İçeriğe geç

M01-D02

İktidarın üç yüzü

Karar verme, gündem dışı bırakma ve tercihleri biçimlendirme olarak iktidarın üç yüzünü örneklerle ayırır.

Siyasal Bilimler Akademisi — M01, Siyaset nedir · 2.976 kelime · 12 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Etik, Siyaset ve Toplum Akademisi’nde: P18-D07-M01

Sosyoloji Akademisi’nde: ALN-407-01

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

İktidar bir ilişkidir: bir aktörün başka bir aktörün davranışını, seçeneklerini ya da isteklerini kendiliğinden yapacağından farklı bir yöne çevirebilmesidir.

Birinci yüz açık anlaşmazlıkta kimin kazandığına bakar ve en kolay ölçülendir. İkinci yüz neyin gündeme hiç gelmediğine bakar; gündemi belirleyen, neyin oylanacağını da belirler. Üçüncü yüz insanların neyi isteyeceğinin biçimlenmesine bakar ve hem en derin hem de en tartışmalı olanıdır.

Bir yüzden ötekine geçtikçe kavram genişler ama ölçüm zorlaşır. Görünmeyen bir iktidar iddiası, karşılaştırma ya da katılım yolları açıldığında ne olduğu gibi dolaylı gözlemlerle desteklenmelidir.

Sessizlik ne kendiliğinden memnuniyettir ne de kendiliğinden baskı; hangisi olduğu ayrıca sorulması gereken bir sorudur.

Açılış sahnesi

Çınarlı Belediyesi'nin meclis salonu, ayın ilk pazartesisi. On beş sandalye, uzun bir masa, duvarda ilçenin eski bir haritası. Gündemde yedi madde var: iki imar değişikliği, bir park adı, mezarlık genişletmesi, iki kira ihalesi ve yeni bir halk otobüsü hattı. Toplantı üç saat sürüyor, yedi maddenin altısı oy çokluğuyla, biri oy birliğiyle kabul ediliyor.

Dinleyici sıralarında Cemil Usta oturuyor. Kaportacı, esnaf odasının başkanı. Bir yıldır sanayi sitesinin şehir dışına taşınacağı konuşuluyor; esnaf, kiraların ve yolun ne olacağını bilmiyor. Cemil Usta bu toplantıya o konu açılır diye geldi. Konu açılmıyor. Toplantı bitince koridorda bir meclis üyesine soruyor. Üye omuz silkiyor: "Gündemde yoktu ki Usta. Gündemde olmayan şey konuşulmaz."

Aynı akşam, ilçenin tek yerel gazetesinin editörü Saadet, belediyenin ilan ve reklam bütçesiyle ayakta duran gazetesi için ertesi günün haberini yazıyor. Sanayi sitesi meselesini biliyor. Haberi yazıp yazmamayı bir süre düşünüyor, sonra meclisin kabul ettiği yedi maddeyi yazıp dosyayı kapatıyor. Kimse ona yazma dememiş.

Toplantı salonunda kimse kimseye bir şey dayatmadı. Yine de o gün Çınarlı'da iktidar kullanıldı. Sorun, bunun tam olarak nerede ve kim tarafından yapıldığını göstermek.

Bu derste ne olacak

M01-D01'de siyaseti, bağlayıcı ortak kararın alındığı yer olarak tanımladık. Bu ders o kararın arkasındaki güce, yani iktidara bakıyor ve siyaset biliminin yarım yüzyıldır sürdürdüğü bir tartışmayı izliyor. Tartışma üç adımda büyüdü. Önce iktidar, açık bir anlaşmazlıkta kimin kazandığı olarak tanımlandı. Sonra bazı araştırmacılar, asıl gücün bazı konuların hiç tartışmaya gelmemesinde yattığını söyledi. Son adımda biri daha ileri gitti: en etkili iktidar, insanların neyi isteyeceğini biçimlendiren iktidardır. Bu üç yüzün her birini Çınarlı'da ve gerçek araştırmalarda göreceğiz. Ardından en zor soruya geleceğiz: görünmeyen bir şeyi nasıl ölçeriz ve ölçemiyorsak onu iddia etmeye hakkımız var mı?

Sıfır noktası

Gündelik dilde iktidar çoğu zaman hükümetin adıdır: "iktidar ve muhalefet". Siyaset biliminde ise kelime bir ilişkiyi anlatır: iki taraf arasında kurulan ve iki tarafı da içine alan bir bağı. Bir iktidar ilişkisi, bir tarafın ötekinin davranışını, seçeneklerini ya da isteklerini değiştirebildiği her yerde vardır.

Bu tanımdaki üç kelime, dersin üç yüzüne karşılık geliyor: davranış, seçenekler ve istekler. Hangisinin iktidarın asıl alanı olduğu, siyaset bilimcileri ayıran sorudur. Felsefe tarafında güç kavramlarının ayrımı Etik, Siyaset ve Toplum Akademisi'nin P18-D07-M01 modülünde, toplumsal yapı tarafındaki karşılığı Sosyoloji Akademisi'nin ALN-407-01 dersinde işleniyor; burada sorumuz, iktidarın nasıl gözlemleneceği ve ölçüleceği.

Yaygın yanlış"İktidar, iktidardaki partinin elindeki şeydir."
Doğrusu

Bu cümle bir seçim sonucunu bir kavramla karıştırıyor. Hükümet kurmak büyük bir iktidar kaynağıdır ama iktidar oraya sıkışmaz. Gündemi belirleyen bir meclis başkanı, tek büyük işveren olan bir fabrika, bir haberi yayımlayıp yayımlamamaya karar veren bir editör de iktidar kullanır. Muhalefetteki bir grup da bir yasayı geciktirebildiği ölçüde iktidar sahibidir.

İşleyiş

Birinci yüz: kimin kazandığı

Siyaset bilimcilerin iktidarı ölçmek için ilk sistemli önerisi en sezgisel olanıydı: bir anlaşmazlıkta kim istediğini aldıysa, iktidar ondadır. Robert Dahl 1957'de bunu kısa bir formüle bağladı: A, B'ye başka türlü yapmayacağı bir şeyi yaptırabildiği ölçüde B üzerinde iktidar sahibidir.

Bu tanımın gücü, gözlemlenebilir olmasıdır. Bir meclis tutanağına, bir oylamanın sonucuna, bir kararın kimin önerisine benzediğine bakarak iktidarın izini sürebilirsiniz. Dahl bu yöntemi bir şehrin tamamına uyguladı.

İkinci yüz: neyin konuşulmadığı

Dahl'ın yöntemine en etkili itiraz 1962'de Peter Bachrach ve Morton Baratz'dan geldi. Onlara göre iktidarın ikinci bir yüzü vardı: bazı konuların karar masasına hiç gelmemesini sağlamak. Bir grup, tartışmayı kazanmak zorunda kalmadan, tartışmanın başlamasını engelleyerek de istediğini alabilir. Gündemi kim belirliyorsa, neyin oylanacağını da o belirler.

Cemil Usta'nın bir yıldır beklediği konu tam olarak buydu. Meclis toplantısında hiçbir oylama kaybetmedi, çünkü sanayi sitesi oylamaya hiç gelmedi. Birinci yüzün araçlarıyla bakan bir araştırmacı Çınarlı'da bu konuda iktidar kullanıldığını göremezdi: tutanakta tek satır yok.

İkinci yüzün en çok alıntılanan araştırması, iki Amerikan şehrinin hava kirliliğine verdiği tepkiyi karşılaştırdı.

Crenson'ın vakasında dikkat çekici olan, şirketin hiçbir şey yapmamış görünmesidir. Belediye yöneticileri, şirketin tepkisini önceden tahmin edip konuyu kendileri açmadılar. İktidar burada bir eylem olarak değil, bir beklenti olarak işliyordu.

Yaygın yanlış"Kimse yasaklamadıysa ortada bir baskı yoktur."
Doğrusu

Bu cümle iktidarı yalnızca açık emir ve yasak olarak görüyor. Saadet örneğinde ve Crenson'ın şehrinde kimse bir şey yasaklamadı; insanlar karşı tarafın tepkisini önceden hesaplayıp kendi davranışlarını değiştirdi. Beklenen tepkinin davranışı biçimlendirmesi, açık bir yasaktan daha zor görülür ama daha az etkili değildir. Bunun bir baskı mı yoksa makul bir ihtiyat mı olduğu ise ayrıca tartışılabilir.

Üçüncü yüz: neyin istendiği

1974'te Steven Lukes, iki yüzün de bir şeyi gözden kaçırdığını savundu. İki yaklaşım da, iktidarın gözlemlenebilir bir anlaşmazlık olduğunda, açık ya da gizli bir şikâyet bulunduğunda işlediğini varsayıyordu. Lukes ise iktidarın en etkili biçiminin, şikâyetin hiç oluşmamasını sağlamak olduğunu söyledi. Sorusu kısaydı: başkalarına, senin istediğin şeyleri istemelerini sağlamak, iktidarın en üstün biçimi değil midir?

Üçüncü yüzde iktidar, insanların neyi doğal, neyi kaçınılmaz, neyi istenir saydığını biçimlendirir. Eğitim, gelenek, medya ve gündelik dil bu biçimlenmenin kanallarıdır. Bu yüzün en tartışmalı yanı da buradadır: insanlar istedikleri şeyi aldıklarında bile iktidar altında olabilirlerse, onların gerçekte neyi isteyeceklerini kim bilecek?

Yaygın yanlış"İnsanlar şikâyet etmiyorsa memnundur."
Doğrusu

Şikâyet yokluğu memnuniyetin bir işareti olabilir, ama tek açıklaması değildir. İnsanlar bir durumu değiştirilemez sanıyor olabilir, şikâyetin bir bedeli olacağından korkuyor olabilir ya da daha iyisini hiç görmemiş olabilir. Bunlardan hangisinin geçerli olduğu, gözlemle ayırt edilmesi gereken bir sorudur; sessizliği peşinen memnuniyet ya da baskı diye okumak, sorunun cevabını sormadan vermektir.

Usta katmanı

Görünmeyeni ölçmek

Üç yüz kavramsal olarak birbirinin üstüne inşa ediliyor ama yöntem açısından ters bir sıra izliyor. Birinci yüzü ölçmek görece kolaydır: tutanak, oylama, kararın içeriği. İkinci yüzü ölçmek zorlaşır: gündeme gelmeyen bir konuyu bulmak için önce neyin gündeme gelmesi gerektiğini söylemek gerekir. Üçüncü yüzde ise ölçüm neredeyse kavramın kendisiyle çatışır: oluşmamış bir şikâyeti nasıl gözlemleriz?

Crenson ve Gaventa bu sorunu karşılaştırmayla aşmaya çalıştı. Crenson, iki benzer şehrin aynı soruna farklı tepki vermesinden yola çıktı: biri konuyu gündeme alabildiyse, ötekinde onu engelleyen bir şey olmalıydı. Gaventa, aynı vadide iktidar ilişkileri gevşediğinde, yani katılım yolları açıldığında, sessizliğin kırılıp kırılmadığına baktı. İki yöntem de bir karşı durumu, yani iktidar olmasaydı ne olacağını, gözlemlenebilir bir karşılaştırmaya çevirmeye çalışıyor.

Beklenen tepki ve kendi kendine sansür

İkinci ile üçüncü yüz arasındaki sınır her zaman net değildir. Saadet'in yazmadığı haber ikinci yüze yakındır: bir konu, egemen aktörün beklenen tepkisi yüzünden gündeme gelmiyor. Fabrika işçilerinin öksürüğü ise üçüncü yüze yakındır: şikâyetin kendisi oluşmuyor. Aradaki fark, kişinin konuyu bir sorun olarak görüp görmediğidir. Saadet sorunu biliyor ama yazmıyor; işçiler sorunu bir sorun olarak görmüyor.

Tartışmanın tarafları

Üç yüz tartışması bir kavram tartışması olduğu kadar bir yöntem ve bir değer tartışmasıdır. Taraflar olguların bir kısmında anlaşır: herkes Crenson'ın şehirlerinde farklı tarihlerde düzenleme yapıldığını kabul eder. Ayrıldıkları yer, görünmeyen bir şeyi iktidar diye adlandırmanın ne zaman meşru bir bilimsel hamle, ne zaman doğrulanamaz bir iddia olduğudur.

Ayrılık iki kaynaktan besleniyor. Biri yöntemle ilgili ampirik bir soru: görünmeyen bir şeyin nedeni ne kadar güvenilir biçimde gösterilebilir? Öteki bir değer sorusu: insanların kendi isteklerine dair beyanlarına ne kadar güvenilmeli ve onların "gerçek" isteklerinden söz etmek ne zaman bir özgürleştirme, ne zaman bir vesayet olur?

Türkiye'den bakış

Türkiye'de ikinci yüzün en kolay okunabildiği yerlerden biri yerel meclislerin gündemidir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'na göre ayın ilk toplantısının gündemi belediye başkanı tarafından belirlenir ve üyelere en az üç gün önceden bildirilir. Meclis üyeleri ve başkan, belediyenin işleriyle ilgili konuların gündeme alınmasını önerebilir; ama öneri ancak toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kabul edilirse gündeme girer. Bu düzenleme, gündemi belirleme gücünü başkanda ve meclis çoğunluğunda toplar. Azınlıktaki bir üye bir konuyu konuşturmak istese bile, çoğunluk istemezse konu oylamaya gelmez. Cemil Usta'nın sanayi sitesi meselesi bu kuralın içinde gündem dışında kalabilir ve tutanakta hiç iz bırakmaz.

Üçüncü yüz tartışması Türkiye'de özellikle toplumsal cinsiyet ve kır-kent farkları üzerine yapılan araştırmalarda karşımıza çıkar: bir tercihin ne kadar özgür olduğu sorusu, kız çocuklarının eğitimi ya da kadınların çalışma hayatına katılımı tartışılırken sık sık sorulur. Bu tartışmanın her iki tarafı da Türkiye'de güçlü biçimde savunulur ve dersin taraflar bölümündeki ayrılık burada da aynen tekrarlanır.

Kanıtın sınırı

Üç yüzün kanıt düzeyi yüzden yüze düşer. Birinci yüze dair bulgular tutanaklara ve oylamalara dayanır ve en sağlam olanlardır; ama Dahl'ın çalışması tek bir şehre ve belli bir döneme aittir ve çoğulcu sonucu, yöntemin gündem dışı konuları görmemesinden etkilenmiş olabilir. Crenson'ın iki şehir karşılaştırması güçlü bir kurgu sunar ama iki şehir arasındaki farkın başka nedenleri tamamen dışlanamaz. Gaventa'nın vadisi tek bir topluluktur ve sessizliğin nedenine dair yorum tartışmaya açıktır.

Üçüncü yüz için açık soru daha temeldir: insanların iktidar olmasaydı ne isteyeceklerini doğrudan gözlemlemenin bir yolu yok. Katılım yolları açıldığında sessizliğin bozulması gibi dolaylı gözlemler bir ipucu verir, ama kesin bir kanıt değildir. Bu yüzden üçüncü yüze dair iddialar, ampirik bir bulgu ile yorum arasında bir yerde durur ve öyle okunmalıdır.

Kendin dene

Aklında kalsın

İktidar bir ilişkidir: bir aktörün başka bir aktörün davranışını, seçeneklerini ya da isteklerini kendiliğinden yapacağından farklı bir yöne çevirebilmesidir.

Birinci yüz açık anlaşmazlıkta kimin kazandığına bakar ve en kolay ölçülendir. İkinci yüz neyin gündeme hiç gelmediğine bakar; gündemi belirleyen, neyin oylanacağını da belirler. Üçüncü yüz insanların neyi isteyeceğinin biçimlenmesine bakar ve hem en derin hem de en tartışmalı olanıdır.

Bir yüzden ötekine geçtikçe kavram genişler ama ölçüm zorlaşır. Görünmeyen bir iktidar iddiası, karşılaştırma ya da katılım yolları açıldığında ne olduğu gibi dolaylı gözlemlerle desteklenmelidir.

Sessizlik ne kendiliğinden memnuniyettir ne de kendiliğinden baskı; hangisi olduğu ayrıca sorulması gereken bir sorudur.

Sonraki derse köprü

Bu derste iktidarın, istenmeyen bir şeyi yaptırabilme ya da istenen şeyi biçimlendirebilme kapasitesi olduğunu gördük. Ama insanlar her güce aynı biçimde boyun eğmez. Cemil Usta belediye meclisinin kararına itiraz edebilir, ama kararın kendisine uyar; bir silah zoruyla verilen emre ise başka nedenlerle uyar. Bir gücü kabul edilebilir kılan şey nedir? M01-D03, iktidarın otoriteye dönüştüğü yeri ve meşruiyetin kaynaklarını ele alacak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?