İçeriğe geç

HM02-M01-D02

Benzer, aynı değil (homoion, homon)

Hahnemann’ın homeopatiyi «aynı» ile tedaviden ayırdığı Yunanca ayrımı kendi metninden açıklar ve bu ayrımın eleştirilere verilen yanıttaki işlevini gösterir.

Homeopati Bölümü — Homeopatik Akıl Yürütme: Organon’dan Repertoriye Akademisi — HM02-M01, Benzerlik ilkesi (similia) · 2.992 kelime · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Hahnemann, Materia Medica Pura'nın ikinci kısmının başındaki «Nota Bene for my Reviewers» notunda, eleştirmenlerinin «homöopati» yerine «homopati» yazdığını ve «homon», aynı, ile «homoion», benzer, kelimelerini karıştırdığını söyledi; bu farkın bir zamanlar Hristiyan Kilisesi'ni böldüğünü hatırlattı.

Hahnemann'a göre homeopati bir hastalığı onun nedeniyle özdeş bir etkenle değil, yalnızca benzer bir hastalık durumu üretebilen bir ilaçla tedavi eder ve benzerlik, aslına doğası ve türü bakımından hiçbir zaman ulaşmaz.

Aynı ayrım, Organon'un altıncı baskısında, bir hastalığı onu doğuran etkenle tedavi etmeyi öneren izopatiye karşı kullanıldı; ama Hahnemann, potansiyelize edilmiş bir etkenin «değişmiş» olduğunu ve bu yüzden «en benzer» sayılabileceğini de kabul ederek sınırı geçirgen bıraktı.

Ayrım dışarıdan gelen eleştiriye karşı haklı bir düzeltme, içeriden gelen izopatiye karşı bir sınırdır; ama benzerliğin derecesi tanımlanmadığı için, bir başarısızlığı «ilaç yeterince benzer değildi» diye açıklamaya da olanak verir.

Hahnemann eleştirmenlerine öğretiyi tek tek vakalarla çürütmeyi önerdi, ama sınama bir karşılaştırma içermiyordu ve «en uygun ilaç» şartı başarısızlığı uygulamaya yükleme olanağı bırakıyordu; Avam Kamarası komitesi de, denemesi olmayan kaynaklardan yapılan ürünlerin neye «benzediğinin» belirsiz kaldığına dikkat çekti.

Açılış sahnesi

Bolu'da bir lisenin biyoloji laboratuvarı, perşembe öğleden sonrası. Öğretmen Ayşe Hanım, dokuzuncu sınıflara kalıtım konusunu anlatıyor. Sınıfta tek yumurta ikizi iki kardeş var: Deniz ve Doruk. Ayşe Hanım onları tahtanın önüne çağırıyor.

«Bu ikisi aynı mı, benzer mi?»

Sınıf gülüşüyor. Biri bağırıyor: «Aynı!»

«Genleri neredeyse aynı,» diyor Ayşe Hanım. «Ama parmak izleri farklı. Deniz'in sağ kolunda bir yara izi var, Doruk'ta yok. Biri futbol oynuyor, öteki keman. Kimse onları birbirinin yerine sınava sokamaz. Aynı değiller. Çok benzerler.»

Deniz söze giriyor. «Ama hocam, bu ayrım bu kadar önemli mi? Herkes bizi karıştırıyor zaten.»

«Önemli,» diyor Ayşe Hanım. «Çünkü 'aynı' dediğiniz an bir şeyi ötekinin yerine koyabilirsiniz. 'Benzer' dediğinizde koyamazsınız; aradaki farkı hesaba katmanız gerekir. Bilimde bu iki kelimeyi karıştırmak, çoğu zaman yanlış bir sonucun başlangıcıdır.»

Doruk kemanını düşünerek ekliyor: «Bir de tersi var hocam. Bazen 'aynı değil, yalnızca benzer' demek de bir kaçış yolu olabilir. Bir şey tutmayınca 'zaten aynı değildi' dersiniz.»

Ayşe Hanım bir an duraksıyor ve gülümsüyor. «Bunu bir yere yaz, Doruk. İleride çok işine yarayacak.»

Bu derste ne olacak

Bir önceki ders, § 26'daki iki koşulla, türce ayrılık ve görünüşte yakınlıkla, kapanmıştı. Hahnemann bu ikiliği tek bir Yunanca harf üzerinden savundu; bu ders o harfin peşine düşüyor.

Önce Hahnemann'ın Materia Medica Pura'nın ikinci kısmının başına koyduğu, eleştirmenlerine yönelik kısa ve öfkeli bir notu, «Nota bene for my Reviewers»ı okuyacağız. Notun bir dipnotunda Hahnemann, eleştirmenlerinin «homoion» ve «homon» kelimelerini karıştırdığını söylüyor ve bu iki kelimenin farkını kendi öğretisinin temeli olarak sunuyor. Sonra aynı ayrımın, Organon'un altıncı baskısında «izopati» denen bir rakip öğretiye karşı nasıl kullanıldığını göreceğiz. Ardından ayrımın bir eleştiri savunması olarak işlevini tartacağız. En sonda, 2010 tarihli bir parlamento raporunun ayrımın varsaydığı «benzer belirtiler» düşüncesine yönelttiği bir soruyu okuyacağız.

Sıfır noktası

Homeopati kelimesi iki Yunanca kökten yapılmış: «homoios», benzer, ve «pathos», acı, hastalık. Hahnemann kelimeyi bilinçli olarak seçti ve kendi tedavi yöntemini, karşıtla tedavi eden yönteme verdiği «allopati» adıyla, «allos», başka, kökünden, karşılaştırdı.

Yunancada «benzer» ile «aynı» iki farklı kökten geliyor. «Homoios» benzer, «homos» ise ortak, aynı. Türkçede bu fark, ikizler örneğinde olduğu gibi, gündelik konuşmada kolayca silinebiliyor. Hahnemann ise bu farkı silmeye izin vermiyordu.

Mekanizma

Eleştirmenlere bir not

Hahnemann, Materia Medica Pura'nın ikinci kısmının başındaki bir yazısına gelen eleştirilere kısa bir notla cevap verdi ve bu notu sonraki baskılarda da korudu.

Bir birincil metin, sonraki bir baskıdan; [T].

Bu dipnotun iki katmanı var. Birinci katman dilbilgisel: Hahnemann, kendi kelimesinin yanlış yazılmasına öfkeleniyor. «Homopati» yazan biri, istemeden «aynı acı» demiş oluyor. Bu, gerçek bir yanlışlık ve Hahnemann'ın düzeltmesi haklı. İkinci katman kuramsal: Hahnemann bu dilbilgisel düzeltmeyi, öğretisinin temel bir iddiasına dönüştürüyor. Homeopati «aynı» ile değil, «benzer» ile tedavi eder; ilaç, hastalığın nedeniyle hiçbir zaman özdeş değildir.

Dipnottaki teolojik örnek de dikkat çekiyor. Dördüncü yüzyılda Hristiyan teologları arasında, İsa'nın Tanrı ile «aynı özden» mi, «benzer özden» mi olduğu tartışılmıştı; iki kelime arasındaki fark tek bir harften, bir «iota»dan ibaretti. Hahnemann bu tartışmayı, tek bir harfin büyük bir kavramsal farkı taşıyabileceğinin örneği olarak anıyor. Bir önceki dersin «curentur» ile «curantur» tartışması gibi, burada da bir harf, bir öğretinin sınırını çiziyor.

Bir rakip öğretiye karşı

Hahnemann aynı ayrımı, kendi izleyicilerinin bir kısmının geliştirdiği bir öğretiye karşı da kullandı. Organon'un altıncı baskısında izopati iki ayrı yerde, iki dipnotta ele alınıyor.

Bir birincil metin; [T].

Bu iki dipnot, homoion–homon ayrımının bir başka işlevini gösteriyor: homeopatinin kendi içindeki sınırı çizmek. İzopati, bir bakıma, benzerlik ilkesinin uç bir biçimi: benzer iyileştiriyorsa, en benzeri olan, yani aynı olan, daha da iyi iyileştirmez mi? Hahnemann buna hayır diyor ve cevabını kelimenin anlamına dayandırıyor: homeopati benzerle tedavi eder, aynıyla değil.

Ama § 56 dipnotundaki ilginç bir hamle dikkat çekiyor. Hahnemann izopatiyi reddederken, aynı zamanda ona bir çıkış yolu da açıyor: etken yüksek ölçüde potansiyelize edildiğinde «değişmiş» olur ve artık aynı değil, «en benzer» olur. Yani izopatinin bir hastalık etkenini kullanan uygulamaları, potansiyelizasyon sayesinde, homeopatinin içine geri alınabiliyor. Bu, ayrımın esnekliğini gösteriyor: aynı olan, işlenince benzere dönüşebiliyor.

Aynı dipnotta, Hahnemann'ın bir hayvan hastalığından elde edilen maddelerin benzer insan hastalıkları için yeni ilaçlar sağlayabileceğini kabul ettiği, ama bir insan hastalık maddesinin aynı insan hastalığına karşı kullanılmasına karşı çıktığı bir bölüm de var. O bölümdeki madde ve hastalık adları burada geçmiyor; eşleştirme yapmamak bölümün kuralı.

Aşı benzetmesine dair cümle ise dikkatle okunmalı. Hahnemann, inek çiçeği ile çiçek hastalığının «benzer, aynı değil» olduğunu söyleyerek aşıyı homeopatik bir örnek olarak sunuyor. Giriş akademisinin aşı dersi bu benzetmenin neden aksadığını göstermişti: aşı, belirti benzerliğiyle değil, bağışıklık sisteminin bir etkenin kendisini ya da onun bir parçasını tanımasıyla çalıştığını görmüştük. Hahnemann'ın kendi dipnotu ise çiçek aşısının yaygınlaşmasıyla çiçek salgınlarının ortadan kalkmasına kadar gittiğini kabul ediyor; bu, homeopatik bir ilacın değil, bir aşının başarısı.

Homeopatik iddia — homeopati bir hastalığı, onun nedeniyle özdeş bir etkenle değil, yalnızca sağlıklı insanda benzer bir hastalık durumu üretebilen bir ilaçla iyileştirir; benzerlik, doğası ve türü bakımından aslına hiçbir zaman ulaşmayan bir benzerliktir ve bu, doğaya en uygun iyileştirme biçimidir.

Ayrımın savunma işlevi

Homoion–homon ayrımı, homeopatinin eleştirilere karşı kullandığı bir araç olarak da okunabiliyor. Bunu görmek için ayrımın iki yönde işlediğine dikkat etmek gerekiyor.

Birinci yönde ayrım, haklı bir düzeltme. «Homeopati, hastalığı aynı şeyle tedavi eder» diyen bir eleştirmen yanılıyor; Hahnemann'ın öğretisi bunu söylemiyor. Bir eleştiri, eleştirdiği şeyi doğru anlamalı.

İkinci yönde ayrım, açılış sahnesinde Doruk'un fark ettiği şeye dönüşebiliyor: bir kaçış yolu. Bir homeopatik ilaç beklenen sonucu vermediğinde, «bu ilaç yeterince benzer değildi» demek her zaman mümkün. Benzerlik bir derece meselesi; «tam benzer», «çok benzer», «yeterince benzer» arasında net bir çizgi yok. Bu yüzden ayrım, bir ilacın başarısızlığını ilkenin başarısızlığından ayırmaya yarayabiliyor: ilke doğruydu, ama ilaç yeterince benzer seçilmemişti.

Bu, bir ilkenin sınanabilirliği açısından önemli. Bir ilke, her başarısızlık «uygulama hatası» olarak açıklanabiliyorsa, sınanması güçleşir. Kızıl salgını dersinde Hahnemann'ın kendi koruyucu ilacının başarısızlıklarını nasıl önceden açıkladığını görmüştük; benzerliğin derecesi, aynı türden bir açıklama olanağı sunuyor.

Kanıt ne diyor

Aynı «Nota bene» yazısının devamında Hahnemann, eleştirmenlerine öğretisini çürütmenin «yanılmaz» bir yolunu öneriyor.

Bir birincil metin; [T].

Bu, adil olmak için takdirle okunması gereken bir paragraf. Hahnemann öğretisini deneyime açıyor ve çürütülme koşulunu kendisi tanımlıyor. Bu, birçok sistemin yapmadığı bir şey.

Ama önerilen sınamanın iki zayıf noktası var ve ikisi de bu dersin konusuyla ilgili. Birincisi, vakanın kaydının «kurucunun kendisinin bile kusur bulamayacağı» doğrulukta olması ve ilacın «bulunabilecek en uygun» ilaç olması şartı. Bir başarısızlık durumunda, ilacın yeterince benzer seçilmediği her zaman öne sürülebilir; yukarıda gördüğümüz kaçış yolu, sınamanın tanımının içine yerleşmiş. İkincisi, önerilen sınama bir karşılaştırma içermiyor: bir vaka iyileşirse ilke doğrulanmış, iyileşmezse çürütülmüş sayılıyor. Ama hastalıkların bir kısmı kendiliğinden iyileşir; Torgau yılları dersinde gördüğümüz gibi, karşılaştırma olmadan bir iyileşmenin ilaçtan mı geldiği söylenemez. Hahnemann'ın sınaması, iyileşmeyi doğrulama, iyileşmemeyi ise uygulama hatası sayma eğilimine açık.

Komitenin kendi araştırması değil, bir değerlendirmesi; [C].

Komitenin bu sorusu, homoion ilkesinin kendi iç mantığına yönelik. Hahnemann'a göre bir ilaç, sağlıklı insanda benzer bir hastalık durumu «üretebilen» bir maddedir; benzerlik, bir denemede kaydedilmiş belirtilerin hastanın belirtilerine benzemesidir. Bir arkeolojik yapıdan ya da bir ışık türünden elde edildiği söylenen bir ürün için, sağlıklı insanda hangi belirtilerin üretildiğini gösteren bir deneme yoksa, «benzer» kelimesinin neye benzediği belirsiz kalıyor. Bu, Hahnemann'ın ayrımının değil, onun sonraki uygulamalarda ne kadar gevşetildiğinin bir sorunu.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Homoion–homon ayrımının en ilginç yanı, iki farklı eleştiriye karşı iki farklı biçimde kullanılabilmesi. Dışarıdan gelen eleştiriye karşı, «homeopati aynıyla tedavi eder, bu saçmadır» diyen bir eleştirmene, ayrım bir düzeltme sunuyor: hayır, homeopati benzerle tedavi eder. İçeriden gelen bir öneriye karşı, «benzer iyileştiriyorsa aynı daha da iyi iyileştirir» diyen izopatlara, ayrım bir sınır çiziyor: hayır, aynı iyileştirmez, yalnızca benzer iyileştirir. İki kullanım da aynı kelimeye dayanıyor, ama farklı yönlere bakıyor.

§ 56 dipnotundaki potansiyelizasyon hamlesi ise bu sınırın ne kadar geçirgen olduğunu gösteriyor. Hahnemann, bir hastalık etkeninin bile, potansiyelize edildiğinde «değişmiş» ve dolayısıyla «en benzer» olabileceğini kabul ediyor. Bu, izopatiyi bir öğreti olarak reddederken, onun uygulamalarının bir kısmını homeopatinin içine geri almanın bir yolu. Bir tarihçi için bu, bir öğretinin kurucusunun, kendi izleyicilerinin aşırılıklarını reddederken onları tümüyle dışarıda bırakmak istemediğinin bir izi olabilir.

Son incelik, benzerliğin derecesi sorunu. «Homoion», Hahnemann'ın tanımında, aslına «hiçbir zaman ulaşmayan» bir benzerlik. Ama «ne kadar benzer» sorusunun cevabı tanımda yok. Bu, homeopatinin sonraki tarihinde, ilaç seçiminin bir sanat olarak görülmesinin, bir hekimin «doğru» ilacı bulmasının bir ustalık meselesi sayılmasının kaynaklarından biri. Ve bir ustalık meselesi, dışarıdan sınanması güç bir meseledir: bir başarısızlık, her zaman ustalığın eksikliği olarak açıklanabilir. Bu akademinin repertori modülü, bu ustalığın sonraki yüzyılda nasıl sistemleştirilmeye çalışıldığını ayrıca ele alıyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Sınır

«Nota Bene for my Reviewers» burada Dudgeon çevirisiyle, notun 1825 ikinci baskıda yeniden yayımlanan biçiminden okundu; Almanca özgün metin ve ilk yayın doğrudan görülmedi. Dipnottaki Yunanca kelimeler taranmış metinde bozuk okunduğu için çevirmenin İngilizce açıklamalarına dayanıldı. İzopati tartışması Organon'un altıncı baskısının 1922 İngilizce çevirisinden okundu; Lux'un ve Gross'un kendi yazıları görülmedi. Organon'daki izopati dipnotlarında geçen bazı ev pratiği, madde ve hastalık örnekleri derse alınmadı; birkaçı bugünkü ilk yardım bilgisiyle de bağdaşmıyor.

Bu ders bir öğretinin kavramlarını inceliyor; benzerliğe ya da aynılığa dayanan bir tedaviyi tavsiye etmiyor. Bir yanığın, bir donmanın ya da bir bulaşıcı hastalığın tedavisi bir sağlık çalışanının işidir; bir kavram çözümlemesi onun müdahalesinin yerine geçmez.

Kendin dene

Kilit özet

Hahnemann, Materia Medica Pura'nın ikinci kısmının başındaki «Nota Bene for my Reviewers» notunda, eleştirmenlerinin «homöopati» yerine «homopati» yazdığını ve «homon», aynı, ile «homoion», benzer, kelimelerini karıştırdığını söyledi; bu farkın bir zamanlar Hristiyan Kilisesi'ni böldüğünü hatırlattı.

Hahnemann'a göre homeopati bir hastalığı onun nedeniyle özdeş bir etkenle değil, yalnızca benzer bir hastalık durumu üretebilen bir ilaçla tedavi eder ve benzerlik, aslına doğası ve türü bakımından hiçbir zaman ulaşmaz.

Aynı ayrım, Organon'un altıncı baskısında, bir hastalığı onu doğuran etkenle tedavi etmeyi öneren izopatiye karşı kullanıldı; ama Hahnemann, potansiyelize edilmiş bir etkenin «değişmiş» olduğunu ve bu yüzden «en benzer» sayılabileceğini de kabul ederek sınırı geçirgen bıraktı.

Ayrım dışarıdan gelen eleştiriye karşı haklı bir düzeltme, içeriden gelen izopatiye karşı bir sınırdır; ama benzerliğin derecesi tanımlanmadığı için, bir başarısızlığı «ilaç yeterince benzer değildi» diye açıklamaya da olanak verir.

Hahnemann eleştirmenlerine öğretiyi tek tek vakalarla çürütmeyi önerdi, ama sınama bir karşılaştırma içermiyordu ve «en uygun ilaç» şartı başarısızlığı uygulamaya yükleme olanağı bırakıyordu; Avam Kamarası komitesi de, denemesi olmayan kaynaklardan yapılan ürünlerin neye «benzediğinin» belirsiz kaldığına dikkat çekti.

Sonraki derse köprü

Hahnemann, izopatiyi reddederken bile, benzerlik ilkesinin «belirsizce sezilmiş» olduğunu ve izlerinin her çağda bulunabileceğini söylüyordu. Organon'un girişi, ve sonraki yıllarda Dudgeon'un dersleri, bu izlerin bir listesini veriyor: Hahnemann'dan önce benzerle tedaviden söz etmiş yazarlar.

HM02-M01-D03 o listeyi ele alıyor: Organon girişindeki ve Dudgeon'un derslerindeki öncüller örneklerini sıralayacak ve bu listenin öğretiyi meşrulaştırmadaki rolünü değerlendireceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?