İçeriğe geç

M01-D02

Neden dönüşüm

Türkiye’de kentsel dönüşümün deprem riski, kaçak yapı ve eskiyen konut stokuyla gerekçelendirilmesini istatistikle değerlendirir.

Kentsel Dönüşüm ve Afet Sonrası Yeniden Yapılanma Akademisi — M01, Kentsel dönüşüm nedir · 1.952 kelime · 7 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme

Dayanak: Belgelenmiş olgu: Ay ve Azak (2021), ÇÜ Müh. Fak. Dergisi 36(4) (2000 bina sayımı ve 2001-2015 yapı izinleri); Daşkıran ve Ak (2015), Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi 13(3) (bakanlık 14 milyon konut açıklaması, afet envanteri); Tartışmalı: aynı makalede rant ve deprem korkusu eleştirisi; TÜİK ve bakanlığın güncel istatistikleri doğrudan okunmadı

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Resmî bina sayımına ve yapı izin istatistiklerine göre Türkiye'deki binaların yaklaşık dörtte üçü 2000'den önce, eski deprem şartnamelerine göre yapılmış konutlardır; 2000'den bu yana bina sayımı yapılmadı ve ruhsatsız yapılar istatistiklerin dışında. Bakanlık 2015'te 14 milyon konutun afet riski yönünden incelenmesi gerektiğini açıkladı. Deprem riski gerçek bir gerekçedir, ama imar rantını harekete geçiren bir söylem olarak da eleştirilmiştir; ikisi birbirini çürütmez.

Açılış sahnesi

Sarıkaya'daki ilk hak sahipleri toplantısı apartmanın sığınağında yapılıyor. On iki kat malikinden dokuzu gelmiş, iki kiracı da kapının yanında ayakta duruyor. Cevdet Bey toplantıyı açar açmaz bir soru yükseliyor: «Bu bina elli yıldır ayakta. 1999'da da sallandı, yıkılmadı. Neden şimdi riskli?» Bir başkası ekliyor: «Bütün mahalle eski. Neden bizim ada?» Arka sıradan bir genç kadın daha sert konuşuyor: «Deprem bahane, arsa değerli.» Cevdet Bey cevap vermek yerine Ilgın'a bakıyor. Ilgın yanında getirdiği bir dosyayı açıyor; içinde birkaç tablo ve Orhan Bey'in statik raporu var. Önce bir şey söylüyor: «Üç soru da haklı. Ama üçünün cevabı aynı yerden gelmiyor.»

Bu derste ne olacak

Bir önceki ders kentsel dönüşüm kelimesinin farklı anlamlarını ayırdı. Bu ders gerekçelere bakıyor: yıkım ve yeniden yapım kararları hangi verilere, hangi kaygılara dayanıyor? Önce Türkiye'nin yapı stokunun ne kadarının 2000'den önce yapıldığını resmî bina sayımından ve yapı izni istatistiklerinden okuyoruz. Sonra bakanlığın riskli konut sayısına ilişkin açıklamasına ve Türkiye'nin afet riskine dair verilere bakıyoruz. Ardından bu gerekçelere yöneltilen bir eleştiriye geçiyoruz: deprem riskinin arsa değerini gerekçelendirmek için kullanılabileceği. Sonunda sığınaktaki üç soruyu birbirinden ayırıyoruz.

Kural ne diyor

Programın dayanağı TÜİK'in bina sayımı ve yapı yaşı verileri ile bakanlığın riskli yapı istatistikleri; bu kaynaklara doğrudan erişemedik. Sayıları, bu verileri kullanan iki hakemli makaleden aktarıyoruz. Hayatını kaybedenlerin sayılarını bu derste vermiyoruz; o sayılar afet sonrası dersleri için resmî kaynaklarından okunacak. Sarıkaya'nın binaları ve toplantı kurgu.

Bu tablo sığınaktaki ilk sorunun genel cevabı. Sarıkaya'nın binası 1974'te yapılmış; Türkiye'deki binaların dörtte üçü gibi 2000 öncesi, eski bir deprem şartnamesine göre tasarlanmış bir konut. Ama tablo bir şeyi daha gösteriyor: bir binanın elli yıl ayakta kalması onun güçlü olduğunu kanıtlamıyor. Orhan Bey'in raporu tam olarak bunu sınıyor: bina bugünkü yönetmeliğin beklediği depreme dayanır mı?

İkinci soru, «neden bizim ada», bu sayılarla tam cevaplanamıyor. On dört milyon konut incelenmesi gereken bir stok; ama bir adanın dönüşüm gündemine girmesi o stoktan bir seçim. Seçimi bir statik rapor, bir başvuru ya da bir kamu kararı yapıyor. Sarıkaya'da süreci bir kat malikinin başvurusu mu, bir belediye kararı mı başlattı? Cevdet Bey'in bunu öğrenmesi gerekiyor; çünkü kimin başlattığı, sürecin geri kalanını da belirliyor.

Arka sıradaki genç kadının cümlesi bu eleştirinin sesi. Ama eleştiri deprem riskinin gerçek olmadığını söylemiyor; riskin gerçek olduğunu, bu yüzden de başka amaçlar için güçlü bir gerekçe olabildiğini söylüyor. Sığınaktaki üçüncü soru bu yüzden ilk ikisinden ayrı: bina riskli olabilir ve aynı zamanda arsa değerli olabilir. Biri ötekini çürütmüyor; ikisi birlikte sürecin nasıl kurulacağını sorduruyor.

Sahada

Ilgın sığınaktaki üç soruyu bir kâğıda yazıyor ve her birinin karşısına bir cevap kaynağı koyuyor. Birinci soru, neden şimdi riskli, bir mühendislik sorusu: Orhan Bey'in raporu. İkinci soru, neden bizim ada, bir süreç sorusu: başvuruyu kim yaptı, karar nasıl alındı. Üçüncü soru, deprem bahane mi, bir kamu politikası sorusu: süreç kimin yararına kuruluyor.

Orhan Bey raporun özetini okuyor. Binanın betonunun dayanımı düşük, bazı kolonlarda donatı paslanmış, zemin kattaki dükkânlar için iki kolon kaldırılmış. 1999'da binanın ayakta kalması, o depremin bu binaya etkisinin bugünkü yönetmeliğin beklediği deprem kadar büyük olmamasından kaynaklanabilir. Orhan Bey bunun bir tahmin olduğunu, ama raporun sayılarının tahmin olmadığını söylüyor.

Cevdet Bey sürecin nasıl başladığını araştırıyor. Adadaki apartmanlardan birinin kat maliklerinden biri kendi dairesi için risk tespiti başvurusu yapmış; ardından öteki binalar için de başvurular gelmiş. Arka sıradaki genç kadın bunu duyunca ilk kez sesini alçaltıyor: başvuruyu yapan malikin dairesi, adanın en değerli köşesinde.

Gri alan

Kentsel dönüşümün gerekçeleri sayılarla destekleniyor, ama sayıların kendisi tartışmalı. Türkiye'de 2000'den bu yana bir bina sayımı yapılmadı; yapı stokunun bugünkü durumu eski bir sayım ile ruhsatlı yapı izinlerinin birleştirilmesiyle tahmin ediliyor ve bu tahmin ruhsatsız yapıları ve yıkılan binaları içermiyor. Bakanlığın açıkladığı 14 milyon konut sayısı 2015'e ait; güncel sayıyı bu derste okumadık ve 6 Şubat 2023 depremlerinden sonra bu sayının nasıl değiştiği bu akademinin üçüncü bölümünün konusu. 2000 öncesi bir binanın riskli olduğu bir genelleme; her binanın riski kendi raporuyla belirlenir ve 2000 sonrası binaların da güvenli olduğu kesin değil. Deprem riskinin rant için bir gerekçe olarak kullanıldığı eleştirisi güçlü bir eleştiri; ama hangi projelerde ne ölçüde böyle olduğunu ölçen bir veriyi okumadık. Son olarak, bir dönüşümde risk azaltma ile değer artışının birlikte görülmesi bir çelişki değil; asıl soru, değer artışının kime gittiği ve riskten en çok etkilenenlerin süreçte nerede durduğu.

Yaygın yanlış«Elli yıldır ayakta duran bir bina güvenlidir.»
Doğrusu

Türkiye'deki binaların büyük kısmı eski deprem şartnamelerine göre yapıldı; bir binanın geçmiş depremleri atlatması, bugünkü yönetmeliğin beklediği depreme dayanacağını kanıtlamaz.

Yaygın yanlış«Resmî istatistikler bütün binaları kapsar.»
Doğrusu

Yapı izin istatistikleri ruhsatsız yapıları içermez ve 2000'den bu yana bir bina sayımı yapılmamıştır.

Yaygın yanlış«Bir binanın riskli olduğu doğruysa, dönüşüm eleştirileri yersizdir.»
Doğrusu

Eleştiri riskin gerçek olmadığını değil, sürecin kimin yararına kurulduğunu sorar; risk gerçek olabilir ve süreç yine de adil kurulmayabilir.

Senin işinde

Bir dönüşüm sürecinin gerekçesini değerlendirirken üç soruyu ayır. Birincisi mühendislik sorusu: bu bina bugünkü yönetmeliğin beklediği depreme dayanır mı? Bunun cevabı bir statik rapordadır, binanın yaşında ya da geçmiş depremlerde değil. İkincisi süreç sorusu: bu bina ya da ada dönüşüm gündemine nasıl girdi, başvuruyu kim yaptı, karar nasıl alındı? Başvuruların tarihlerini ve sahiplerini topla. Üçüncüsü politika sorusu: süreç kimin yararına kuruluyor, değer artışı kime gidecek ve riskten en çok etkilenenler, örneğin kiracılar, süreçte nerede duruyor? Bir istatistiği kullanırken tarihini ve kapsamını yaz; 2000 sayımı ruhsatsız yapıları, yapı izin istatistikleri yıkılan binaları içermez. Bir toplantıda «deprem bahane» diyen biriyle karşılaştığında onu susturma; riskin gerçek olup olmadığını rapora, sürecin adil olup olmadığını ise sürecin kendisine sor. Son olarak, kiracılara ayrı bir söz sırası aç; kat maliklerinin toplantısı onların sesini çoğu zaman bastırır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Resmî bina sayımına ve yapı izin istatistiklerine göre Türkiye'deki binaların yaklaşık dörtte üçü 2000'den önce, eski deprem şartnamelerine göre yapılmış konutlardır; 2000'den bu yana bina sayımı yapılmadı ve ruhsatsız yapılar istatistiklerin dışında. Bakanlık 2015'te 14 milyon konutun afet riski yönünden incelenmesi gerektiğini açıkladı. Deprem riski gerçek bir gerekçedir, ama imar rantını harekete geçiren bir söylem olarak da eleştirilmiştir; ikisi birbirini çürütmez.

Sonraki derse köprü

Sığınaktaki toplantının sonunda bir soru kaldı: Sarıkaya'nın sakinleri dönüşümden sonra aynı adaya mı dönecek, yoksa başka bir yere mi taşınacak? Bazı dönüşümlerde sakinler aynı yerde kalıyor, bazılarında kentin başka bir ucundaki konutlara gönderiliyor. Bu iki yol sakinlerin hayatını nasıl farklı etkiliyor? M01-D03 yerinde ve yerinden dönüşümü sonuçlarıyla karşılaştırıyor.

Kendini sına

Soru 1 · Kavram

Deprem tehlikesi ile deprem riski arasındaki fark nedir?

  • A) İkisi aynı şeydir.
  • B) Deprem riski yalnızca bir bölgenin yer altı yapısına bağlıdır.
  • C) Deprem tehlikesi binaların dayanımını, deprem riski ise fay hatlarını ölçer.
  • D) Deprem tehlikesi bir bölgede belirli büyüklükte bir depremin olma olasılığıdır; deprem riski ise bu tehlikenin o bölgedeki yapıların dayanımıyla birleşerek ortaya çıkabilecek kayıp ve hasar olasılığıdır.

Cevap: D. Ay ve Azak deprem riskinin hesaplanabilmesi için yapıların özelliklerinin bilinmesi gerektiğini vurgular. Aynı tehlike altında dayanıklı bir binanın riski düşük, dayanıksız bir binanın riski yüksek olabilir.

Soru 2 · Kanıt

Ay ve Azak'ın birleştirdiği veri tabanına göre Türkiye'deki binaların yapım dönemine göre dağılımı nasıldır?

  • A) Binaların büyük çoğunluğu 2015'ten sonra yapılmıştır.
  • B) 2000 öncesinde yapılmış ikamet amaçlı binalar birleşik stokun yaklaşık yüzde 74'ünü, 2001 ile 2015 arasında izin almış ikamet amaçlı binalar ise yaklaşık yüzde 12'sini oluşturur.
  • C) Binaların yarısı ruhsatsızdır.
  • D) Bütün binalar 1999 depreminden sonra yeniden yapılmıştır.

Cevap: B. Birleşik veri tabanında toplam 9.060.282 bina vardır ve bunların 6.735.813'ü 2000 öncesi ikamet amaçlı binalardır. Ruhsatsız yapılar bu istatistiklerin dışında kaldığı için C şıkkındaki gibi bir oran bu veriden çıkarılamaz.

Soru 3 · Senaryo

Bir dönüşüm toplantısında bir malik «Bina elli yıldır ayakta», bir başkası «Deprem bahane, arsa değerli» diyor. Toplantıyı yöneten mimarın tutumu ne olmalı?

  • A) İki soruyu ayırmalı: binanın dayanımını statik rapora, sürecin kimin yararına kurulduğunu ise başvuruların, kararların ve değer dağılımının incelenmesine bağlamalı; ve riskin gerçek olmasının sürecin adaleti sorusunu ortadan kaldırmadığını açıkça söylemeli.
  • B) İki malikin de yanıldığını söyleyip konuyu kapatmalı.
  • C) Yalnızca binanın yaşına bakarak bir karar vermeli.
  • D) Rant eleştirisini dile getireni toplantıdan çıkarmalı.

Cevap: A. Mühendislik sorusu ile politika sorusu farklı kaynaklardan cevaplanır. İkisini karıştırmak ya riski küçümsemeye ya da sürecin adil olup olmadığını sorgulamamaya götürür.

Soru 4 · Tuzak

Bir belediye yetkilisi «Ülkedeki binaların dörtte üçü 2000'den önce yapıldı; dolayısıyla bu mahalledeki bütün binalar riskli» diyor. Bu çıkarımın kusuru nedir?

  • A) 2000'den önce hiç bina yapılmamış olması.
  • B) 2000 sonrası binaların hepsinin riskli olması.
  • C) Bir ülke geneli istatistiğinden tek tek binalar için sonuç çıkarması; her binanın riski kendi statik raporuyla belirlenir ve istatistik ruhsatsız değişiklikleri ya da yıkılan binaları da içermez.
  • D) İstatistiklerin hiçbir zaman kullanılmaması gerektiği.

Cevap: C. Genel bir oran bir binanın dayanımı hakkında bilgi vermez. Aynı dönemde yapılmış iki bina, malzemesi, bakımı ve sonradan yapılan değişikliklerle çok farklı riskler taşıyabilir.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?