M01-D02
Pedagoji ve andragoji: bir ayrımın tarihi
Andragoji teriminin yetişkin eğitimi alanına nasıl girdiğini ve pedagojiyle karşıtlık olarak kurulmasının sonuçlarını açıklar.
Yetişkin Öğrenmesi Akademisi — M01, Yetişkin öğrenmesine giriş · 3.487 kelime · 15 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 16 dk okuma · 23 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Andragoji kelimesi Knowles'tan çok daha eskidir. 1833'te Kapp'ın Platon kitabında bir bölümün adıydı, unutuldu, 1920'lerde Rosenstock-Huessy ile işçi eğitiminin ve toplumsal onarımın adı olarak döndü. Avrupa'da çoğunlukla bir bilgi alanının adı oldu.
Knowles kelimeyi 1966'da Savićević'ten duydu ve kendi varsayımlar takımına ad olarak verdi. 1970'te pedagojiye karşı diye kurduğu ayrımı 1980'de pedagojiden andragojiye diye yeniden adlandırdı. Bugün dolaşan iki sütunlu tablo, Knowles'un kendisinin geri çektiği karşıtlık okumasına daha yakın.
Eğitmen için pratik sonuç iki soru. Bu metinde andragoji hangi anlamda kullanılıyor? Bu katılımcı bu konuda çizginin neresinde? İkinci soru yaşa sorulmaz, konuya ve duruma sorulur.
Açılış sahnesi
Çanakkale, Kepez'de bir pazar akşamı, sofrası yeni kalkmış bir ev. Ece yirmi üç yaşında, bir lojistik şirketinin insan kaynakları biriminde işe başlayalı dört ay olmuş ve pazartesi günü ilk eğitimini verecek. Dizüstü bilgisayarında bir slayt açık: iki sütunlu bir tablo. Solda "Pedagoji: çocuk, öğretmen merkezli, ezber, dışsal motivasyon", sağda "Andragoji: yetişkin, katılımcı merkezli, deneyim, içsel motivasyon". Tabloyu bir eğitim sitesinden almış.
Dedesi Nurettin Bey yetmiş dört yaşında, gençliğinde matbaada çırak, sonra kırk yıl dizgi ustası. Gözlüğünü takıp ekrana bakıyor. "Sol taraf çocuk mu diyor bu?"
"Evet dede. Çocuklar ezberle öğrenir, yetişkinler deneyimle."
Nurettin Bey gülüyor. "Ben matbaaya on dört yaşında girdim. Ustam bana harf kasasını ezberletmedi; önce kendi diz, dedi, sonra yanlışını gösterdi. Elli yaşımda bilgisayarlı dizgiye geçtik, firma bir mühendis gönderdi, bize üç gün kitapçıktan okudu. Hiçbirimiz öğrenemedik. Şimdi söyle bakalım, on dört yaşımda andragoji mi gördüm, elli yaşımda pedagoji mi?"
Ece bir cevap veremiyor. Nurettin Bey ile Ece bu ders için kurgulandı; tablo ise broşürlerde ve sertifika programlarında gerçekten dolaşıyor. Ece'nin bilmediği şey, tablonun bir tarihi olduğu ve o tarihin içinde tablonun en ünlü yazarının onu bir kez geri çektiği.
Bu derste ne olacak
M01-D01 kapanırken andragojinin çocuk ile yetişkin arasına çektiği çizginin gerçek olup olmadığını sormuştu. Bu ders o soruya bir kelimenin yolculuğunu izleyerek yaklaşıyor: 1833'te Platon üzerine yazılmış bir kitaptan savaş sonrası Almanya'nın işçi eğitimine, Belgrad'dan Boston'a bir yaz kursuna, oradan "pedagojiye karşı" bir alt başlığa ve on yıl sonra o alt başlığın değiştirilmesine.
Koçluk Akademisi 24.1 andragojiyi Knowles'un çerçevesi olarak tanımlamış, varsayımlarını danışanın öğrenmesi açısından ele almıştı. Burada kelimenin Knowles'tan önce ve onun dışında ne anlama geldiğine bakıyoruz, çünkü tabloyu salona taşıyan eğitmen bu tarihin bir okumasını da taşıyor. Kesitte Edirne'de bir eğitmenin kendi slaytı katılımcıların deneyimiyle çatışıyor.
Sıfır noktası
Andragoji kelimesi de aynı kalıptan kurulur: Yunanca erkek, yetişkin anlamındaki aner (tamlayan hâli andros) ile agein. Kökü cinsiyetli olsa da bugün bütün yetişkinleri kapsayan anlamıyla kullanılıyor.
Yaygın yanlış"Andragoji kavramını Malcolm Knowles icat etti."
Kelime Knowles'tan yaklaşık yüz otuz beş yıl önce, 1833'te Alexander Kapp'ın bir kitabında geçiyor ve 1920'lerde Almanya'da, 1950'lerde İsviçre, Almanya, Hollanda ve o zamanki Yugoslavya'da yeniden işleniyor. Knowles'un yaptığı, kelimeyi 1960'ların sonunda kendi geliştirdiği bir varsayımlar takımına ad olarak vermek ve İngilizce konuşulan dünyada bilinir kılmaktı. "Knowles'un andragojisi" doğru bir ad; "andragoji eşittir Knowles" ise tarihi silen bir kısaltma.
Yaygın yanlış"Pedagoji çocuk eğitimi demektir; yetişkine öğreten birinin pedagojiyle işi yoktur."
Bu okuma pedagojiyi dar anlamına indirir. Reischmann'ın Loeng tarafından aktarılan örneklerinde Comenius'un pedagojisi bütün yaşam süresini kapsar, Rousseau Emile'i çocuk kalsın diye değil yetişkinken toplumu değiştirebilecek biri olsun diye yetiştirir. Bir eğitmenin oturum planı, soru sırası ve geri bildirimi pedagojik kararlardır; katılımcının yaşı bunu değiştirmez.
Mekanizma
Kapp: Platon'un içinden çıkan bir bölüm
Kavramın bilinen ilk kullanıcısı Alexander Kapp. 1833'te Platon'un eğitim üzerine yazdıklarını çıkış noktası alan bir kitap yayımladı ve kitabın yetişkinlerin eğitimine ayrılmış bölümüne Andragogik adını verdi. Loeng'in özetine göre Kapp için andragoji karakter oluşumu ve kendini tanıma demekti ve mesleki eğitimde bile karakteri pratik beceriden üstün tutuyordu.
Bugün andragoji çoğu zaman öğretmenin otoritesini gevşeten bir yaklaşım olarak anlatılıyor. Kapp'ın kavramı ise Platon'dan, akıldan ve karakterden geliyordu; otoriteden korkan, onu eleştiren Herbart'tı. Kelime ilk gününden beri, içeriğinden çok çizdiği sınır yüzünden tartışıldı.
Rosenstock-Huessy: savaştan sonra, işçilerle
Kavram 1920'lerde Eugen Rosenstock-Huessy ile geri döndü. Birinci Dünya Savaşı sonrası Almanya'da yetişkin eğitimine yeni bir yön arayan bir grup akademisyenin içindeydi ve 1921'de Frankfurt'ta işçilere üniversite düzeyinde eğitim veren Çalışma Akademisi'ni (Akademie der Arbeit) kurdu. Loeng'in kendi çevirisinden aktardığı 1924 tarihli tanımında andragoji yetişkinlerin okul benzeri bütün eğitimini kapsayan ad; ortaya çıkışı da salt pedagojiden ve salt demagojiden önemli bir kopuş.
Bu tanımda andragojinin karşısında yalnız pedagoji yok, demagoji de var. Rosenstock-Huessy için yetişkin eğitimi toplumsal sorunları çözmeye ve derin sınıf yarılmalarını aşmaya yönelikti. Farklı kesimleri kamu yararına projelerde buluşturan iş kampları bu düşüncenin sahasıydı; Loeng bu kampların 1933'te Hitler iktidara geldiğinde bir telkin aracına dönüştürüldüğünü de not ediyor.
Atlantik'i geçiş: Lindeman ve bir yaz kursu
Rosenstock-Huessy'nin en açık izini taşıyan isim Amerikalı Eduard Lindeman. Lindeman kavramı kendi kuramına ad olarak kullanmadı; yalnız Frankfurt'taki Çalışma Akademisi'nin yöntemlerini anlattığı 1926 tarihli bir makalede ve 1927'de Martha Anderson ile yazdığı bir kitapta andı. O kitaptan Loeng'in aktardığı birkaç cümlede Lindeman, okulların çocuklar için olduğunu, hayatın kendisinin yetişkinin okulu olduğunu, pedagojinin çocuklara öğretme yöntemi, demagojinin yetişkinlerin zihnen aldatıldığı yol, andragojinin ise yetişkin öğrenmesinin gerçek yöntemi olduğunu yazıyor. Kavram Amerika'ya böylece girdi, ama o zaman kullanılmadı.
Otuz dokuz yıl sonra, 1966'da, Belgrad Üniversitesi'nden Dušan Savićević Boston Üniversitesi'nde Malcolm Knowles'un bir yaz kursuna katıldı. Knowles'un 1984'te anlattığına göre Savićević kurs sonunda ona andragoji vaaz edip uyguladığını söyledi. Knowles kelimeyi ilk kez duyuyordu ve onu yıllardır pratiğin içinden geliştirdiği, henüz adı olmayan düşüncesine ad olarak benimsedi.
Loeng burada bir çelişki görüyor: Savićević toplumsal yönü güçlü Doğu Avrupa andragojisinin temsilcisiydi, Knowles'un 1930'lardaki akıl hocası Lindeman da yetişkin eğitimini toplumsal değişimin aracı sayıyordu; Knowles'un andragojisi ise bireyin kendini gerçekleştirmesine yöneldi.
Knowles: "pedagojiye karşı"
Knowles kelimeyi ilk kez 1968'de Adult Leadership dergisinde yayımlanan kısa bir makalede kullandı. Makalenin başlığında kelime "androgogy" diye yazılmıştı; Knowles sonradan bunun bir yazım hatası olduğunu kabul etti. 1970'te yayımlanan kitabının alt başlığı kavramı Amerika'da tanınır kıldı: The Modern Practice of Adult Education: Andragogy versus Pedagogy. Knowles andragojiyi yetişkinlerin öğrenmesine yardım etme sanatı ve bilimi diye tanımladı ve yetişkin öğrene dair bir varsayımlar takımıyla açıkladı. Bu varsayımların sayısı ve adları baskıdan baskıya değişti; 1970 baskısında sorun merkezlilik denilen yönelim 1980'de başka bir adla yazıldı, 1984'te listeye motivasyon eklendi. Varsayımları kaynağından M02-D01 okuyacak; burada alt başlığın kaderine bakıyoruz.
Karşıtlık okumasında eğitmenin sorusu "bunlar yetişkin mi?" olur ve cevap her zaman evettir. Süreklilik okumasında soru "bu katılımcı bu konuda çizginin neresinde?" olur ve cevap aynı katılımcıda konudan konuya değişir. Nurettin Bey'in sorusu buydu: elli yaşındaki usta bilgisayarlı dizgide yeniden acemiydi ve kitapçıktan okunan anlatım ona ne yapı ne deneyim veriyordu.
Kuzey Avrupa: kelimeye ihtiyaç duymayan bir gelenek
Loeng'in aktardığına göre İskandinav ülkelerinde andragoji terimi tutunmadı, çünkü güçlü bir halk eğitimi geleneği aynı idealleri zaten taşıyordu. Araştırma yapıldı, ama yetişkin pedagojisi, yetişkin öğrenmesi ve yaşam boyu öğrenme adlarıyla.
Üç kart birlikte okunduğunda andragoji bir bulgunun adı olmaktan çok bir tartışmanın adı gibi görünüyor. Kelime aynı kalırken ne gösterdiği yüzyıldan yüzyıla, ülkeden ülkeye değişti: Kapp'ta karakter oluşumu, Rosenstock-Huessy'de toplumsal onarım, Belgrad'da bir üniversite disiplini, Knowles'ta bir eğitmenin tasarım varsayımları.
Yaygın yanlış"Andragoji yetişkin öğrenmesinin bilimsel adıdır; kullanan herkes aynı şeyi kasteder."
Loeng, İngilizce yazılmış çalışmalarda bile yazarın andragojiyi yetişkin eğitiminin genel adı olarak mı, yoksa Knowles'un belirli yaklaşımının adı olarak mı kullandığının çoğu zaman belirsiz kaldığını gösteriyor. Bir makalede okunan "andragoji eleştirisi" çoğu zaman yalnız Knowles'un yaklaşımının eleştirisidir. Bir metni okurken ilk soru kelimenin hangi anlamda kullanıldığıdır.
Sınıftan bir kesit
Bu sahnedeki eğitmen ve katılımcılar kurguladığımız kişiler; kurs ve kurum da öyle. Edirne'de bir mesleki eğitim merkezi, salı sabahı. Usta öğreticiler için beş haftalık bir "yetişkine öğretmek" kursu. Eğitmen Gülay Hanım kırk yedi yaşında, eski sınıf öğretmeni, şimdi kurum eğitimleri veriyor. Katılımcılardan Recep Usta elli altı yaşında, otuz yıllık kaynakçı; sabahları çıraklara, akşamları meslek edinmek isteyen yetişkinlere kaynak öğretiyor. Zehra otuz üç yaşında; kreş öğretmenliğinden aşçılığa geçmiş ve bu yıl ilk kez yetişkinlere pastacılık kursu veriyor.
Gülay Hanım ekrana kendi hazırladığı slaytı getiriyor: solda "Pedagoji: çocuk", sağda "Andragoji: yetişkin" ve altlarında beşer satır. "Bu kursun bütün mantığı bu tabloda," diyor. "Sizin karşınızdaki insanlar sağ sütunda."
Katılımcı (Zehra) elini kaldırıyor: «Hocam, ben kreşte de çocuklara önce ne bildiklerini sorardım. Ekmeği kim yapar, evde kim pişirir, oradan başlardım. Sol sütunda "öğretmen merkezli, ezber" yazıyor. Ben o zaman sağ sütundaymışım, öyle mi?»
Birkaç kişi gülüyor. Katılımcı (Recep Usta) kollarını göğsünde kavuşturmuş, bakışını tablodan ayırmadan konuşuyor: «Bizde fark yok ki. Çırak on altı yaşında, akşamki kurstaki adam kırk beş. İkisine de önce gösteririm, sonra elektrodu eline veririm, yanlışını yanında düzeltirim. Hangisi hangi sütun, ben bilmem.»
Eğitmen: «Recep Usta, kırk beş yaşındaki katılımcınıza gösterirken çıraktan farklı yaptığınız bir şey var mı?»
Katılımcı (Recep Usta): «Var. Çırak sormaz, ben anlatırım. Büyükler sorar: bu kaynak hangi işte geçer, belgesi var mı, şantiyede kaç para eder. Cevabını bilmezsem dinlemezler.»
Gülay Hanım bir an slayta bakıyor.
Tabloyu savunabilir: Zehra'nın kreşteki uygulaması istisnadır, Recep Usta'nın gözlemi de sağ sütunu doğruluyor. Bu yol kursun çerçevesini korur, ama ölçülebilir bir tarihsel iddia taşıyor: tablonun "pedagojiye karşı" okuması 1970 baskısının alt başlığıdır ve Knowles 1980 baskısında o alt başlığı değiştirmişti. Gülay Hanım tabloyu Knowles'un adıyla savunursa Knowles'un kendisinin geri çektiği bir okumayı savunmuş olur.
İkinci bir yol, tabloyu kaldırıp o anda bir çizgi çizmek: bir ucunda "bu konuda yeni, yapı istiyor", öteki ucunda "bu konuda deneyimli, kendi yolunu seçebilir". Sonra Zehra'dan ve Recep Usta'dan kendi öğrencilerini bu çizgiye yerleştirmelerini istemek. Bu yol süreklilik okumasını katılımcıların deneyiminden kurar; bedeli, kursun ilk tablosunun herkesin önünde terk edilmesi ve sonraki slaytlara şüpheyle bakılması. Bunun bir kayıp mı, istenen bir alışkanlık mı olduğu salona göre değişir.
Üçüncü bir yol tabloyu tutup sütun başlıklarını değiştirmek: "çocuk" ve "yetişkin" yerine "bu konuda acemi" ve "bu konuda deneyimli". Satırlar kalır, yaşla bağ kesilir. Recep Usta'nın gözlemi de bunu destekliyor: farkı yaratan katılımcının yaşından çok öğrendiğinin işte neye yarayacağını bilme isteği. Bu Knowles'un varsayımlarından birine yakın; kendi dersi M02-D02.
Gülay Hanım kumandayı masaya bırakıyor. «Zehra, kreşteki o ekmek sorusunu bir daha anlatır mısın? Yalnız bu sefer şunu da söyle: hangi çocuk o soruya hemen cevap verdi, hangisi vermedi?»
Kesit burada kalıyor. Gülay Hanım'ın sorusu tabloyu ne savunuyor ne kaldırıyor; önce Zehra'nın deneyimini ayrıntısıyla salona getiriyor. Bu bir üslup seçimi ve tek doğrusu yok. Ölçülebilir olan yalnızca şu: eğitmen tabloyu Knowles'a dayanarak savunacaksa, Knowles'un hangi baskısına dayandığını bilmek zorunda.
Usta katmanı
Deneyimli eğitmen kelimenin hangi anlamını kullandığını bilir. "Andragojik yaklaşım" okuyan biri Knowles'un varsayımlarını, yetişkin eğitimi alanını ya da yalnızca "katılımcılı" bir üslubu anlayabilir.
Karşıtlık okuması bir katılımcıyı küçümsemenin aracı da olabilir: "bu pedagojik bir beklenti" demek, yönerge isteyen bir yetişkine çocuksu olduğunu söylemenin akademik yoludur. Süreklilik okuması aynı isteği konuya bağlar.
Avrupa geleneğinin toplumsal yönü de bir soru bırakır: bu eğitim bir toplulukta neye hizmet ediyor? İş kamplarının telkin aracına dönüşmesi, o amacın kimin elinde olduğunun da sorulması gerektiğini gösteriyor; etik sınırı M04-D06'nın konusu.
Yaygın yanlış"Knowles sonradan andragojinin çocuklara da uygulanabileceğini söylediyse kuramını terk etmiştir; andragoji artık geçersizdir."
Knowles'un alt başlığı değiştirmesi ve varsayımların bazı durumlarda çocuklara da uyabileceğini kabul etmesi, varsayımların yaşa bağlı bir doğa yasası olmadığını gösterir. Varsayımların tasarım soruları olarak işe yarayıp yaramadığı ise ayrı bir sorudur ve her biri M02'de ayrı ayrı tartılacak. Bir çerçevenin sınırını kabul etmek onu terk etmek değildir.
Kanıtın sınırı
Bu dersin kartları bir kavramın tarihini kaydediyor; bir öğretim yönteminin işe yarayıp yaramadığını göstermiyor. Tarihsel kayıt etiketi bu yüzden seçildi ve Savićević'in sınıflaması bir uzmanın karşılaştırmalı okuması olarak etiketlendi. Bilgi büyük ölçüde tek bir derleme makalesinden, Loeng'in 2018 tarihli çalışmasından geliyor; Loeng Almanca kaynakları kendisi çeviriyor ve sözler bu derse iki dil değiştirerek ulaştı. Ayrıntıda başka bir tarihçinin farklı vurgu yapması mümkün.
Tartışmalı kalan bir nokta, karşıtlık eleştirisinin içeriği. Çocuk ile yetişkin arasındaki farkın tür değil derece farkı olduğu bir eleştirmenin önerisi; bunun öğrenmenin kendisi hakkında sınanmış bir bulgu olduğu bu dersten çıkmıyor. Yaşla neyin değişip neyin değişmediğine dair görgül çerçeve M01-D01'in kartlarında kurulmuştu ve oradaki genelleme sınırları burada da geçerli.
Bilinmeyen bir başka alan, Türkiye'de kavramın nasıl yerleştiği. Bu ders Türkçe yetişkin eğitimi literatüründe andragoji kelimesinin ne zaman ve hangi gelenekten girdiğine dair bir tarih kurmadı. Türkçe bir metinde kelimenin hangi anlamda kullanıldığını sormak bu yüzden okurun en güvenilir aracı.
Kendin dene
Aklında kalsın
Andragoji kelimesi Knowles'tan çok daha eskidir. 1833'te Kapp'ın Platon kitabında bir bölümün adıydı, unutuldu, 1920'lerde Rosenstock-Huessy ile işçi eğitiminin ve toplumsal onarımın adı olarak döndü. Avrupa'da çoğunlukla bir bilgi alanının adı oldu.
Knowles kelimeyi 1966'da Savićević'ten duydu ve kendi varsayımlar takımına ad olarak verdi. 1970'te pedagojiye karşı diye kurduğu ayrımı 1980'de pedagojiden andragojiye diye yeniden adlandırdı. Bugün dolaşan iki sütunlu tablo, Knowles'un kendisinin geri çektiği karşıtlık okumasına daha yakın.
Eğitmen için pratik sonuç iki soru. Bu metinde andragoji hangi anlamda kullanılıyor? Bu katılımcı bu konuda çizginin neresinde? İkinci soru yaşa sorulmaz, konuya ve duruma sorulur.
Sonraki derse köprü
Andragoji kelimesinin hikâyesi yetişkin eğitimi geleneğinin içinde geçti: Kapp'tan Rosenstock-Huessy'ye, Savićević'ten Knowles'a. Ama yetişkinin nasıl öğrendiği sorusuna bu gelenek tek başına cevap vermiyor. Belleği laboratuvarda ölçen bilişsel psikoloji ve eğitimin işe yarayıp yaramadığını iş yerinde soran kurum içi eğitim de aynı soruyu soruyor, başka yöntemlerle ve başka kelimelerle. M01-D03 alanın bu üç kaynağını bir araya getiriyor ve aynı iddianın her birinde nasıl farklı bir sınava girdiğini gösteriyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.