyor: MRI hâlâ çalışıyor, dünyadaki uygulamaya belki daha çok etki etmiş Milwaukee merkezi ise kurucuları uluslararası eğitmen olurken kapatıldı.

Görüşmeden bir kesit

Aşağıdaki görüşmenin geçtiği merkez de içindeki insanlar da kurgu: Kayseri'de bir üniversitenin aile danışma merkezi, tek yönlü aynası olan bir oda. Uygulayıcı Seda, psikolojik danışmanlık yüksek lisansının ikinci yılında; aynanın arkasında süpervizörü ile iki stajyer oturuyor. Danışan Ramazan Bey altmış bir yaşında, otuz yıl şehirlerarası otobüs kullanmış, iki yıl önce emekli olmuş. Merkeze eşinin ısrarıyla gelmiş ve görüşmenin başında ayna için izin vermiş. Görüşmenin kırkıncı dakikasında Seda molaya çıkıp dönmüş.

Uygulayıcı: «Arkadaşlarımla konuştum. Önce şunu söyleyeyim: bugün buraya gelmek kolay değildi, siz yine de geldiniz ve kırk dakika boyunca hiç kaçamak yapmadan anlattınız.»

Danışan: «Anlatacak çok şey var kızım. Saydım işte: dizim, uykum, oğlanın borcu, komşunun köpeği, hanımın "evde dört dönüyorsun" demesi. Daha unuttuklarım da vardır.»

Uygulayıcı: «Hepsini not ettim. Bir şeyi de fark ettik: hanımınızdan söz ederken iki kez "pazartesi pazarı" dediniz.»

Danışan: «Pazartesi onunla pazara giderim. O gün başka bir gün. Ama bu dertleri çözmez. Siz söyleyin: bunların hangisinden başlayalım? Biri seçin, ona bakalım.»

Seda'nın önünde birkaç hamle var ve her biri o ana kadar kurulan şeyle başka bir bağ kuruyor. Ramazan Bey'in istediğini yapıp bir sorunu seçebilir; en çok tekrar edilen "evde dört dönmek" gibi görünüyor. Bu talebe cevap verir, ama seçimi Ramazan Bey'den alır ve sonraki görüşmeyi o sorunun ayrıntısına bağlar. Seçimi Ramazan Bey'e geri verebilir: "sizin için en önemlisi hangisi?" Açık bir soru, seçimi danışanda tutar; ama kırk dakikalık listeyi yeniden açtırabilir. Aynanın arkasındaki ekibin molada önerdiği üçüncü yol ise listeden hiçbirini seçmemek: Ramazan Bey'e iki görüşme arasında hayatında sürmesini istediği şeyleri izleyip bir dahaki sefere anlatmasını istemek. Bu yol Milwaukee ekibinin 1982'de vardığı karara benziyor ve "pazartesi pazarı" gibi zaten sürmesini istediği şeylere yer açıyor; riski, listeyi ciddiye almayan bir öneri gibi duyulması.

Seda üçüncüsüne yakın duruyor, ama listeyi görmezden gelmeden.

Uygulayıcı: «Bir seçim yapmak yerine sizden bir şey isteyeceğiz. Saydıklarınızın hepsi duruyor, bir yere gitmiyor. Bundan sonraki görüşmemize kadar, haftanız içinde sürmesini istediğiniz şeylere dikkat edin; pazartesi pazarı gibi. Gelecek sefer bize onları anlatın.»

Danışan: «Sürmesini istediğim şey mi? Ben buraya dertlerimi anlatmaya geldim. Ama peki. Pazarı zaten söyledim. Başka bir şey var mı, bakarım.»

Ölçülebilen kısmı açık: "pazartesi pazarı" Ramazan Bey'in kendi sözü, görev de bir reçete değil, bir gözlem isteği. Tartılacak olan zamanlama. "Ben buraya dertlerimi anlatmaya geldim" cümlesi bir uyarı; görev listeyi silmiş gibi duyulursa Ramazan Bey dönmeyebilir. Seda'nın görevin önüne koyduğu "saydıklarınızın hepsi duruyor" sözü bu riske karşı bir tercih; yetip yetmediğini ikinci görüşme gösterecek. Dizinin ağrısı ve uykusu için bir hekime görünüp görünmediği de ayrıca sorulacak bir soru olarak not defterinde duruyor.

Usta katmanı

Bir yöntemin tarihi kolayca köken efsanesine dönüşür; yirmi yedi sorunlu aile ya da direncin ölümü, yaklaşımın bir anda doğduğu izlenimini verebilir. Miller'in anlatımı başka bir tablo çiziyor: 1984'te ekibin yeni bir model kurduğunun farkında olduğunu düşünmüyor; amaç terapiyi daha etkili ve daha verimli kılmaktı, model duygusu sonradan, kendi yaptıklarını düşünmeye başladıklarında doğdu. Bir tekniği kurucusunun adıyla değil, hangi gözlemden ve sınamadan geldiğiyle bilmek, nerede işlemediğini görmeyi kolaylaştırır.

İkinci ince nokta, Miller'in sonradan dile getirdiği kayıp. Yaklaşım öğretilebilir hâle geldikçe ilk yılların "ne işe yarıyorsa ona açık olma" tutumunun azaldığını, sorulan soruların daraldığını ve "bu çözüm odaklı mı?" sorusunun öne çıktığını söylüyor. Aynasız çalışan uygulayıcı bu açıklığı kendi notlarını danışanın ilerlediği anlar açısından yeniden okuyarak kurabilir.

Üçüncüsü düzenin kendisi. Aynanın arkasındaki ekip pahalıdır ve çoğu kurumda yoktur; Milwaukee'de yaptığı iş bir ikinci dikkat sağlamaktı. Kayıt, mola ve akran süpervizyonu bu işin bir kısmını görür, ama kayıt o anda telefonla verilen notun yerini tutmaz, mola da başkasının gözünü vermez.

Kanıtın sınırı

Bu dersin dayandığı kayıtların çoğu içeriden gelen anlatımlar. SFBTA el kitabının köken bölümü yaklaşımın kendi derneğinin yazdığı bir tarih; Miller'in söyleşisi, merkezde yıllarca bulunmuş tek bir gözlemcinin yıllar sonra anlattığı hatıralar. İkisi birbirini büyük ölçüde tutuyor, ama ikisi de yaklaşıma yakın insanların sesi; aynı yılları dışarıdan ve eleştirel bir gözle inceleyen bir tarih yazımı bu derste kullanılmadı.

Kanıt kartlarının sınırı daha belirgin. Formül görevinin izlemesi bir karşılaştırma grubu olmadan, merkezin kendi danışanlarıyla ve danışanların kendi bildirimiyle yapıldı; görev verilmeseydi ne olacağı bilinmiyor. Bir başka sınır bağlamda: merkezin danışanları Milwaukee'nin karışık bir kesitiydi ve bugün bir okulda ya da koçluk görüşmesinde aynı soruların aynı sonucu verip vermediği bu kayıtlardan genellenemez. Yaklaşımın kontrollü çalışmalarla sınanmış kanıtına ilk bakışı M01-D08 kuruyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Çözüm odaklı yaklaşım, 1978'de Milwaukee'de kurulan küçük bir merkezde, de Shazer ve Berg'in yönettiği ama birçok kişinin katıldığı bir ekip çalışmasından doğdu. İlk yılların terapisi Palo Alto etkisini taşıyan, ekosistemik denen başka bir terapiydi.

Merkezin asıl icadı bir çalışma biçimiydi: danışanın izniyle aynanın arkasından ve kayıttan yapılan gözlem, onun üzerine ekip tartışması ve görüşmenin içinde bir mola.

1982'deki yirmi yedi sorunlu aileden sonra ekip soruna özgü görev tasarlamayı bıraktı ve şaşkınlığını yeni danışanlarla sınadı; formül görevi böyle yerleşti, ardından gelen sorular da büyük ölçüde gözlemden tümevarımla doğdu.

Bu tarihi anlatan kayıtlar çoğunlukla içeriden; onu bir başarı öyküsü olarak değil, bir yöntemin nasıl üretildiğinin kaydı olarak okumak daha sağlam.

Sonraki derse köprü

Milwaukee ekibi işe Palo Alto'nun gözlüğüyle başladı: önce sorunun örüntüsünü öğren, sonra o örüntüyü bozan görevi tasarla. Yirmi yedi sorunlu aile, bu gözlüğün nerede yetmediğini gösterdi. M01-D03 «Palo Alto'dan Milwaukee'ye» iki okumayı aynı vakanın üstünde çalıştırıyor: MRI'ın sorunu sürdüren çözüm girişimini arayan bakışı, aynı danışanda neyi görür, işe yarayanı çoğaltmaya çalışan bakış neyi?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?