İçeriğe geç

M01-D03

Temel duygusal ihtiyaçlar

Güvenli bağlanma, özerklik, ifade özgürlüğü, kendiliğindenlik ve gerçekçi sınırlar ihtiyaçlarını bir öyküde gösterir.

Şema Terapi Akademisi — M01, Şema Terapi’ye giriş · 3.114 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Terapi Akademisi’nde: S01-P03-D06

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Şema Terapi beş temel duygusal ihtiyaç sayar: güvenli bağlanma, özerklik ve kimlik, ifade özgürlüğü, kendiliğindenlik ve oyun, gerçekçi sınırlar ve öz denetim.

İstek ile ihtiyaç ayrıdır; her istediği verilen çocuğun sınır ihtiyacı karşılanmamış olabilir.

İhtiyaçlar birbirinin yerine geçmez. Bir ihtiyacın bolluğu ötekinin eksiğini kapatmaz; ailelerdeki sık örüntü, birini karşılarken ötekinden ödün vermektir.

Sınır, ihtiyaçların karşıtı sayılmaz; yaşa uygun ve öngörülebilir olduğunda kendisi bir ihtiyaçtır.

Oturumdaki ihtiyaç sorusu davranışı aklamaz; ihtiyacın meşruluğunu ve karşılama yolunun bedelini birbirinden ayırır.

İhtiyaçlar evrensel sayılır, karşılanma biçimleri kültüre ve eve göre değişir; ihtiyacı adlandırmak ebeveyni suçlamayı gerektirmez.

Açılış sahnesi

Eskişehir'de, Porsuk'a inen bir sokakta eski bir aile çay bahçesi. Masaların arasında saksılar, duvar dibinde ortanca, girişte genç bir ıhlamur fidanı. Bahçeye kırk yıldır Zehra Hanım bakıyor. Bu yaz torunu Ali, üniversite tatilinde ona yardıma gelmiş.

İlk sabah Ali hortumu alıp bütün saksıları aynı süre suluyor. Öğleye doğru fesleğenler dikleşmiş ama duvar dibindeki sardunyaların toprağı çamur olmuş, yaprakları sararmaya başlamış. Zehra Hanım bir şey demeden sardunyaları güneşe çekiyor, ortancanın önüne de bir hasır gölgelik geriyor.

"Ortanca gölge ister," diyor. "Sardunya kuru toprak sever, ıslak ayağı hiç sevmez. Fesleğene her gün su lazım."

Ali ıhlamur fidanına bağlı çubuğu gösteriyor: "Bunu söküyorum, ağaç dediğin kendi durur."

"Rüzgâr onu yatırır," diyor Zehra Hanım. "Bir iki yıl daha çubuk lazım. Ama ipi sıkı bağlarsan gövde kendi kalınlaşmaz, çubuğa yaslanmayı öğrenir. Gevşek bağlayacaksın; biraz sallansın ki güçlensin."

Akşamüstü gül çalısının önünde makası açıyor. Ali itiraz ediyor: "Bu kadar sürgünü kesersen çiçek azalmaz mı?"

"Kesmezsem kendi gölgesinde boğulur. Budamak da bakımın bir parçası."

Gece bahçeyi kapatırken Ali sayıyor: gölge, su, çubuk, makas. Zehra Hanım ekliyor: "Bir de rahat bırakmak. Her gün dibini kurcalarsan kök tutmaz."

Çay bahçesi, Zehra Hanım ve Ali kurgu. Ama her canlının büyümek için birkaç farklı şeye ihtiyaç duyması, bunların birinin bolluğunun ötekinin eksiğini kapatmaması ve sınırın da bakımdan sayılması, bu dersin konusu.

Bu derste ne olacak

Şema Terapi bir danışanın bugünkü örüntüsüne bakarken bir soruyu hep arkada tutar: bu kişi büyürken neye ihtiyaç duydu ve o ihtiyaçtan ne kadarı karşılandı? Bu ders o soruyu kuruyor. Modelin saydığı beş temel duygusal ihtiyacı tek tek tanıyacağız: güvenli bağlanma, özerklik, ifade özgürlüğü, kendiliğindenlik ve gerçekçi sınırlar. Her birinin karşılandığında ve karşılanmadığında gündelik hayatta nasıl göründüğüne bakacağız. Ardından bu ihtiyaçların birbirinden bağımsız durmadığını, birini karşılamak için ötekinden ödün verilen ailelerde ne olduğunu konuşacağız. Son olarak ihtiyaç sorusunun oturumda nasıl bir seçime dönüştüğünü göreceğiz. Kesitte Samsun'da yaşayan bir danışanın anlattığı tek bir pazar sabahının içinde beşini birden arayacağız.

Sıfır noktası

Terapi Akademisi S01-P03-D06 bağlanmayı sıkıntı anında belirli bir bakım verene yönelmeyi sağlayan davranış sistemi olarak tanımladı; güvenli üs ve güvenli sığınağı, içsel çalışan modeli de orada kurdu. Bu ders o kavramları yeniden tanımlamıyor. Bağlanmayı beş ihtiyaçtan biri olarak alıyor ve yanına dört ihtiyaç daha koyuyor.

Beşinin adı kitapta İngilizcedir; Türkçede tek bir yerleşik çeviri yok. Bu akademide ilk geçişte İngilizcesi parantezde verilir. İhtiyaçlar evrensel sayılır; ama nasıl karşılandıkları kültürden kültüre, evden eve değişir. Ortanca her bahçede gölge ister; gölgenin hasırdan mı, asmadan mı geleceği bahçeye kalmış.

Yaygın yanlış"Bir ihtiyacı karşılamak, çocuğun istediğini vermektir."
Doğrusu

İstek ile ihtiyaç ayrı şeylerdir. Gece yarısı ekran isteyen çocuğun ihtiyacı uykudur; her istediği alınan çocuğun gerçekçi sınır ihtiyacı karşılanmamış olabilir. Modelin sorusu "çocuk mutlu edildi mi" sorusu olmuyor; çocuğun büyümek için gereken şeyi bulup bulmadığına bakıyor.

Mekanizma

Güvenli bağlanma

Birinci ihtiyaç ötekilerin zeminidir. Kitap onu güvenlik, süreklilik, besleme ve kabul ile birlikte anar: zarar görmeyeceğini bilmek, bakım verenin yarın da orada olacağını bilmek, sevgi ve ilgi görmek ve olduğu hâliyle kabul edilmek.

Bu ihtiyaçla şemalar arasındaki bağı uzun süre izleyen az sayıda çalışmadan biri, çocuklukta ölçülen bağlanmayı yetişkinlikteki şemalarla karşılaştırdı.

Özerklik, yetkinlik ve kimlik

İkinci ihtiyaç çocuğun bakım verenden ayrı bir kişi olarak işlev görebilmesiyle ilgilidir. Kendi işini yapabileceğine inanmak, bir şeyi beceriyor olmak ve kim olduğuna dair bir duygu taşımak. Zehra Hanım'ın gevşek bağladığı çubuk bu ihtiyacın resmi: destek var, ama gövde kendi kalınlaşacak kadar sallanabiliyor.

İfade özgürlüğü

Üçüncü ihtiyaç, kişinin geçerli ihtiyaçlarını ve duygularını dile getirebilmesidir. Kitaptaki "geçerli" (valid) nitelemesi bir ayrıma işaret eder: söz konusu olan her dürtünün dışa vurulması değil, makul bir ihtiyacın ve gerçek bir duygunun söylenebilmesidir.

Kendiliğindenlik ve oyun

Dördüncü ihtiyaç modelin en az konuşulanı, ama klinikte en hızlı fark edileni. Çocuğun sonuç düşünmeden oynayabilmesi, gülebilmesi, merak edip kurcalayabilmesi. Zehra Hanım'ın son cümlesi buraya düşüyor: her gün dibi kurcalanan bitki kök tutmuyor.

Yaygın yanlış"Oyun çocuklara ait; yetişkin danışanda kendiliğindenlik süs konusu."
Doğrusu

Model bu ihtiyacı çocuklukla sınırlamaz. Hiç oynayamayan yetişkinde hayat bir görev listesine döner ve keyif suçluluğa bağlanır. Kendiliğindenliğin geri gelmesi Şema Terapi'de bir yan kazanç sayılmaz; tedavinin hedeflerinden biri sayılır.

Gerçekçi sınırlar ve öz denetim

Beşinci ihtiyaç ilk bakışta ötekilerin tersi gibi durur: sınır, kısıt demek değil mi? Zehra Hanım'ın makası bunun cevabı. Budanmayan gül kendi gölgesinde boğulur. Çocuk da başkalarının hakkını, kendi dürtüsünün bekleyebileceğini ve sonucu olan davranışları öğrenmeye ihtiyaç duyar.

Yaygın yanlış"Sınır koymak bir ihtiyacı engellemektir."
Doğrusu

Model sınırı ihtiyaçlardan biri olarak sayar. Sınırın ihtiyacı engellediği yer, sınırın gerçekçi olmadığı yerdir: çocuğun yaşına uymayan, açıklanmayan ya da cezayla karışan bir sınır. Yerinde bir sınır çocuğa dünyanın öngörülebilir olduğunu da öğretir; bu yüzden güvenli bağlanmayla iç içe çalışır.

Beşi birlikte çalışır

Ali'nin ilk sabahki hatası tek bir ihtiyacı herkese aynı ölçüde vermekti. Ailelerde sık görülen hata bunun tersidir: bir ihtiyacı bol bol karşılamak ve onun eksiksizliğine bakıp ötekini görmemek. Sevgi dolu ama sınırsız bir ev, düzenli ama oyunsuz bir ev, özgür ama kimsenin akşam eve gelmediği bir ev. Model bu yüzden her ihtiyacı kendi terazisinde tartar; birinin kefesine fazladan konan ağırlık ötekinin kefesini doldurmaz. M02'de göreceğimiz şema alanlarının her biri bu ihtiyaçlardan birinin karşılanmayışıyla ilişkilendirilir; o eşleşmeyi orada kuracağız.

Modelin beş başlığı kuramsal bir gruplamadır. Altı ülkede toplanan bir veri, bu gruplamanın verideki karşılığını sorguladı.

Oturumda ihtiyaç sorusu

Bu çerçeve oturumda bir sorunun yönünü değiştirir. Danışan bir davranışını anlattığında BDT'nin ilk sorusu çoğunlukla "o an aklından ne geçti" olur. Şema Terapi o soruyu bırakmaz, yanına bir ikincisini ekler: "O an neye ihtiyacın vardı ve o ihtiyacı nasıl karşılamaya çalıştın?" Bu soru davranışı aklamaz. Ama ihtiyacın meşru olduğunu, karşılama yolunun ise sorgulanabileceğini birbirinden ayırır.

Oturumdan bir kesit

Bu görüşme kurgudur; kişileri ders için yazıldı. Meltem yirmi dokuz yaşında, Samsun'da bir diş kliniğinde sekreter. Annesi, babası ve evli ağabeyinin ailesiyle aynı apartmanda oturuyor. Terapisti Kaan; dördüncü oturum. Meltem bu sabah, geçen pazar yaşadığı bir şeyi anlatmak istediğini söyleyerek başladı.

Danışan: «Pazar kahvaltısı bizde kutsaldır. Hep birlikte, annemlerin evinde. Bir haftadır İzmir'de bir kliniğin iş ilanına başvurmak istiyorum. O sabah söyleyeceğim diye kalktım.»

Terapist: «Söyleyebildin mi?»

Danışan: «Yok. Annem ağabeyimin oğluna yumurta soyarken "Meltem olmasa ben bu evi nasıl çeviririm" dedi. Ağzımı açamadım. Sonra yeğenim bir şaka yaptı, gülmeye başladım, bayağı güldüm. Babam bana bir baktı, sustum. Kahvaltıdan sonra bulaşığı ben yıkadım, kimse yardım etmedi, bir şey demedim.»

Terapist: «Akşamı nasıl geçirdin?»

Danışan: «Odama çekildim, gece üçe kadar telefonda video izledim. Pazartesi işe geç kaldım, müdürüm uyardı. Ve şimdi düşünüyorum, ailem benim için her şeyi yapıyor, ben İzmir'e gitmeyi düşünüyorum. Sanırım ben nankörün tekiyim.»

Kaan'ın önünde bu cümleden sonra birkaç yol açılıyor. Birincisi "nankörüm" düşüncesini bir otomatik düşünce olarak alıp kanıtlarını incelemek. İkincisi Meltem'i rahatlatmak: "Bence hiç nankör değilsin." Üçüncüsü, düşünceyi bir kenarda tutup sabahın kendisine dönmek. Kaan üçüncüyü seçiyor.

Terapist: «Nankör olup olmadığına birazdan bakabiliriz. Önce o masaya dönelim. Annen o cümleyi kurduğunda, sen ne olsun isterdin?»

Danışan: «Bilmiyorum. Herhalde biri "Meltem, senin de bir hayatın var" desin isterdim.»

Terapist: «Peki güldüğün an? Babanın bakışından önce?»

Danışan: «O an iyiydim. Uzun zamandır öyle gülmemiştim.»

Terapist: «Ve gece üçe kadar izlediğin videolar, onlar sana ne veriyordu?»

Danışan: «Kimsenin bir şey istemediği bir yer. Ama sonra da sabah kalkamıyorum, bu da beni bitiriyor.»

Kesit burada duruyor. Kaan'ın seçimini tartalım. Birinci yol yanlış değildi; "nankörüm" cümlesi ileride sınanacak bir inanç. Ama bu anda incelense oturum Meltem'in kendini savunmasına dönebilirdi ve sabahın içindeki ihtiyaçlar konuşulmadan kalırdı. İkinci yol sıcak bir an yaratırdı, ama Meltem'in kendi cevabını bulmasının önüne geçerdi. Üçüncü yolun modelle bağı ölçülebilir: Kaan'ın her sorusu bir ihtiyaca açılan bir kapıydı ve Meltem her birine kendi kelimeleriyle cevap verdi.

Şimdi o pazar sabahını beş ihtiyacın gözüyle okuyalım. İzmir başvurusu özerklik ve kimlik ihtiyacını taşıyor. Annesinin cümlesi Meltem'i ailenin bir işlevine bağlıyor; kabulün ona yaptığı işe bağlı olup olmadığı güvenli bağlanma sorusu. Söyleyemediği haber ve yardım istemeden yıkadığı bulaşık ifade özgürlüğünün eksiğini gösteriyor. Kahkaha ve babasının bakışı kendiliğindenliğin nasıl kesildiğini. Gece üçe kadar süren ekran ise sınır ihtiyacına dokunuyor: kimsenin bir şey istemediği bir alanı, kendine bir sınır koymadan arıyor. Kaan bunların hiçbirini henüz bir şema adıyla anmadı. Ailenin sevgisini de eksik saymadı; Meltem'in ailesi gerçekten onun için çok şey yapıyor. Konuşulacak olan, o sevginin içinde hangi ihtiyacın yer bulamadığı.

Usta katmanı

İhtiyaç çerçevesinin en sık hatalı kullanımı, onu bir aile suçlama aracına çevirmektir. Kesitte Kaan'ın yaptığı gibi ihtiyacı adlandırmak, bakım vereni mahkûm etmeyi gerektirmez. Pek çok ebeveyn kendi koşullarında elinden geleni yapmıştır; bir ihtiyacın karşılanmaması çoğu kez yokluktan, hastalıktan, göçten ya da ebeveynin kendi karşılanmamış ihtiyaçlarından gelir. Bu kökenin nasıl işlediğini M01-D05 mizaç ile yaşantının etkileşimi üzerinden ele alacak.

İkinci hata, ihtiyacın evrenselliğini karşılanma biçiminin evrenselliği sanmaktır. Duyguların az konuşulduğu ama bakımla gösterildiği bir aile, ifade ihtiyacını kelimesiz yollarla karşılamış olabilir. Terapist kendi büyüdüğü evin ölçüsünü danışanın evine taşımamaya dikkat eder.

Yaygın yanlış"Duyguların konuşulmadığı bir ev, ifade ihtiyacının karşılanmadığını gösterir."
Doğrusu

Bazı ailelerde sevgi ve kaygı sözle değil, bir tabak yemekle, sessizce yanında oturmakla ya da bir işi üstlenmekle gösterilir. Sorulacak soru duyguların konuşulup konuşulmadığı değil, çocuğun bir duyguyu taşıdığında onu gösterebileceği ve karşılık bulacağı bir yolun olup olmadığıdır.

Şema Terapi'nin farklı kültürlerde nasıl karşılandığı az araştırılmış bir alan. Bir nitel çalışma, uygulayıcıların gözlemlerini topladı.

Kanıtın sınırı

Beş temel duygusal ihtiyaç, Şema Terapi'nin kurucu metinlerinde kuramsal bir çerçeve olarak ortaya konmuştur. Bu ihtiyaçların sayısı ve sınırları doğrudan ölçülerek bulunmamıştır. Altı ülkeden toplanan bir veri, şemaların beş yerine dört kümede daha iyi toplandığını gösterdi ve beş başlıklı yapıyı tartışmaya açtı; ama o çalışma da ihtiyaçları şemalardan geriye doğru çıkarsıyordu ve yazarlarının ticari bir çıkar beyanı vardı. Çocuklukta bağlanmayı ölçüp yetişkinlikte şemalara bakan boylamsal çalışma küçük bir örneklemle ve tek şehirde yapıldı. Bulguları başka ihtiyaçlara, başka kültürlere ya da klinik örneklemlere genellemek için yeterli veri yok. Hangi ihtiyacın karşılanmamasının hangi şemaya yol açtığı sorusu da büyük ölçüde açık. Bir danışanın geçmişini ihtiyaçlar üzerinden okumak, kesin bir nedensellik iddiası değil, sınanabilir bir formülasyon önerisidir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Şema Terapi beş temel duygusal ihtiyaç sayar: güvenli bağlanma, özerklik ve kimlik, ifade özgürlüğü, kendiliğindenlik ve oyun, gerçekçi sınırlar ve öz denetim.

İstek ile ihtiyaç ayrıdır; her istediği verilen çocuğun sınır ihtiyacı karşılanmamış olabilir.

İhtiyaçlar birbirinin yerine geçmez. Bir ihtiyacın bolluğu ötekinin eksiğini kapatmaz; ailelerdeki sık örüntü, birini karşılarken ötekinden ödün vermektir.

Sınır, ihtiyaçların karşıtı sayılmaz; yaşa uygun ve öngörülebilir olduğunda kendisi bir ihtiyaçtır.

Oturumdaki ihtiyaç sorusu davranışı aklamaz; ihtiyacın meşruluğunu ve karşılama yolunun bedelini birbirinden ayırır.

İhtiyaçlar evrensel sayılır, karşılanma biçimleri kültüre ve eve göre değişir; ihtiyacı adlandırmak ebeveyni suçlamayı gerektirmez.

Sonraki derse köprü

Meltem'in pazar sabahında beş ihtiyacın izini sürdük. Ama Kaan'ın elinde yalnız bir sabah var; sorulmamış bir soru kalıyor: yıllarca karşılanmayan bir ihtiyaç, geride neyi bırakır? Meltem'in kahkahasını kesen bakış o sabah yeniden yaşanmış bir şey miydi, ve bu tür yaşantılar bedende, duyguda ve kişinin kendine dair inancında nasıl bir arada tutulur? M01-D04, erken dönem uyumsuz şemalar, bu kalıntıya bir ad veriyor ve onun hangi parçalardan oluştuğunu gösteriyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?