İçeriğe geç

M01-D02

İklim sınıflandırması

Köppen-Geiger iklim sınıflandırmasını açıklar ve Türkiye’nin farklı bölgelerinin hangi sınıfa girdiğini gösterir.

İklim ve Ekolojik Mimarlık Akademisi — M01, İklimi okumak · 2.371 kelime · 8 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme

Dayanak: Belgelenmiş olgu: İngilizce Wikipedia, «Köppen climate classification»; Yılmaz ve Çiçek (2018), Journal of Human Sciences, özet; Beck vd. (2018), Scientific Data, özet; Kottek vd. (2006) okunmadı

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Köppen-Geiger sınıflandırması iklimleri aylık sıcaklık ve yağış eşiklerine göre beş ana gruba ayırır ve harflerle adlandırır: ilk harf ana grubu, ikinci harf yağışın mevsimini, üçüncü harf yazın sıcaklığını söyler. Kökeni bitki örtüsüdür, insan konforu değil. Türkiye'de dağlar, denizler ve yükselti yüzünden on üç farklı sınıf bulunur ve iklim kısa mesafelerde değişir; bir arsanın sınıfı küresel bir haritanın renginden değil, en yakın istasyonun verisinden okunur. Harfler güneşi, rüzgârı, nemi ve gece-gündüz farkını anlatmaz. Sınıflar sabit değildir; iklim değişirken kayabilir. Sınıf bir adrestir, bir reçete değil.

Açılış sahnesi

Selim ofisin duvarına bir dünya haritası asmış; renk renk lekelerle kaplı, her lekenin üstünde iki ya da üç harf. «Köppen haritası» diyor. «Stüdyoda bize her projenin başında bunu okutuyorlar. Bakın, Türkiye'nin kıyıları turuncu, Akdeniz iklimi; ortası sarı, step; doğusu mavi, karasal.» Emre haritaya yaklaşıyor ve Kestane köyünü arıyor. Köy haritada yok; ölçek o kadar küçük ki bütün il tek bir renkte. «O zaman köy de Akdeniz iklimi mi?» diye soruyor. Kenan Usta gülüyor: «Köyde kış beş ay sürer. Ocakta yol kapanır. Bana Akdeniz demeyin.» Nazife Öğretmen başka bir şey ekliyor; okulun öğretmenlerinden biri sahildeki bir ilçeden gelmiş ve ilk kışında ısıtmanın neden ekimde başladığına şaşırmış. Ilgın haritanın lejantına bakıyor: harfler, sıcaklık eşikleri, yağış oranları. «Bu harita bir dil» diyor. «Önce o dili öğrenelim. Sonra köyün o dilde ne söylediğini, ve haritanın neyi söylemediğini konuşalım.»

Bu derste ne olacak

Önceki ders iklimi bir yerin uzun dönemli ortalaması ve değişkenliği olarak tanımladı. Bu ders iklimleri sınıflandırmanın en yaygın yolunu, Köppen-Geiger sınıflandırmasını öğreniyor. Önce sınıflandırmanın beş ana grubunu ve harflerinin neyi anlattığını bir ansiklopedi maddesinden okuyoruz. Sonra Türkiye'nin iklim tiplerini 249 meteoroloji istasyonuyla haritalayan bir çalışmanın özetinden, Türkiye'de kaç farklı sınıf bulunduğunu ve hangilerinin nerede olduğunu alıyoruz. Ardından sınıflandırmanın bugünü ve geleceği için bir kilometre çözünürlükte haritalar üreten bir çalışmayla, sınıfların iklim değişirken nasıl kayabileceğine bakıyoruz. Son olarak bir sınıflandırmanın bir mimara ne söylediğini ve ne söylemediğini konuşuyoruz.

Kanıt ne diyor

Köppen-Geiger dünya haritasını güncelleyen 2006 tarihli makale programın dayanağı, ama onu okumadık; sınıflandırmanın tanımlarını bir ansiklopedi maddesinden, Türkiye'nin sınıflarını ve gelecek haritalarını iki çalışmanın özetinden aktarıyoruz. Kestane köyünün hangi sınıfa girdiğini bilmiyoruz; bunun için köyün sıcaklık ve yağış verisi gerekiyor ve onu bu modülün dördüncü dersinde okuyacağız.

Selim'in haritasının dili bu kartta. Her iklim üç harfle anlatılıyor: ana grup, yağışın mevsimi ve yazın sıcaklığı. Csa örneğin şöyle okunur: C, ılıman, yani en soğuk ay sıfırın altına düşmüyor; s, yazı kurak; a, yazı sıcak. Kenan Usta'nın itirazı da bu dilde bir anlam taşıyor: bir yerin ocak ayının ortalaması sıfırın altındaysa, o yer C değil D grubundadır. Kartın son cümlesi ise bir mimar için en önemlisi. Köppen sistemi bir botanikçinin sistemi; ana grupları bitkilerin nerede yetiştiğine göre çizilmiş. Bir zeytin ağacının yetiştiği iklim ile bir insanın bir sınıfta rahat ettiği iklim aynı şey değil. Sınıflandırma bir başlangıç noktası, bir tasarım reçetesi değil.

Bu kart Selim'in haritasıyla Kenan Usta'nın kışı arasındaki çelişkiyi çözüyor. Küresel bir harita bir ili tek bir renkle boyar, çünkü ölçeği küçüktür ve elindeki istasyon sayısı azdır. Türkiye ise kısa mesafelerde iklim değiştiren bir ülke: bir kıyı ilçesi ile aynı ilin dağ köyü arasında birkaç saatlik bir yol, ama farklı bir iklim olabilir. Kartın on üç sınıfı bunun ölçüsü. Nazife Öğretmen'in sahilden gelen öğretmeni bu kartın canlı bir örneği: aynı ilin içinde, belki bir Csa kıyısından bir D köyüne gelmiş. Bir mimar için ders açık: arsanın iklimini bir dünya haritasının rengiyle değil, en yakın istasyonun verisiyle ve mümkünse ayrıntılı bir haritayla okumak gerekir.

Bu kart önceki dersin iklim normali uyarısını bir haritaya çeviriyor. Bir yerin Köppen sınıfı sabit bir kimlik değil; iklimin istatistiği değişirse sınıf da değişebilir. Kartın gelecek haritası 2071–2100 için ve yüksek bir salım senaryosu altında üretilmiş; bu, bir kesin öngörü değil, olası bir gelecek. Ama Kestane okulunun ömrü düşünüldüğünde soru yerinde: bugün bir D köyü olan bir yer, yüzyılın sonunda başka bir sınıfa kayabilir mi? Bunu bu derste bilemiyoruz, çünkü haritanın kendisini görmedik. Kartın ikinci önemli cümlesi ise yükselti: yeni haritalar dağlık bölgelerde çok daha ayrıntılı. Bir dağ köyü tam da eski haritaların yanıldığı yerlerden biri.

Sahada

Ilgın Selim'in haritasının altına bir masa koyuyor ve üç sütun çiziyor: harita ne diyor, istasyon ne diyecek, Kenan Usta ne diyor. Birinci sütunda dünya haritasının ili boyadığı tek renk. İkinci sütun boş; köye en yakın meteoroloji istasyonunun verisi bu modülün dördüncü dersinde okunacak ve köy ile istasyon arasındaki yükselti farkı ayrıca konuşulacak. Üçüncü sütunda Kenan Usta'nın kışı: beş ay, ocakta kapanan yol, ekimde başlayan ısıtma. Ilgın bu üçüncü sütunun bir ölçüm olmadığını, ama değersiz de olmadığını not ediyor; bir ustanın otuz yıllık deneyimi, istasyon verisinin nerede yanılabileceğini gösterebilir. Karar ise ikinci sütundan çıkacak.

Sonra Selim bir şey soruyor: harfleri bildiklerinde okulu nasıl tasarlayacaklarını bilecekler mi? Ilgın hayır diyor. Köppen harfleri iki sorunun cevabını verir: kış ne kadar soğuk, yaz ne kadar sıcak ve kurak. Bir mimarın sorduğu başka sorular var: güneş ne kadar ve hangi yönden geliyor, rüzgâr nereden esiyor, nem ne kadar, gece ile gündüz arasındaki fark ne kadar büyük. Bunlar Köppen haritasında yok. Gülay Hanım bir örnek veriyor: iki köy aynı harfi taşıyabilir, ama biri güneye bakan bir yamaçta, öbürü kuzeye bakan bir vadide olabilir; ikisinin ısıtma ihtiyacı çok farklı olur. Bu modülün altıncı dersi arsanın mikroklimini konuşacak. Ilgın kâğıdın altına bir cümle yazıyor: sınıf bir adres, bir reçete değil.

Gri alan

Köppen-Geiger sınıflandırması dünyada en yaygın kullanılan sınıflandırma; ama kökeni bitki örtüsüne dayanıyor ve bir binanın tasarımı için ne kadar yararlı olduğu tartışmalı. Bazı mimarlar ve mühendisler iklimleri doğrudan ısıtma ve soğutma ihtiyacına ya da konfor çizelgelerine göre sınıflandırmayı tercih eder; bu modülün beşinci dersi böyle bir çizelgeyi, biyoklimatik çizelgeyi ele alacak. Türkiye'nin on üç sınıfını veren çalışmanın ve gelecek haritalarını veren çalışmanın yalnız özetlerini okuduk; haritaları görmedik ve Kestane köyünün sınıfını bilmiyoruz. Gelecek haritası tek bir yüksek salım senaryosuna dayanıyor; başka senaryolar başka sonuçlar verebilir ve iklim projeksiyonları belirsizlik içerir. Bir sınıfın sınırı, örneğin en soğuk ayın sıfır mı eksi üç mü olacağı, maddenin de gösterdiği gibi yazarlar arasında farklı seçilebiliyor; bu da sınırdaki bir köyü bir sınıftan ötekine geçirebilir. Kenan Usta'nın deneyimi ile istasyon verisi arasında bir çelişki çıkarsa hangisine ne kadar güvenileceği de açık değil; istasyonun yeri ve yüksekliği bu sorunun cevabını değiştirir.

Yaygın yanlış«Bir ilin iklimi o ilin her köyünün iklimidir.»
Doğrusu

Türkiye'de iklim dağlar, denizler ve yükselti yüzünden kısa mesafelerde değişir. Küresel haritalar bir ili tek bir renkle boyayabilir; bir arsanın iklimi en yakın istasyonun verisiyle ve yükselti farkı hesaba katılarak okunur.

Yaygın yanlış«Köppen sınıfını bilmek, bir binayı nasıl tasarlayacağımı söyler.»
Doğrusu

Köppen harfleri kışın soğukluğunu ve yazın sıcaklığını ve kuraklığını anlatır, ama güneşi, rüzgârı, nemi ve gece-gündüz farkını anlatmaz. Kökeni bitki örtüsüdür; bir tasarım reçetesi değil, bir başlangıç noktasıdır.

Yaygın yanlış«Bir yerin iklim sınıfı değişmez.»
Doğrusu

Sınıf iklimin istatistiğine dayanır ve iklim değişirse sınıf da kayabilir. Gelecek haritaları bir senaryoya bağlı olası gelecekler gösterir; uzun ömürlü bir binanın tasarımında bu olasılık hesaba katılmalıdır.

Senin işinde

Bir projeye başlarken arsanın Köppen-Geiger sınıfını bir dünya haritasından değil, ayrıntılı bir ulusal haritadan ya da en yakın meteoroloji istasyonunun sıcaklık ve yağış verisinden bul. İstasyonun arsadan ne kadar uzak ve ne kadar alçak ya da yüksek olduğunu not et; dağlık bir yerde birkaç yüz metrelik bir yükselti farkı bile sınıfı değiştirebilir. Sınıfın harflerini oku: ana grup kışın ne kadar soğuk olduğunu, ikinci harf yağışın hangi mevsimde düştüğünü, üçüncü harf yazın ne kadar sıcak olduğunu söyler. Sonra harflerin söylemediklerini ayrıca topla: güneşin miktarı ve yönü, rüzgârın yönü ve hızı, nem ve gece ile gündüz arasındaki fark. Yöre halkının ve ustaların iklim deneyimini de bir not olarak al; istasyon verisinin nerede yanılabileceğini gösterebilir. Uzun ömürlü bir bina tasarlıyorsan, arsanın sınıfının yüzyılın sonunda nereye kayabileceğine dair projeksiyonlara bak ve tasarımın bu kaymayı kaldırıp kaldıramayacağını tart.

Kendin dene

Aklında kalsın

Köppen-Geiger sınıflandırması iklimleri aylık sıcaklık ve yağış eşiklerine göre beş ana gruba ayırır ve harflerle adlandırır: ilk harf ana grubu, ikinci harf yağışın mevsimini, üçüncü harf yazın sıcaklığını söyler. Kökeni bitki örtüsüdür, insan konforu değil. Türkiye'de dağlar, denizler ve yükselti yüzünden on üç farklı sınıf bulunur ve iklim kısa mesafelerde değişir; bir arsanın sınıfı küresel bir haritanın renginden değil, en yakın istasyonun verisinden okunur. Harfler güneşi, rüzgârı, nemi ve gece-gündüz farkını anlatmaz. Sınıflar sabit değildir; iklim değişirken kayabilir. Sınıf bir adrestir, bir reçete değil.

Sonraki derse köprü

Türkiye'nin on üç sınıfı var; ama bir mimar için daha kullanışlı soru, bu iklimlerin bir binadan ne istediğidir. Karadeniz, Akdeniz, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu iklimlerini tasarım gereksinimleri bakımından karşılaştırmayı M01-D03 yapıyor.

Kendini sına

Soru 1 · Kavram

Köppen-Geiger sınıflandırmasında «Csa» harfleri neyi anlatır?

  • A) C ılıman bir ana grubu, yani en soğuk ayın sıfırın altına düşmediğini; s yazın kurak olduğunu; a yazın sıcak olduğunu.
  • B) Soğuk, karlı ve rüzgârlı bir iklimi.
  • C) Yalnız yağış miktarını.
  • D) Bir şehrin adını.

Cevap: A. İlk harf ana grubu, ikinci harf yağışın mevsimini, üçüncü harf yazın sıcaklığını söyler.

Soru 2 · Kanıt

Yılmaz ve Çiçek'in 2018 tarihli çalışmasının özetine göre Türkiye'de kaç farklı Köppen-Geiger iklim bölgesi bulunmuş ve neden küresel haritalar bunu göstermiyor?

  • A) Üç bölge; küresel haritalar doğrudur.
  • B) 13 bölge; küresel haritalar veri yetersizliği ve ölçek sorunu yüzünden Türkiye'deki çeşitliliği tam yansıtamamaktadır.
  • C) Tek bir bölge; Türkiye tamamen ılımandır.
  • D) Bölge sayısı belirlenememiştir.

Cevap: B. Dağlar, denizler ve yükselti Türkiye'de iklimi kısa mesafelerde değiştirir.

Soru 3 · Senaryo

Bir mimar dağ köyündeki bir arsanın iklimini, ilin bir dünya haritasındaki rengine bakarak «Akdeniz iklimi» olarak not ediyor. Ne önerilmeli?

  • A) Haritanın rengine güvenmek.
  • B) Arsayı başka bir ile taşımak.
  • C) Arsanın iklimini en yakın meteoroloji istasyonunun aylık sıcaklık ve yağış verisinden, istasyonla arsa arasındaki yükselti farkını hesaba katarak okumak; mümkünse ayrıntılı bir ulusal haritaya bakmak; harflerin anlatmadığı güneşi, rüzgârı ve nemi ayrıca toplamak.
  • D) İklim sınıfını hiç önemsememek.

Cevap: C. Küresel bir haritanın rengi bir dağ köyünün iklimini göstermeyebilir.

Soru 4 · Tuzak

Bir öğrenci «iki köyün Köppen sınıfı aynı; demek ki iki okul aynı biçimde tasarlanabilir» diyor. Öğrenci neyi atlıyor?

  • A) Köppen sınıflarının her yıl değiştiğini.
  • B) İki köyün farklı belediyelere bağlı olduğunu.
  • C) Okulların farklı renklerde boyanacağını.
  • D) Köppen harflerinin güneşi, rüzgârı, nemi ve gece-gündüz farkını anlatmadığını; biri güneye bakan bir yamaçta, öbürü kuzeye bakan bir vadide olan iki köyün aynı harfi taşıyıp çok farklı ısıtma ihtiyaçları olabileceğini.

Cevap: D. Aynı sınıf aynı tasarım demek değildir; arsanın kendi koşulları ayrıca okunur.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?