M01-D01
Yetişkin öğrenmesi nedir, ne değildir
Yetişkin öğrenmesini kuram ve uygulama alanı olarak tanımlar; "yetişkin beyni başka öğrenir" iddiasını alanın gerçek konusundan ayırır.
Yetişkin Öğrenmesi Akademisi — M01, Yetişkin öğrenmesine giriş · 3.460 kelime · 15 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 16 dk okuma · 23 dk dinleme
Koçluk Akademisi’nde: 24.1
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Yetişkin öğrenmesi hem bir kuramlar ailesi hem bir uygulama alanıdır; konusu yetişkin hayatının öğrenmeye koyduğu koşullardır. Yetişkin eğitimi bu öğrenmenin yalnız düzenlenmiş kısmıdır, katılımcının öğrendiği şeylerin çoğu salonun dışında başlar ve orada sürer.
Yaşla bazı kapasiteler değişiyor. İşlem hızı ve çalışma belleği isteyen görevler zorlaşıyor, birikmiş bilgi ise büyüyor. Öğrenmeyi güçlendiren düzeneklerden biri olan sınanma, araştırılan yaş aralığında benzer yarar sağladı; bu bulgunun kurum eğitimine aktarımı ayrıca sınanmalı.
Eğitmen yaşı tek açıklama olarak kullanmaz, ama görevin hangi kapasiteyi istediğini de görmezden gelmez. Kesitteki seçim, Kemal Bey'in yaşını değil, onun elindeki bilgiyi ve görevin hızını hesaba katan bir seçimdi; hangi yolun seçileceği ise salonun ve katılımcının durumuna bağlı.
Açılış sahnesi
Konya Ovası, Ereğli yolunda bir şeker pancarı tarlası, mayıs sabahı. Hüsamettin Bey altmış bir yaşında; kırk yıldır bu toprağı önce salma, sonra yağmurlama sulamayla sulamış. Bu yıl kooperatifin desteğiyle damla sulamaya geçti ve tarlanın başına telefondan yönetilen bir vana kutusu kuruldu. Kurulumu yapan Burak yirmi dört yaşında, ziraat teknikeri.
Burak ekranı açıyor, menüleri hızla geçiyor: program, süre, basınç uyarısı, gece modu. Hüsamettin Bey yarısında elini kaldırıyor. "Oğlum, bu yaştan sonra kafa almıyor. Sen bunu kızımın telefonuna kur, o yapsın."
Burak bir an duruyor. Telefonu cebine koyuyor, kutunun kapağını açıyor. "Abi, geçen yıl yağmurlamada hangi parsele kaç saat su verdin, onu bir anlatsana."
Hüsamettin Bey anlatıyor: toprağı ağır olan alt parseli, rüzgârın suyu savurduğu öğleden sonraları, pancar yaprağı sarktığında suyun geciktiğini anladığını. On dakika sürüyor. Burak dinledikçe parselleri ekrana tek tek giriyor ve her seferinde telefonu uzatıyor: "Alt parselin süresini sen yaz."
Akşamüstü Burak giderken Hüsamettin Bey ekranı kendisi açıp kapatıyor, sonra bir kez daha açıyor. Ertesi hafta kooperatif toplantısında vana kutusunu komşusuna o anlatıyor. Menünün adını yanlış söylüyor, ama alt parselin neden ayrı programlandığını eksiksiz anlatıyor.
Hüsamettin Bey ile Burak bu ders için kurgulandı. Sabahki "kafa almıyor" cümlesiyle akşamki ekran arasında altmış bir yaş yerinde duruyordu; değişen, öğretmenin sırası, hızı ve neyin üstüne kurulduğuydu.
Bu derste ne olacak
Bu akademinin ilk dersi alanın kendisini tarif ediyor. Önce iki kelimeyi ayırıyoruz: yetişkin öğrenmesi ile yetişkin eğitimi. Sonra en yaygın yanlış okumayı ele alıyoruz: alanın konusunun "yetişkin beyninin çocuk beyninden başka türlü öğrenmesi" olduğu sanısı. Yaşla neyin değiştiğine dair iki araştırmayı inceliyoruz; biri yaşamın farklı on yıllarındaki bellek ve bilgi ölçümlerine, öteki elli beş yaş üstü yetişkinlerde sınanmanın öğrenmeye etkisine bakıyor. Ardından öğrenmenin büyük kısmının sınıf dışında olduğu gerçeğinin eğitmen için ne anlama geldiğini konuşuyoruz. Kesitte bir belediyenin hizmet içi eğitim salonundayız: emekliliğine iki yıl kalmış bir memur yeni belge sistemini öğrenmeyi reddediyor, eğitmenin önünde birkaç yol var. Ders, bu yolları alanın kuramına ve bugünkü kanıtına göre tartıyor.
Koçluk Akademisi 24.1 aynı soruya danışanın gözünden bakmış, andragojinin varsayımlarını ve öz yönelimli öğrenmeyi bir koçluk görüşmesinin içinde tartmıştı. Burada soru, eğitimi tasarlayan ve sınıfı yürüten kişinin sorusu: bu yetişkinle, bu salonda, bu saatte ne yaparsam öğrenme kalıcı olur ve işe taşınır?
Sıfır noktası
İki terimi ayırmanın pratik sonucu şu: bir eğitmen yalnız kendi düzenlediği saatlerden sorumludur, ama katılımcının öğrenmesi o saatlerin öncesinde başlamış ve sonrasında sürecektir. Akademinin adı "yetişkin eğitimi" değil "yetişkin öğrenmesi", çünkü tasarımın ölçüsü salondaki üç saat değil, katılımcının üç hafta sonra işinde yaptığı şey.
Yaygın yanlış"Yetişkin öğrenmesi, yetişkin beyninin çocuk beyninden başka türlü öğrendiğini söyleyen bir bilimdir."
Bu akademinin ele aldığı kuramlar yetişkinin rollerini, deneyimini ve durumunu tarif eder; ayrı bir yetişkin beyni düzeneği tarif etmez. Andragojinin varsayımları M02-D01'den başlayarak kaynağından tek tek okunacak. Sınanmanın hatırlamayı güçlendirmesi gibi bazı temel süreçler, aşağıda göreceğimiz gibi, araştırılan yaş aralığında aynı yönde işliyor. Değişen, bu süreçlerin üstüne binen koşullar.
Mekanizma
Alanın konusu koşullardır
Yetişkin öğrenmesinin kuramları farklı yerlerden konuşur: Knowles yetişkin eğitimcisinin tasarım sorularından, Kolb deneyimin işlenmesinden, Mezirow bir yetişkinin dünyayı yorumladığı çerçevenin değişmesinden. Bilişsel psikoloji ise bu kuramların çoğundan bağımsız olarak, belleğin ve dikkatin nasıl çalıştığını laboratuvarda ölçer. Bu akademi ikisini ayrı bölümlerde tutuyor: Bölüm I kuramları, Bölüm II bilişsel bulguları taşıyor. Alanın en sık hatası ikisini karıştırmak, yani bir ilke listesini sınanmış bulgu gibi anlatmak.
Kuramları bir arada tutan şey bir beyin tezi değil, yetişkin hayatının tarifi. Yetişkin çoğu zaman bir rolün içinden öğrenir: çalışan, ebeveyn, hasta yakını, esnaf. Öğrenmeye zaman ayırmak başka bir şeyden zaman çalmak demektir. Getirdiği deneyim hem malzemedir hem engel. Öğrendiğini çoğu zaman ertesi gün kullanmak zorundadır ve kullanamazsa bunu kimse ölçmeden fark eder.
Yaşla değişen ve değişmeyen
"Yaş önemsizdir" demek de yanlış olur. Terapi Akademisi S01-P03-D05 akışkan ve birikmiş yeti ayrımını kurmuştu: hızlı işlem ve yeni bilgiyi tutma kapasitesi ile yıllar içinde biriken bilgi yaşla farklı yönlere gidiyor. Çalışma belleğinin kendisi Temel Psikoloji Akademisi M08-D02'de anlatılıyor. Eğitmen için bu ayrımın tek bir kanıt kartında nasıl göründüğüne bakalım, çünkü kartın ayrıntısı salondaki seçimi değiştiriyor.
Kartın eğitmene söylediği şey "yaşlı katılımcı öğrenemez" değil. Söylediği, hız isteyen ve aynı anda çok şeyi akılda tutmayı gerektiren görevlerin yaşla zorlaştığı, birikmiş bilgiye yaslanan görevlerin ise zorlaşmadığı. Sabahki vana kutusu ekranında Burak'ın yaptığı tam olarak birinci türdendi: menüler hızla, art arda, bağlamsız. Öğleden sonra yaptığı ise ikinci türden: yeni bilgiyi Hüsamettin Bey'in kırk yıllık parsel bilgisinin üstüne yerleştirmek.
İkinci soru, öğrenmeyi güçlendiren tekniklerin yaşı ilerlemiş yetişkinde de işleyip işlemediği. Bu tekniklerin kanıtının çoğu üniversite öğrencilerinden geliyor ve bunu yazarlar da açıkça söylüyor.
İki kart birlikte bir çerçeve kuruyor. Yaşla bazı kapasiteler değişiyor; öğrenmeyi güçlendiren bazı düzenekler ise araştırılan yaş aralığında aynı yönde işliyor. Geri getirme pratiğinin kendisi M06-D01'de kaynak deneyden tanımlanacak; burada yalnızca şunu not ediyoruz: "o yaşta işe yaramaz" cümlesi bu bulgulardan çıkmıyor.
Öğrenme eğitimden büyüktür
Yetişkin öğrenmesinin önemli bir kısmı hiçbir programın içinde olmaz. Tough 1971'de yetişkinlerle yaptığı görüşmelerde, son bir yıl içinde bilerek sürdürdükleri öğrenme çabalarını tek tek hatırlatan bir protokol kullandı; bu araştırma ve kendi planlanan öğrenme fikri M10-D01'de kaynağıyla okunacak. Burada eğitmenin işine yarayan sonuç şu: katılımcı salona boş gelmez, çoğu zaman aynı konuyu kendi başına öğrenmeye çoktan başlamıştır.
Alandan seçime
Bu akademinin her dersi bir seçim anında bitecek, çünkü alanın sorusu sonunda eğitmenin sorusuna iniyor. Eğitmen bir kavram anlatırken bile şunu soruyor: bu katılımcının elinde zaten ne var, bu görev ondan hangi kapasiteyi istiyor, öğrendiğini nerede ve ne zaman kullanacak? Eğitmenin rolü kolaylaştırıcının ve koçun rolünden farklıdır; bu farkı M01-D06 aynı sınıf anı üzerinde gösterecek. Bu dersin ihtiyacı olan kısmı kısa: eğitmen içerikten sorumludur, katılımcının neyi öğrenmesi gerektiğine dair bir taahhüdü vardır ve bu taahhüt onu koçtan ayırır.
Yaygın yanlış"Yetişkinler sınanmaktan hoşlanmaz, o yüzden yetişkin eğitiminde soru sorulmaz, test yapılmaz."
Yetişkinin sınav kaygısı gerçek olabilir ve tasarım bunu hesaba katmalı. Ama Meyer ve Logan'ın elli beş ile altmış beş yaş arasındaki katılımcıları sınanan maddeleri yeniden okunanlardan daha iyi hatırladı. Kaygı bir tasarım sorunudur, sınanmanın kendisini dışarıda bırakmak için gerekçe değildir. Notsuz, kısa ve geri bildirimli soru biçimleri M06-D02'nin konusu.
Sınıftan bir kesit
Bu kesit kurgudur; kişiler ve kurum bu ders için yazıldı. Eskişehir'de bir büyükşehir belediyesinin hizmet içi eğitim salonu, perşembe öğleden sonra. Belediye kâğıt dilekçeden elektronik belge yönetim sistemine geçiyor ve her birim için yarım günlük eğitim düzenlenmiş. Eğitmen Dilek Hanım otuz sekiz yaşında, belediyenin insan kaynakları biriminde hizmet içi eğitim sorumlusu; daha önce bir bankada şube eğitimleri vermiş. Salonda imar arşivinden on iki kişi var. Katılımcılardan Kemal Bey elli dokuz yaşında, otuz bir yıldır imar arşivinde; emekliliğine iki yıl var. Sena yirmi altı yaşında, aynı birime altı ay önce gelmiş.
Dilek Hanım ilk on dakikada sistemin giriş ekranını, menüleri ve belge yükleme adımlarını projeksiyondan gösteriyor. Sonra herkesten kendi bilgisayarında bir deneme belgesi yüklemesini istiyor.
Katılımcı (Sena): «Tamam, yükledim. Barkodu da otomatik verdi.»
Katılımcı (Kemal Bey) bilgisayarına dokunmadan kollarını kavuşturuyor: «Dilek Hanım, siz bunu gençlere anlatın. Benim beynim artık bu ekranları almaz. Ben arşivi otuz yıldır kâğıtla tutuyorum, bir dosyayı sorduklarında yerini gözüm kapalı söylerim. Bu sistem gelince ben zaten emekli olurum.»
Salon gülüyor, ama gülüş kısa sürüyor. İki katılımcı da ekranlarını kapatıyor.
Eğitmen: «Kemal Bey, bir dosyayı sorduklarında yerini nasıl buluyorsunuz?»
Katılımcı (Kemal Bey): «Ada parsel numarasından. Sonra yılından. Bir de kimin imzası varsa ondan. Eski dosyalarda ada numarası yanlış yazılmıştır, onu bilmek lazım.»
Burada Dilek Hanım'ın önünde birkaç yol açılıyor. Kemal Bey'i nazikçe rahatlatıp "yaşın hiç önemi yok, siz de yaparsınız" diyerek akışa dönebilir. Sena'yı Kemal Bey'in yanına oturtup adımları onun yerine yapmasını isteyebilir. Kemal Bey'in az önce anlattığı arama mantığını tahtaya yazıp sistemin arama ekranını o mantığa göre açabilir ve ilk denemeyi Kemal Bey'in bildiği gerçek bir dosyayla yaptırabilir. Ya da konuyu eğitimden sonraya bırakıp molada Kemal Bey'le yalnız konuşabilir.
Birinci yol iyi niyetlidir ve Kemal Bey'in dile getirdiği korkuyu ciddiye almaz. "Yaşın önemi yok" cümlesi Park ve arkadaşlarının bulgusuyla da tam örtüşmüyor: hızlı geçilen menüler ve art arda adımlar yaşla zorlaşan türden bir görevdi. Kemal Bey'in "almaz" dediği şeyin bir kısmı, gerçekten de ilk on dakikadaki hızdı. Güvence verip aynı hızla devam etmek, onun deneyimini haklı çıkarır.
İkinci yol işi bitirir ama öğrenmeyi Sena'ya verir. İki yıl sonra emekli olacak biri için bu kısa vadede makul görünebilir; ancak arşivin otuz yıllık bilgisi Kemal Bey'de, sisteme dosyayı doğru ada numarasıyla kimin gireceği sorusu da onunla birlikte açıkta kalıyor. Ayrıca salonun önünde, bir katılımcının yerine başkasının yaptığı bir görev o katılımcı hakkında bir yargı gibi okunabilir.
Üçüncü yol, Kemal Bey'in elindeki birikmiş bilgiyi yeni görevin taşıyıcısı yapıyor. Bu, eğitmenin içerik taahhüdünden vazgeçmesi demek değil: sistemin arama ekranı yine öğretiliyor, yalnızca sırası ve örneği değişiyor. Riski de var. Kemal Bey salonun önünde ikinci kez dikkat merkezine alınmak istemeyebilir; Dilek Hanım bunu ancak ona sorarak bilebilir.
Dördüncü yol Kemal Bey'i salonun önünde korur ve bir bedel taşır: kapanan iki ekran da kapalı kalabilir, çünkü salon az önce "bu sistem bizim için değil" diyen bir cümleyi onaylanmış gibi duydu.
Dilek Hanım bir an düşünüyor, sonra soruyor: «Kemal Bey, ada numarası yanlış yazılmış bir dosya söyleyebilir misiniz? Sistemin onu bulup bulamadığını hep birlikte görelim; bulamazsa bu bizim değil sistemin sorunu.»
Kesit burada duruyor. Eğitmenin son cümlesinin bir sonucu ölçülebilir: arama gerçekten başarısız olursa sorun teknik bir kusur olarak kayda geçer ve bilgi işleme bildirilebilir. Öteki sonuçları ölçülemez ama tahmin edilebilir: Kemal Bey ya katılacak ya da masanın başında dikkat çekmekten rahatsız olacak. Bu ders hangi yolun doğru olduğunu söylemiyor; yolların her birinin neye dayandığını ve neyi riske attığını gösteriyor.
Usta katmanı
Deneyimli eğitmenin ilk sınırı, yaşı tek açıklama olarak kullanmamak kadar onu hiç görmemekten de kaçınmaktır. Hız isteyen bir görevde yaşı ilerlemiş katılımcı için tempoyu düşürmek, adımları tek tek göstermek ve kaydı sonradan erişilebilir yapmak bir taviz değil, görevin talebine dair bir karardır. Aynı karar o salondaki gece vardiyasından gelen genç için de geçerlidir.
İkinci sınır, alanın kuramlarını bir kişilik tarifine çevirmektir. Bir katılımcıyı "kendi öğrenmesini yönetemeyen yetişkin" ya da "dönüşüme kapalı" diye etiketlemek, kuramı katılımcıyı sınıflamak için kullanmaktır. M09-D07 gelişim kuramı için bu sınırı ayrıca işleyecek. Kuram eğitmene soru sordurur; katılımcı hakkında hüküm verdirmez.
Üçüncü sınır, yetişkin eğitiminin farklı kültürlerde farklı bir sözleşme taşımasıdır. Bazı katılımcılar eğitmenin anlatmasını, sorulara değil yanıtlara saygı göstermesini bekler; bazıları ise tam tersini. Bu beklenti yaşla değil, okul geçmişi, meslek kültürü ve dil ile ilgilidir.
Yaygın yanlış"Yetişkin katılımcı ne istediğini bilir; ona sormak yeterli, tasarım katılımcının talebine göre yapılır."
Katılımcıya sormak gerekli, tek başına yeterli değil. Kursa gelmeden videodan tezgâh öğrenen iki usta da bakım takvimini sormayı düşünmemişti; bilmediğinizi bilmek için alanı biraz bilmek gerekir. Eğitmenin içerik taahhüdü, katılımcının talebiyle görevin gerektirdiği arasındaki farkı görmeyi içerir. Öz yönelimin ne olduğu ve ne olmadığı M10'un konusu.
Kanıtın sınırı
Bu dersin iki kartı da laboratuvarda ölçülen bellek görevlerinden geliyor. Park ve arkadaşlarının örneklemi eğitimli ve sağlıklıydı, yaş karşılaştırması kesitseldi; bugünün yetmişlisi ile bugünün yirmilisi arasındaki fark, yalnız yaş farkı değil, okul, beslenme ve iş hayatı farkıdır. Meyer ve Logan'ın en yaşlı katılımcıları altmış beş yaşındaydı, hepsi üniversite görmüştü ve öğrendikleri şey dört kısa bilgi metniydi. Bir belediye arşivinde yeni bir belge sistemini, bir fabrikada yeni bir tezgâhı ya da okuma yazmayı yetişkinken öğrenen biri için aynı büyüklükte bir etkinin çıkacağını bu çalışmalar göstermiyor. Bu yüzden ikinci kart Aktarım etiketi taşıyor.
Bilinmeyen başka bir alan, alanın kendi kuramlarının ne kadar sınandığı. Andragojinin varsayımları, Kolb döngüsü ve dönüşümsel öğrenme bu akademide Kuramsal görüş etiketiyle anlatılacak; onlara dayanan bir eğitimin işe yaradığı ancak o eğitimin kendisi sınandığında kanıt kartına girer. Kuramın yararı başka bir yerde: eğitmene tasarım sırasında sorulacak soruların bir listesini veriyor. Bir sorunun iyi bir soru olması ile verdiği yanıtın doğru çıkması ayrı şeylerdir ve bu ayrımı korumak alanın açık tartışmalarından biridir.
Son olarak, yaşla ilgili bulguların çoğu Kuzey Amerika ve Avrupa örneklemlerinden geliyor. Türkiye'de, kırsalda, okul geçmişi kısa ya da kesintili olan yetişkinlerde bu desenlerin nasıl göründüğüne dair genelleme bu derste yapılmadı ve yapılmamalı.
Kendin dene
Aklında kalsın
Yetişkin öğrenmesi hem bir kuramlar ailesi hem bir uygulama alanıdır; konusu yetişkin hayatının öğrenmeye koyduğu koşullardır. Yetişkin eğitimi bu öğrenmenin yalnız düzenlenmiş kısmıdır, katılımcının öğrendiği şeylerin çoğu salonun dışında başlar ve orada sürer.
Yaşla bazı kapasiteler değişiyor. İşlem hızı ve çalışma belleği isteyen görevler zorlaşıyor, birikmiş bilgi ise büyüyor. Öğrenmeyi güçlendiren düzeneklerden biri olan sınanma, araştırılan yaş aralığında benzer yarar sağladı; bu bulgunun kurum eğitimine aktarımı ayrıca sınanmalı.
Eğitmen yaşı tek açıklama olarak kullanmaz, ama görevin hangi kapasiteyi istediğini de görmezden gelmez. Kesitteki seçim, Kemal Bey'in yaşını değil, onun elindeki bilgiyi ve görevin hızını hesaba katan bir seçimdi; hangi yolun seçileceği ise salonun ve katılımcının durumuna bağlı.
Sonraki derse köprü
"Yetişkin öğrenmesi" yerine çoğu kitapta, eğitim broşüründe ve sertifika programında başka bir kelime geçer: andragoji. Kelime bir karşıtlık üzerine kuruldu, çocuğun öğrenmesi için pedagoji, yetişkinin öğrenmesi için andragoji. M01-D02 bu ayrımın nereden geldiğini ve yetişkin eğitimi alanına nasıl yerleştiğini izliyor; karşıtlık olarak kurulmuş bir kavramın, iki öğrenme türü arasında aslında olmayan bir sınırı çizip çizmediğini soruyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.